←

Haber

DERGİ.social · AKIŞ

Kırmızı Kartın Çevirdiği Maç

Göztepe, Eyüpspor deplasmanında 4-0 kazanarak Süper Lig'in yedinci haftasının en farklı galibiyetlerinden birini elde etti. Fakat karşılaşmayı yalnızca dört golle açıklamak eksik olur. Eyüpspor 10. dakikada Ahmed Abdullahi'nin kırmızı kartıyla on kişi kalmasına rağmen yüzde 53 topa sahip oldu. Göztepe ise yüzde 47 topla oynayarak rakip yarı sahada 182 isabetli pas yaptı, ceza sahasında 35 kez topla buluştu ve 3,21 beklenen gol üretti. Devre arasında oyuna giren André'nin üç golü ve kaleci Arda Özcimen'in kurtarışları, sonucun oluşmasında belirleyici oldu. Maçın temel dersi, topa sahip olmakla oyunu kontrol etmenin birbirinden ne kadar farklı olduğu.

Eyüpspor topu kullandı, Göztepe oyunu kazandı: 0-4’ün arkasındaki futbol

1. Maçın genel görünümü: Onuncu dakikada değişen, devre arasında kopan karşılaşma

Eyüpspor ile Göztepe arasındaki karşılaşmanın hikâyesi henüz ilk on dakikada değişti. Ev sahibi takım 5-3-2, deplasman ekibi ise 3-4-1-2 dizilişiyle sahaya çıktı. Her iki takım da üçlü ya da beşli savunma bağlantılarına dayanan bir yerleşimle başladı. Ancak bu dizilişlerin doksan dakika boyunca aynı biçimde işlemesini beklemek mümkün değildi.

Çünkü 10. dakikada Eyüpspor’un hücum oyuncusu Ahmed Abdullahi kırmızı kart gördü. Ev sahibi, maçın neredeyse tamamını bir oyuncu eksik geçirmek zorunda kaldı.

Bu olayın hemen ardından, 11. dakikada Juan’ın penaltı golüyle Göztepe 1-0 öne geçti. Penaltının beklenen gol değeri 0,79’du. Böylece Eyüpspor iki önemli dezavantajla karşı karşıya kaldı: Bir oyuncu eksikti ve henüz ilk bölümde skor üstünlüğünü kaybetmişti.

Bu iki gelişme, maçın geri kalanındaki oyun düzenini doğrudan etkileyebilecek nitelikteydi. Eyüpspor artık topu daha dikkatli kullanmak, savunma ile orta saha arasındaki mesafeleri korumak ve geriden gelmek için hücum fırsatı yaratmak zorundaydı. Göztepe ise skor ve oyuncu sayısı avantajına sahipti.

Ancak karşılaşmanın ilk yarısı, dört farklı biten skorun düşündürdüğü kadar tek taraflı değildi.

FotMob’un tekil şut kayıtları üzerinden hesaplandığında ilk yarıda Göztepe yaklaşık 1,00 xG, Eyüpspor ise yaklaşık 0,72 xG üretti. Üstelik Göztepe’nin ilk yarıdaki gol beklentisinin 0,79’u penaltıdan kaynaklanıyordu.

Bu veri önemli. Çünkü Göztepe erken avantajı elde etmesine rağmen ilk yarının geri kalanında yüksek sayıda açık oyun fırsatı oluşturamadı.

Eyüpspor ise eksik olmasına rağmen bazı tehlikeli pozisyonlar buldu. Özellikle 39. dakikada Zak Jules’ün yakaladığı fırsat çok önemliydi. Jules’ün duran toptan gelişen pozisyondaki vuruşu 0,56 xG değerindeydi. Başka bir ifadeyle, maçın en yüksek gol olasılığına sahip penaltı dışı fırsatlarından biriydi.

Ancak vuruş isabetsiz sonuçlandı.

Bu pozisyon gol olsaydı, Eyüpspor’un eksik kaldığı karşılaşmanın ilk yarısını beraberlikle tamamlaması mümkün olacaktı. Göztepe açısından da ikinci yarıya 1-1 ile çıkmak, 1-0 üstünlükle çıkmaktan çok farklı bir psikolojik ve taktik durum yaratabilirdi.

Fakat devre 1-0 tamamlandı.

