Trabzon geriden geldi (mi tartışılır)
Trea.zonspor 2-0 geriye düştüğü maçta diş dişe gırtlak gırtlağa bir oyunun sonunda 4-3 galibiyete ulaştı

Trabzonspor nasıl 2-0 geriye düştü?
1. İlk yarı: Trabzonspor topa sahipti, Rizespor ise oyunun tehlikeli tarafına hâkimdi. Trabzonspor ilk 45 dakikada %56 topa sahip olmasına, 257 pas yapmasına ve rakip yarı sahada 99 isabetli pas gerçekleştirmesine rağmen sadece üç şut çekebildi. Üstelik bu şutların hiçbiri kaleyi bulmadı ve toplam gol beklentisi yalnızca 0,12’de kaldı. Rizespor ise %44 topa sahip olduğu devrede 201 pasla yetindi, ancak altı şutundan beşinde kaleyi buldu ve 1,67 gol beklentisi üretti. Trabzonspor rakip yarı sahada daha çok pas yapmasına rağmen Rizespor’un gol beklentisi yaklaşık 14 kat yüksekti. İki takım arasındaki fark topa sahip olma becerisinde değil, bu topları ne kadar tehlikeli pozisyonlara dönüştürebildiklerindeydi. Trabzonspor’un ilk yarıdaki temel sorunu, topu ileri taşımasına rağmen rakip savunmayı bitirici aksiyonlara imkân verecek şekilde açamamasıydı.
2. Trabzonspor’un ilk yarıdaki hücumlarının neredeyse tamamı sonuçsuz pas dolaşımından ibaretti. İlk yarıdaki üç şutunun ikisi korner sonrasında geldi. Açık oyundan ürettiği toplam gol beklentisi sadece 0,04’tü. Dolayısıyla Trabzonspor’un sorunu, çok şut çekip bunları değerlendirememek değildi; şut çekebilecek kalitede pozisyonlar yaratamamaktı. Üstelik üç şutun tamamı ceza sahası içinden gelmesine rağmen toplamda sadece 0,12 xG üretilebildi. Bu, ceza sahasına girmenin tek başına yeterli olmadığını, oyuncuların uygun açı ve mesafelerde topla buluşamadığını gösteriyor. Trabzonspor’un %56 topa sahip olduğu bir devrede açık oyundan neredeyse sıfır gol beklentisi üretmesi, hücum organizasyonunun ne kadar verimsiz olduğunun en açık göstergesiydi.

3. Trabzonspor ilk yarıda rakip ceza sahasında Rizespor’dan daha fazla topla buluştu ama çok daha kötü pozisyonlar buldu. Trabzonspor’un rakip ceza sahasında dokuz, Rizespor’un ise yalnızca altı dokunuşu vardı. Ancak Rizespor altı dokunuşla 1,67 xG üretirken Trabzonspor dokuz dokunuşla 0,12 xG’de kaldı. Rizespor’un ceza sahasındaki bir dokunuş başına ürettiği gol beklentisi, Trabzonspor’un yaklaşık 21 katıydı. Elbette ceza sahası dokunuşu ile şut bire bir aynı olay değildir; buna rağmen iki takımın bu bölgedeki verimlilik farkı olağanüstü büyüktü. Trabzonspor ceza sahasına ulaşabiliyor ama sonuca gidemiyordu. Rizespor ise çok daha az sayıda topla buluşmayı yüksek kaliteli bitiriş fırsatlarına çevirebiliyordu.
4. Rizespor’un ilk yarıda yarattığı tehlike, çok sayıda hücum etmesinden değil, Trabzonspor savunmasını birkaç kez tamamen etkisiz bırakmasından kaynaklandı. Rizespor’un ilk yarıdaki 1,67 xG’sinin yaklaşık 1,56’sı yalnızca üç şuttan geldi. Borrelli’nin 12. dakikadaki ilk golünün beklentisi 0,622, Emrecan Bulut’un 16. dakikada Onana’nın kurtardığı şutunun beklentisi 0,269, Borrelli’nin 32. dakikadaki ikinci golünün beklentisi ise 0,664’tü. Bu üç pozisyon, Rizespor’un ilk yarıdaki gol beklentisinin yaklaşık %93’ünü oluşturdu. Trabzonspor savunması rakibine aralıksız şut çektirmiyordu ama tehlike doğduğunda rakibini çok elverişli bitiriş pozisyonlarında durduramıyordu. İlk yarıdaki savunma probleminin özü, yenilen şutların sayısından çok kalitesiydi.