Maçın ikinci büyük kırılma noktası devre arasındaki oyuncu değişikliğiydi.

Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Janderson’un yerine André’yi oyuna aldı. Bu tercih, karşılaşmanın skorunu doğrudan değiştiren müdahaleye dönüştü.

André oyuna girdikten yalnızca üç dakika sonra, 49. dakikada 0,23 xG değerinde bir fırsat buldu. Vuruşu kurtarıldı.

Beş dakika sonra, 54. dakikada Richard Akonnor’un asistinde gol attı. Bu golün şut öncesi değeri 0,25 xG’ydi.

  1. dakikada bir kez daha sahneye çıktı. Bu kez 0,57 xG değerindeki fırsatı gole çevirerek skoru 3-0 yaptı.

Böylece ilk yarının tamamında yalnızca bir gol atan Göztepe, ikinci yarının başlangıcından sonraki 13 dakika içerisinde iki gol daha buldu.

Bu bölüm, maçın asıl kopma anıydı.

Eyüpspor 60. dakikada üç oyuncu değişikliği gerçekleştirerek oyuna müdahale etti. Ancak skor 3-0’a gelmişti. Üstelik takım hâlâ bir oyuncu eksikti.

  1. dakikada Göztepe bir penaltı daha kazandı. André bu kez penaltıyı gole çevirdi ve kendisinin üçüncü, takımının dördüncü golünü attı.

Karşılaşmanın geri kalan bölümünde Eyüpspor skoru değiştirebilecek bir fırsat daha yakaladı. Lenny Pintor’un 82. dakikadaki 0,56 xG değerindeki vuruşunu kaleci Arda Özcimen kurtardı.

Bu da Eyüpspor’un maç boyunca kaçırdığı iki büyük fırsattan ikincisiydi.

Sonuçta Göztepe 4-0 kazandı. Ancak karşılaşmanın hikâyesini iki ayrı bölümde değerlendirmek gerekiyor.

İlk bölümde Göztepe sayısal üstünlüğüne ve penaltı golüne rağmen çok yüksek bir açık oyun üretimi sağlayamadı. İkinci bölümde ise André’nin oyuna girişiyle hücum etkinliğini artırdı, daha kaliteli fırsatlar yarattı ve farklı galibiyete ulaştı.

Bu nedenle sonucun belirleyici faktörleri yalnızca kırmızı kart ve penaltılar değil; Göztepe’nin ikinci yarıdaki hücum performansı ve Eyüpspor’un kaçırdığı iki önemli fırsattı.

2. Oyun kalitesi: Eyüpspor yüzde 53 topla oynadı ama oyunu gerçekten kontrol edebildi mi?

Karşılaşmanın en şaşırtıcı istatistiği, on kişi kalan Eyüpspor’un topa sahip olma oranının yüzde 53 olması.

İlk bakışta bu rakam, ev sahibinin oyundan tamamen düşmediği ve rakibine karşı belirli bir direnç oluşturduğu şeklinde yorumlanabilir.

Bu yorum kısmen doğru olabilir. Ancak topa sahip olma oranını diğer verilerle birlikte değerlendirdiğimizde tamamen farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

Eyüpspor maç boyunca 417 pas denemesinde bulundu ve 329’unu tamamladı. Göztepe ise 360 pasın 296’sında başarılı oldu.

Yani Eyüpspor hem topa daha fazla sahip oldu hem de daha fazla isabetli pas yaptı.

Fakat bu pasların nerede yapıldığına bakıldığında asıl fark görülüyor.

Eyüpspor’un 329 isabetli pasının 266’sı kendi yarı sahasında, yalnızca 63’ü rakip yarı sahada gerçekleşti.

Göztepe’de ise 296 başarılı pasın 114’ü kendi yarı sahasında, 182’si rakip yarı sahada yapıldı.

Bu veriler iki takımın futbolunu çok açık biçimde ayırıyor.

Eyüpspor isabetli paslarının yaklaşık yüzde 81’ini kendi yarı sahasında gerçekleştirdi.

Göztepe ise başarılı paslarının yaklaşık yüzde 61’ini rakip yarı sahada yaptı.

Başka bir ifadeyle Eyüpspor topu daha fazla kullanıyor görünürken Göztepe topu çok daha tehlikeli alanlarda kullanıyordu.