5. Borrelli’nin ilk golü Trabzonspor’un kale önü savunmasında ciddi bir sorun olduğunu gösterirken ikinci gol geçiş savunmasındaki zaafı ortaya çıkardı. Borrelli’nin 12. dakikadaki golü 0,622 xG değerindeydi; ikinci golü ise 0,664 xG’lik bir hızlı hücum pozisyonundan geldi. İkinci golde Mebude’nin asisti vardı. Rizespor’un iki golü de son derece elverişli fırsatlardan gelmişti ve bu nedenle sadece Borrelli’nin olağanüstü bitiriciliğiyle açıklanamazdı. İlk golde rakip santrforun kaleye bu kadar yakın ve yüksek olasılıklı bir şut kullanabilmesi, ikinci golde ise hızlı hücumun benzer kalitede bir fırsata dönüşmesi Trabzonspor’un iki ayrı savunma aşamasında zorlandığını gösteriyor. Pozisyon görüntülerini incelemeden bireysel sorumluluğu belirlemek mümkün değil; ancak iki golün de rakip santrfora bırakılan fırsatların kalitesi bakımından savunma sorunu olduğu açık.
6. Trabzonspor ilk golün ardından toparlanamadı; yalnızca dört dakika sonra üçüncü gole de yaklaşmıştı. Borrelli 12. dakikada skoru 1-0’a getirdikten sonra Rizespor 16. dakikada Emrecan Bulut’la önemli bir fırsat daha yakaladı. Bu şutun gol beklentisi 0,269, isabetli şut sonrası beklentisi ise 0,264’tü. Onana’nın kurtarışı farkın ikiye çıkmasını önledi. İlk 16 dakikada Rizespor’un ürettiği gol beklentisi yaklaşık 0,92’ye ulaşmıştı. Trabzonspor’un 32. dakikada ikinci golü yemesi, bu bakımdan maçın ilk yarısındaki savunma performansından tamamen kopuk bir olay değildi. Takımın topa sahip olma üstünlüğü, Rizespor’un ileri çıktığında elverişli fırsatlar bulmasını engellemeye yetmiyordu.
7. Trabzonspor’un ilk yarıda merkeze yeterince ağırlık verememesi, hücumlarının etkisizliğini açıklayan unsurlardan biriydi. Bordo-mavililerin hücum yönelimlerinin %40’ı sağ, %35’i sol, yalnızca %25’i merkez üzerinden gerçekleşti. Başka bir ifadeyle hücumların dörtte üçü kanat ağırlıklıydı. Ancak bu kanat hücumları büyük fırsat yaratamadı. Trabzonspor ilk yarıda iki isabetli orta yapmış olsa da bunların hiçbiri gole dönüşmedi. Kanat kullanımı başlı başına yanlış bir tercih değildi; esas problem, kanatlardan ilerlerken rakibin ceza sahası merkezindeki savunma düzenini bozamamaktı. Nitekim ikinci yarıda merkez hücumlarının payı %32’ye yükseldiğinde takımın ürettiği fırsatların kalitesi de büyük ölçüde değişti. Bu iki değişim birbiriyle uyumlu olmakla birlikte, gol artışının tümünü yalnızca hücum yönündeki değişikliğe bağlamak mümkün değil.
8. Rizespor ilk yarıda Trabzonspor’un pas üstünlüğüne rağmen savunmada daha fazla etkili müdahale gerçekleştirdi. Rizespor ilk yarıda 15 başarılı top çalma ve 10 pas arası yaptı. Trabzonspor’un rakamları ise 13 top çalma ve dört pas arasıydı. Rizespor’un pas arası sayısı rakibinin 2,5 katıydı. Bu fark, Trabzonspor’un pas üstünlüğünün neden etkili hücuma dönüşmediğini anlamak açısından önemli. Rizespor, daha az pas yapmasına rağmen rakibinin pas bağlantılarına müdahale edebiliyor ve kazandığı topları daha doğrudan kullanabiliyordu. Özellikle Borrelli’nin ikinci golünün hızlı hücumdan gelmesi bu oyun biçimiyle uyumlu. Bununla birlikte, golün doğrudan hangi top kazanma hareketinden doğduğunu belirlemek için olayların birbirini izleme sırasını da incelemek gerekiyor.