Bu nedenle yüzde 53’lük topa sahip olma oranı, Eyüpspor’un oyun üstünlüğü kurduğu anlamına gelmiyor.

Tam tersine, sayısal eksiklik nedeniyle topu kendi yarı sahasında dolaştırmak zorunda kalmış olması ihtimali üzerinde durmak gerekiyor.

Göztepe ise daha az toplam pas yapmasına rağmen hücum bölgelerine daha etkili yerleşti.

Bunun en güçlü kanıtı ceza sahası dokunuşları.

Eyüpspor rakip ceza sahasında yalnızca 10 kez topla buluştu.

Göztepe’nin aynı istatistiği 35’ti.

Yani deplasman ekibi, toplam topa sahip olma oranında geride kalmasına rağmen rakip ceza sahasında 3,5 kat daha fazla topla buluştu.

Bu fark, maçın hücum kalitesindeki temel ayrımı ortaya koyuyor.

Şut sayıları da benzer biçimde.

Eyüpspor yedi şut çekti, bunların dördünde isabet sağladı. Göztepe ise 19 şut çekti, yedisinde kaleyi buldu.

Toplam şut sayısındaki 12 girişimlik fark, Göztepe’nin rakip kaleye ne kadar daha sık ulaşabildiğini gösteriyor.

Ceza sahası içinden çekilen şutlarda fark 14’e karşı dört.

Göztepe’nin toplam 19 şutunun 14’ünü ceza sahası içerisinden gerçekleştirmesi, rakip savunmanın arkasında ya da arasında tehlikeli noktalara ulaşabildiğini gösteriyor.

Ancak Göztepe’nin hücum üstünlüğünü değerlendirirken önemli bir ayrıntıyı göz ardı etmemek gerekiyor.

Toplam 3,21 xG’nin 1,58’i penaltılardan geldi.

Penaltılar çıkarıldığında Göztepe’nin gol beklentisi 1,63’e düşüyor. Eyüpspor’un penaltısız xG değeri ise 1,39.

Dolayısıyla iki takım arasındaki toplam 1,82 xG’lik farkın önemli bölümü iki penaltıdan kaynaklanıyor.

Bu, Göztepe’nin hücum performansını küçümsemek anlamına gelmiyor. Çünkü penaltılar çıkarıldığında da deplasman ekibi daha fazla gol beklentisine sahip.

Ayrıca açık oyun xG değerlerinde Göztepe 1,53, Eyüpspor ise 0,75 üretti.

Bu fark, penaltıların dışında da Göztepe’nin daha etkili hücum organizasyonlarına sahip olduğunu gösteriyor.

Dikkat çekici bir başka ayrıntı, Eyüpspor’un duran top kaynaklı xG değerinin 0,64 olması. Göztepe’nin bu alandaki değeri yalnızca 0,10.

Ev sahibi on kişi kalmasına rağmen duran toplardan yüksek gol olasılığı taşıyan pozisyonlar yaratabildi. Jules’ün 39. dakikadaki fırsatı bunun önemli örneği.

Dolayısıyla Göztepe’nin üstünlüğü her hücum kategorisinde eşit değil.

Deplasman ekibi açık oyunda, toplam şut sayısında ve rakip ceza sahasına yerleşmede başarılıydı. Eyüpspor ise duran toplarda belirli bir tehdit oluşturabildi.

Maçın genel teknik sonucu şu: Göztepe topu daha az kullandı ama oyun alanını ve hücum fırsatlarını çok daha etkili değerlendirdi.

Eyüpspor topa sahip olmayı sürdürdü, fakat bu sahip olma üstünlüğü rakip savunmayı sürekli zorlayan bir hücum oyununa dönüşmedi.

3. Gözden kaçan istatistikler: Dört golün arkasında iki penaltı, bir hat-trick ve 1,52 önlenen gol var

Göztepe’nin 4-0’lık galibiyetinde ilk dikkat çeken isim André.

Brezilyalı oyuncu karşılaşmaya yedek başladı. Devre arasında oyuna girdi ve yalnızca 45 dakika sahada kalmasına rağmen üç gol attı.

André altı şut çekti, dördünde isabet sağladı ve 1,93 xG üretti.

Bu rakam oldukça önemli.

Göztepe’nin toplam beklenen gol değeri 3,21 olduğuna göre André, takımın toplam xG değerinin yaklaşık yüzde 60’ını tek başına oluşturdu.

Üstelik takımın dört golünün üçünü attı.

André’nin gollerinden biri penaltıydı. Diğer iki gol ise 54 ve 59. dakikalarda açık oyundan geldi.

Bu nedenle performansını yalnızca penaltı kullanmasıyla açıklamak mümkün değil.

Oyuncu devre arasında oyuna girdikten sonra hem önemli sayıda şut fırsatına ulaştı hem de bunları skora dönüştürdü.

FotMob’un 9,6 performans puanı, bu katkının büyüklüğünü gösteriyor.

İkinci önemli isim Göztepe kalecisi Arda Özcimen.

Göztepe’nin farklı galibiyetinde kalecinin rolünü gözden kaçırmak kolay. Çünkü dört gol atan bir takımda dikkat genellikle hücum oyuncularına yöneliyor.

Ancak Arda Özcimen karşılaşmayı dört kurtarışla tamamladı.

Karşılaştığı isabetli şutların toplam xGOT değeri 1,52’ydi ve gol yemedi.

Kaynakta engellenen gol değeri de artı 1,52 olarak kaydedildi.

Bu değer, kalecinin karşılaştığı isabetli vuruşların beklenen gol sayısıyla karşılaştırıldığında önemli bir katkı sağladığını gösteriyor.

Özellikle Pintor’un 82. dakikadaki 0,56 xG değerindeki şutunun kurtarılması, bu performansın önemli anlarından biriydi.

Arda’nın maçı 8,4 performans puanıyla tamamlaması bu nedenle dikkat çekici.

Üçüncü önemli istatistik Eyüpspor’un iki büyük fırsatının toplam değeri.

Zak Jules 39. dakikada 0,56 xG, Lenny Pintor ise 82. dakikada yine 0,56 xG değerindeki fırsatları değerlendiremedi.

Sadece bu iki vuruşun toplamı 1,12 xG.

Eyüpspor’un bütün maç boyunca ürettiği 1,39 xG’nin yaklaşık yüzde 81’i iki pozisyondan geldi.

Bu, ev sahibinin hücum üretiminin ne kadar az sayıda önemli pozisyonda yoğunlaştığını gösteriyor.

Eyüpspor düzenli biçimde fırsat yaratan bir takım görüntüsü vermedi.

Ancak iki kez gol ihtimali yüksek pozisyonlar buldu ve ikisini de değerlendiremedi.

Bu nedenle takımın hiç gol atamamasını yalnızca şut fırsatı bulamamasına bağlamak doğru değil.

Dördüncü istatistik penaltıların maçın gol beklentisine etkisi.

Göztepe iki penaltı kazandı ve ikisini de gole çevirdi.

Juan’ın 11. dakikadaki, André’nin 75. dakikadaki penaltıları 0,79’ar xG değerindeydi.

İki penaltının toplamı 1,58 xG.

Göztepe’nin toplam 3,21 xG değerinin yaklaşık yüzde 49’u penaltılardan kaynaklandı.

Bu nedenle Göztepe’nin 3,21 xG üretmiş olmasını, bütün fırsatlarını açık oyun organizasyonlarıyla yarattığı anlamında kullanmamak gerekiyor.

Ancak penaltılar çıkarıldığında kalan 1,63 xG, 17 penaltı dışı şuttan elde edildi. Bu da takımın penaltıların dışında önemli sayıda hücum girişimi geliştirdiğini gösteriyor.

Beşinci önemli istatistik, Göztepe’nin dört büyük fırsatının tamamını gole çevirmiş olarak kaydedilmesi.

FotMob takım özetinde Göztepe adına dört büyük fırsat, sıfır kaçırılan büyük fırsat bulunuyor.

Eyüpspor için ise iki büyük fırsat, iki kaçırılan fırsat kaydı var.

Bu fark, karşılaşmanın skorunu belirleyen verimlilik ayrımını açık biçimde gösteriyor.

Altıncı veri, Göztepe’nin ikinci yarıda ürettiği gol beklentisi.

Şut haritasındaki yuvarlanmış değerler toplandığında Göztepe ikinci yarıda yaklaşık 2,22 xG üretti.