9. Trabzonspor’un ilk yarıdaki pas üstünlüğü savunmanın önündeki oyuncuların hücumu yeterince beslediği anlamına gelmiyordu. Fabinho ilk yarıda 31 pasın 27’sini isabetli kullandı, hücum üçte birine sekiz pas gönderdi ve üç başarılı top çalma gerçekleştirdi. Ancak hiç şut fırsatı yaratamadı ve beklenen asist değeri yalnızca 0,01’di. Stoperlerden Nwaiwu maç genelinde 73 pasın 64’ünü, Savić ise 62 pasın 56’sını doğru kullandı. Bu oyuncuların yüksek pas sayıları Trabzonspor’un topu dolaştırabildiğini gösteriyor, fakat ilk yarıda bunun yaratıcı hücum bağlantılarına dönüşmediği ortada. Dolayısıyla mesele yalnızca Fabinho’nun performansı değildi; savunma ile hücum arasındaki pas ilişkisinin rakip ceza sahasında etkili fırsatlar oluşturamamasıydı.

10. Trabzonspor 2-0 geriye düşerken Onana’nın ilk yarıdaki kaleciliği skorun başlıca açıklaması değildi. Rizespor ilk yarıda kaleyi bulan beş şutunda 1,84 xGOT üretti. Onana üç kurtarış yaptı ve iki gol yedi. Karşılaştığı şutların gol beklentisiyle yediği goller arasındaki fark yalnızca 0,16’ydı. Borrelli’nin iki gol pozisyonunun şut öncesi beklentileri zaten 0,622 ve 0,664 gibi yüksek değerlerdi. Bu nedenle ilk yarıda Onana’nın bütün savunma sorunlarının sorumlusu olarak gösterilmesi istatistiksel açıdan doğru olmaz. Trabzonspor’un asıl meselesi, kalecisinin kurtarması zor olan fırsatları rakibine vermesiydi. Ancak Onana’nın 69. dakikada yediği üçüncü golü ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Trabzonspor ikinci yarıda neyi değiştirdi?
11. Thomas Reis devre arasında Fabinho’yu çıkarıp Folcarelli’yi alırken yalnızca oyuncu değiştirmedi; takımın hücum verimliliğinde çok büyük bir dönüşüm yaşandı. Fabinho ilk yarıda 38. dakikadan itibaren sarı kartlı oynuyordu ve 46. dakikada yerini Tim Jabol-Folcarelli’ye bıraktı. İlginç olan, Folcarelli’nin 45 dakikada yalnızca 16 pas yapması ve bunların 15’ini tamamlaması. Fabinho ilk yarıda 31 pas kullanmış, hücum üçte birine sekiz pas atmıştı; Folcarelli ise bu bölgeye yalnızca bir pas gönderdi. Buna karşılık Trabzonspor’un gol beklentisi ikinci yarıda 0,12’den 2,51’e fırladı. Bu tablo, oyuncu değişikliğinin başarılı geçen ikinci yarının başlangıcına denk geldiğini ama bütün dönüşümün Folcarelli’nin bireysel pas üretimiyle açıklanamayacağını gösteriyor. Reis’in diğer oyuncuların konumlarında ve takımın hücum tercihlerinde yaptığı müdahaleler de değerlendirilmek zorunda.
12. Trabzonspor ikinci yarıda daha az pas yaptı, topa daha az sahip oldu ama yaklaşık 21 kat fazla gol beklentisi üretti. İlk yarıda 257 pas yapan Trabzonspor ikinci yarıda 203 pasa düştü. Topa sahip olma oranı %56’dan %50’ye geriledi; rakip yarı sahadaki isabetli pas sayısı da 99’dan 86’ya indi. Buna rağmen şut sayısı üçten 11’e, isabetli şut sayısı sıfırdan yediye ve ceza sahası dokunuşları dokuzdan 22’ye yükseldi. Gol beklentisi ise 0,12’den 2,51’e çıktı. Trabzonspor’un ilk yarıda rakip yarı sahadaki yaklaşık 33 isabetli pasına bir şut düşerken ikinci yarıda sekiz isabetli pasa bir şut düşüyordu. Bu karşılaştırma, ikinci yarıdaki üstünlüğün daha fazla pas yapmaktan değil, hücumların şutla sonuçlanmasını çok daha etkili biçimde sağlamaktan kaynaklandığını gösteriyor.