Eyüpspor’un ikinci yarıdaki değeri yaklaşık 0,67’ydi.

Yani Göztepe’nin hücum üstünlüğü en belirgin biçimde devre arasındaki değişiklikten sonra ortaya çıktı.

Yedinci önemli istatistik, Göztepe’nin oyun üretiminde Richard Akonnor’un katkısı.

Akonnor 0,45 beklenen asist değeri üretti ve André’nin 54. dakikadaki golünde doğrudan asist yaptı.

Bir orta saha veya kenar bağlantısı oyuncusunun yüksek beklenen asist değeri üretmesi, hücumdaki fırsatların yalnızca golcünün bireysel becerisiyle oluşmadığını gösteriyor.

Sekizinci veri Arda Kurtulan’ın performansı.

Kurtulan karşılaşmayı 8,6 FotMob puanıyla tamamladı. Dokuz savunma aksiyonu gerçekleştirdi ve hücumda iki gol fırsatı yarattı.

Bu katkı, Göztepe’nin kanat bağlantılarında hem savunma hem hücum görevlerini birlikte yerine getirebildiğini gösteriyor.

Dokuzuncu veri Eyüpspor kalecisi Horațiu Moldovan’ın performansı.

Moldovan üç kurtarış yaptı, dört gol yedi ve 3,14 xGOT ile karşılaştı. Engellenen gol metriği eksi 0,86 oldu.

Bu rakamı yalnızca kalecinin dört golde de hatalı olduğu şeklinde yorumlamak yanlış olur.

Çünkü takım on kişi oynadı ve iki penaltı golü yedi.

Kalecinin performansını değerlendirirken penaltıların, savunma yerleşiminin ve vuruşların kalitesinin ayrıca dikkate alınması gerekiyor.

Onuncu veri mücadele istatistikleri.

Eyüpspor toplam 53 ikili mücadele kazanırken Göztepe 46 mücadelede üstün geldi. Yer mücadelelerinde Eyüpspor yüzde 55 başarı oranına ulaştı.

Bu veri de ilginç. Çünkü daha fazla ikili mücadele kazanmak, rakip ceza sahasına daha fazla girmek veya daha kaliteli fırsat üretmek anlamına gelmiyor.

Göztepe mücadele istatistiklerinin bazı alanlarında geride kalmasına rağmen hücumdaki asıl üstünlüğü kuran takımdı.

Karşılaşmanın genel sonucu, kalecilerin ve golcülerin performansıyla birlikte daha açık biçimde anlaşılıyor.

Bir tarafta 45 dakikada üç gol atan André, diğer tarafta 1,52 xGOT değerindeki isabetli vuruşları gole dönüşmeden durduran Arda Özcimen vardı.

Göztepe’nin galibiyetini yalnızca hücum üretiminin büyüklüğü değil, yakaladığı fırsatları değerlendirmesi ve rakibinin önemli fırsatlarını sonuçsuz bırakması belirledi.

4. Oyuncu değişiklikleri: Stoilov’un tek hamlesi maçı nasıl değiştirdi?

Maçın teknik direktör kararları açısından en önemli anı devre arasıydı.

Göztepe Teknik Direktörü Stanimir Stoilov, Janderson’u çıkarıp André’yi oyuna aldı.

Bu kararın önemi yalnızca sonradan oyuna giren oyuncunun üç gol atması değil.

İlk yarıda Göztepe’nin penaltı dışındaki hücum üretimi oldukça sınırlı kalmıştı.

Takım bir oyuncu fazla oynamasına rağmen maçın skorunu garantiye alacak ölçüde sürekli tehlike yaratamamıştı.

André’nin sahaya girmesiyle bu durum değişti.

Oyuncu 49. dakikada ilk önemli şutunu çekti.

  1. dakikada gol attı.
  2. dakikada ikinci golünü buldu.
  3. dakikada penaltıdan üçüncü golünü kaydetti.

Böylece bir oyuncu değişikliği, hem takımın hücum üretimini hem de skor farkını doğrudan değiştirdi.

Bu performansın ne kadarının André’nin bireysel kalitesinden, ne kadarının Eyüpspor’un sayısal eksikliğinden kaynaklandığını kesin biçimde ayırmak mümkün değil.

Ancak oyuncunun sahaya girişinin ardından Göztepe’nin daha fazla gol fırsatı üretmesi ve bunları değerlendirmesi, değişikliğin sonuç bakımından son derece başarılı olduğunu gösteriyor.

Stoilov’un 69. dakikada Juan’ın yerine Sinclair Armstrong’u alması ise farklı bir durumdaydı.

Göztepe bu değişiklik yapıldığında 3-0 öndeydi.

Dolayısıyla bu hamleyi mutlaka galibiyeti getirmeye yönelik bir müdahale olarak görmek gerekmiyor. Oyuncu yükünü yönetme, hücum hattını yenileme veya mevcut üstünlüğü sürdürme gibi amaçlar taşıyabilir.

  1. dakikada Alexis Antunes’in yerine Efkan Bekiroğlu, Novatus Miroshi’nin yerine Alex Matos oyuna girdi.
  2. dakikada ise Rhaldney’nin yerine Tino Anjorin sahaya çıktı.

Bu değişiklikler skor 4-0’a ulaştıktan sonra gerçekleştiği için doğrudan sonucu belirleyen hamleler olarak değerlendirilemez.

Buna karşılık sonradan oyuna giren Efkan Bekiroğlu’nun kısa sürede üç gol fırsatı yaratmış olması, takımın hücum bağlantılarını son dakikalarda da sürdürebildiğini gösteren olumlu bir ayrıntı.

Eyüpspor Teknik Direktörü Mustafa Dalcı’nın işi ise çok daha zordu.

Takım 10. dakikada on kişi kalmış ve 11. dakikada geriye düşmüştü.

Buna rağmen Dalcı ilk yarıda bir oyuncu değişikliği yapmadı.

Bu tercihin nedeni kaynakta açıklanmıyor. Teknik ekibin mevcut düzeni korumayı amaçladığı düşünülebilir, ancak doğrudan bir açıklama olmadan kesin hüküm vermek doğru değil.

Eyüpspor’un ilk değişiklikleri 60. dakikada geldi.

Mete Kaan Demir’in yerine Charles-André Raux Yao, Yusuf Barası’nın yerine Lenny Pintor, Konrad Michalak’ın yerine Talha Ülvan oyuna alındı.

Ancak bu hamleler yapıldığında skor 3-0’dı.

Eyüpspor hem eksikti hem de yalnızca bir golle değil, üç farkla gerideydi.

Dolayısıyla değişikliklerin maçı çevirebilmesi için kısa sürede çok güçlü bir hücum etkisi yaratması gerekiyordu.

Bu üç oyuncu arasında en belirgin katkı Pintor’dan geldi.

Pintor 30 dakika oynadı, iki şut çekti ve toplam 0,58 xG üretti. Her iki şutu da kaleyi buldu.

Özellikle 82. dakikadaki 0,56 xG değerindeki fırsat, Eyüpspor’un en önemli hücum girişimlerinden biriydi.

Bu açıdan Pintor değişikliği bireysel pozisyon üretimi bakımından olumlu olarak değerlendirilebilir.

Ancak skor farkı ve Arda Özcimen’in kurtarışı nedeniyle bu katkı tabelaya yansımadı.

  1. dakikada David Costa’nın yerine Hamza Akman, Chandrel Massanga’nın yerine Bilal Boutobba oyuna alındı.

Bu değişiklikler de 75. dakikadaki dördüncü golden hemen sonra gerçekleşti.

Artık Eyüpspor için maçın sonucunu değiştirmek oldukça zordu.

Bu nedenle son bölümde yapılan hamleleri yalnızca skor üretip üretmediklerine bakarak değerlendirmek yeterli olmaz. Teknik ekibin farklı oyuncuları kullanma, fiziksel yükleri paylaşma ve kalan sürede takımın düzenini koruma tercihleri de önemli olabilir.

Ancak maçın toplam istatistikleri açısından sonuç açık.

Göztepe’nin devre arasında yaptığı değişiklik doğrudan üç gol getirdi.

Eyüpspor’un ikinci yarıdaki değişiklikleri ise sınırlı sayıda hücum fırsatı üretti, skoru değiştirmedi.

Bu karşılaşmanın teknik direktörler açısından en önemli tartışması, Stoilov’un André tercihi kadar, Eyüpspor’un erken kırmızı karttan sonra hücum ve savunma dengesini nasıl yönetmeye çalıştığı olmalı.

5. Geçmiş ve gelecek: Göztepe’nin galibiyeti ne kadar önemli, Eyüpspor’un sorunu ne kadar büyük?

Göztepe’nin 4-0’lık galibiyeti, takımın son haftalardaki sonuçları düşünüldüğünde önemli.

İzmir ekibi bu maçtan önce ligde oynadığı altı karşılaşmada galibiyet elde edememişti.

Son beş maçlık form kayıtlarında Rizespor ve Alanyaspor karşısında 2-2’lik beraberlikler, Gaziantep FK karşısında 4-2’lik, Galatasaray karşısında 3-2’lik ve Gençlerbirliği karşısında 1-0’lık mağlubiyetler bulunuyor.

Bu tablo, takımın gol üretebildiği karşılaşmalarda bile sonuç almakta zorlandığını gösteriyor.

Eyüpspor deplasmanında alınan 4-0’lık galibiyet bu bakımdan önemli bir değişim.

Takım dört gol attı, kalesini gole kapattı ve uzun süredir alamadığı galibiyete ulaştı.

Ancak bu sonucu geleceğe ilişkin kesin bir dönüm noktası olarak değerlendirmek için erken.

Çünkü Eyüpspor henüz 10. dakikada on kişi kaldı.

Göztepe’nin maçın büyük bölümünü sayısal üstünlükle oynaması, bu karşılaşmayı diğerlerinden ayıran önemli bir koşul.

Bununla birlikte Göztepe’nin yalnızca penaltılara güvenmediği, açık oyundan iki gol bulduğu ve 1,53 açık oyun xG ürettiği unutulmamalı.

Dolayısıyla takımın hücum organizasyonunda olumlu işaretler bulunuyor.

Göztepe açısından önemli soru şu: Sayısal üstünlüğe sahip olmadığı karşılaşmalarda aynı ölçüde rakip ceza sahasına yerleşebilecek mi?

Eyüpspor maçında 182 isabetli rakip yarı saha pası ve 35 ceza sahası dokunuşu üretti.

Bu rakamların sonraki maçlarda korunup korunamayacağı takımın hücum kalitesini değerlendirmek bakımından belirleyici olacak.

Göztepe’nin bir sonraki rakibi 18 Ekim’de Kocaelispor.

Kocaelispor, Beşiktaş deplasmanında yenilmesine rağmen dört büyük gol fırsatı yakalamıştı. Dolayısıyla rakibinin hücum gücünü hafife almak doğru olmaz.

Göztepe’nin Kocaelispor karşısında da rakip yarı sahaya yerleşmesi, yalnızca çok sayıda şut çekmesi değil, savunma güvenliğini koruması gerekecek.

Özellikle Arda Kurtulan’ın iki yönlü katkısı, Akonnor’un fırsat yaratma becerisi ve André’nin golcülüğü bu karşılaşmada da önem kazanabilir.

André’nin hat-trick sonrası ilk 11 için güçlü bir alternatif hâline gelmesi beklenebilir. Ancak teknik ekibin sonraki maçtaki başlangıç tercihi hakkında kesin bir yargıya varmak için kaynakta yeterli bilgi bulunmuyor.

Eyüpspor açısından ise tablo çok daha ağır.

Takım son haftalarda çok sayıda gol yiyor ve gol üretmekte zorlanıyor.

Yakın geçmişte Fenerbahçe’ye 8-0, Rizespor’a 2-0 ve Çorum FK’ya 3-0 mağlup olmuştu.

Göztepe karşısındaki 4-0’lık yenilgi eklendiğinde, bu dört maçta 17 gol yiyip hiç gol atamadığı görülüyor.

Bu rakam, yalnızca tek karşılaşmadaki kırmızı kartla açıklanabilecek bir sorun olmadığını gösteriyor.

Eyüpspor’un hem savunma güvenliğinde hem de hücum üretiminde daha geniş bir problem yaşadığı anlaşılıyor.

Özellikle takımın Göztepe karşısında daha fazla topa sahip olmasına rağmen rakip yarı sahada yalnızca 63 başarılı pas yapması dikkat çekiyor.

Bu durum, Eyüpspor’un hücuma çıkış bağlantılarının ne kadar sınırlı kaldığını gösteriyor.

Bir oyuncu eksik oynamak bu sorunu ağırlaştırmış olabilir. Ancak son haftalardaki gol üretimi de düşünüldüğünde meselenin yalnızca kırmızı karttan kaynaklandığını söylemek doğru olmaz.

Eyüpspor’un gelecek haftalarda çözmesi gereken ilk mesele, topu savunma bölgesinden rakip yarı sahaya daha etkili biçimde taşıyabilmek.

İkinci mesele kaliteli fırsat üretiminin daha fazla oyuncuya yayılması.

Jules ile Pintor’un iki şutunun toplam 1,12 xG üretmesi, hücumun belirli anlarda önemli fırsatlar yakalayabildiğini gösteriyor. Fakat bu fırsatlar düzenli bir hücum üstünlüğünün ürünü hâline getirilemezse yeterli olmayacak.

Üçüncü mesele savunma organizasyonu.

Eyüpspor’un son dört karşılaşmada 17 gol yemesi, rakip hücumcuların gol fırsatlarını sınırlandırmak konusunda ciddi bir problem yaşandığına işaret ediyor.

Dördüncü mesele disiplin ve oyun koşullarının yönetimi.

Ahmed Abdullahi’nin 10. dakikadaki kırmızı kartı, takımın zaten zor olan karşılaşmasını çok daha güçleştirdi. Böyle erken sayısal eksiklikler özellikle form açısından sorunlu takımların oyun planlarını tamamen değiştirebilir.

Eyüpspor’un bir sonraki karşılaşması 17 Ekim’de Erzurumspor FK deplasmanında.

Erzurumspor’un Alanyaspor karşısında 1,69 xG ürettiği hatırlanırsa Eyüpspor savunmasının ciddi bir sınavla karşılaşması mümkün.

Erzurumspor daha az topla oynadığı maçlarda bile tehlikeli fırsatlar yaratabildiğini göstermişti.

Eyüpspor’un Göztepe karşısındaki savunma ve rakip yarı sahaya çıkış sorunları devam ederse bu deplasmanda da zorlanması beklenebilir.

Ancak tek bir maçın ya da birkaç haftalık kötü sonuçların gelecekteki skoru kesin olarak belirlemediği unutulmamalı.

Takımlar oyuncu tercihlerini, savunma yerleşimini ve hücum planlarını değiştirebilir. Özellikle Göztepe maçında alınan ağır yenilgi, Eyüpspor teknik ekibi için yeni kararlar gerektirebilir.

Genel sonuç olarak Göztepe bu karşılaşmada hem sayısal üstünlüğünü hem de oyuncu değişikliklerini çok etkili kullandı. Topu daha az kullanmasına rağmen rakip yarı sahada daha fazla etkili oldu, yüksek gol beklentisi üretti ve fırsatlarını değerlendirdi.

Eyüpspor ise topa sahip olma istatistiğinde önde görünmesine rağmen gerçek hücum üstünlüğü kuramadı.

Ancak ev sahibinin iki büyük fırsat yakalaması ve kaleci Arda Özcimen’in 1,52 engellenen gol değerine ulaşması, sonucun yalnızca Göztepe’nin hücum başarısıyla açıklanamayacağını da gösteriyor.

Maçın skorunu oluşturan üç temel unsur vardı.

Birincisi, Eyüpspor’un çok erken bir dakikada on kişi kalması.

İkincisi, Göztepe’nin devre arasında yaptığı André değişikliğinin maçın sonucunu doğrudan değiştirmesi.

Üçüncüsü ise Eyüpspor’un değerlendiremediği iki büyük fırsatın ve kaleci Arda Özcimen’in kurtarışlarının Göztepe’nin gol yemeden kazanmasını sağlaması.

Bu karşılaşmanın en önemli futbol dersi şu: Topa sahip olmak, özellikle kendi yarı sahanızda gerçekleşiyorsa, oyunu kontrol ettiğiniz anlamına gelmez. Gerçek üstünlük, topu rakibin savunmasını zorlayan alanlarda kullanabilmek ve yakalanan fırsatları değerlendirebilmektir.

Göztepe bunu başardı.

Eyüpspor ise topa sahip oldu ama maçı kaybetti.

Üstelik farklı bir skorla.

‹ DİĞER YÜZ