13. Trabzonspor’un ikinci yarıda ürettiği fırsatların kalitesi, ilk yarıyla karşılaştırılamayacak ölçüde yükseldi. İlk yarıda çekilen üç şutun ortalama gol beklentisi 0,04’tü. İkinci yarıda 11 şutun toplam beklentisi 2,51’e çıkarken şut başına gol beklentisi yaklaşık 0,23’e yükseldi. Bu, ortalama fırsat kalitesinin yaklaşık 5,7 kat artması anlamına geliyor. İkinci yarıdaki 11 şutun 10’u ceza sahası içinden geldi ve dört büyük fırsat yaratıldı. Trabzonspor’un hücum performansındaki değişimi yalnızca daha fazla şut çekmekle açıklamak yetersiz kalıyor. İlk yarıda üç şut çekmesine rağmen hiç büyük fırsat yaratamayan takım, ikinci yarıda hem şut sayısını hem de şutların niteliğini önemli ölçüde geliştirdi. Özellikle ceza sahasının daha elverişli bölgelerinden son vuruş yapabilmesi, geri dönüşün temel nedenlerinden biri oldu.
14. Trabzonspor’un ikinci yarıdaki dört golünün tamamı açık oyundan geldi; duran toplara bağımlılık ortadan kalktı. İlk yarıda takımın 0,12 xG’sinin 0,08’i duran toplardan gelirken ikinci yarıdaki 2,51 xG’nin tamamı açık oyun üretimiydi. İlk devrede korner sonrasında şut çekebilen ama organize hücumlarda etkili olamayan takım, ikinci devrede duran top katkısına ihtiyaç duymadan dört gol attı. Üstelik ilk üç golünün tamamı yüksek kaliteli ceza sahası fırsatlarından geldi. Bu değişim, Trabzonspor’un ikinci yarıda yalnızca bireysel şut becerisi sayesinde sonuca ulaşmadığını, açık oyunda da çok daha etkili pozisyonlara girebildiğini gösteriyor. Ancak bu değişimin hangi pas bağlantıları ve koşular sayesinde gerçekleştiğini tam olarak ortaya koymak için hücum dizilerinin incelenmesi gerekiyor.
15. Rizespor’un ikinci yarıda hücum kalitesi çökerken ceza sahasındaki dokunuş sayısının artması maçın en ilginç çelişkilerinden biriydi. Rizespor ilk yarıda Trabzonspor ceza sahasında altı kez topla buluşup altı şut ve 1,67 xG üretmişti. İkinci yarıda ceza sahası dokunuşlarını 11’e çıkarmasına rağmen yalnızca üç şut ve 0,14 xG üretebildi. Ortalama şut kalitesi 0,278’den 0,047 xG’ye geriledi. Rizespor ilk yarıda neredeyse her ceza sahası dokunuşunu önemli bir hücum tehdidine dönüştürebilirken ikinci yarıda bu etkinliği tamamen kaybetti. Trabzonspor’un savunma performansındaki iyileşmeyi yalnızca az gol yemesiyle değil, rakibinin şut kalitesini yaklaşık altıda bire düşürmesiyle değerlendirmek gerekiyor. Rizespor ceza sahasına girmeyi bütünüyle bırakmadı; orada etkili şut çekemez hale geldi.
16. 49. dakikada Melih Kabasakal’ın attığı gol, Trabzonspor’un ilk yarı boyunca gerçekleştiremediği hücumun örneğiydi. Melih’in golünün şut öncesi beklentisi 0,907, kaleyi bulan vuruşunun beklentisi ise 0,995’ti. Trabzonspor’un ilk yarıdaki üç şutunun toplamı yalnızca 0,12 xG üretirken Melih tek vuruşla bunun yaklaşık 7,6 katı değerinde bir fırsatı gole çevirdi. Üstelik golün asisti Ernest Muçi’den geldi. Bu pozisyon, Trabzonspor’un ikinci yarıda rakip savunmayı ne kadar elverişsiz bir duruma düşürebildiğinin en güçlü göstergelerinden biriydi. İlk yarıdaki etkisiz şutların aksine Melih, gol ihtimalinin son derece yüksek olduğu bir konumda vuruş yapabildi. Trabzonspor’un ilk yarıda eksik olan yönü, yalnızca kaleyi bulmak değil, oyuncularını böylesine kaliteli bitiriş noktalarına ulaştırmaktı.
17. Trabzonspor 2-0’dan 2-2’ye gelirken iki golün de hazırlayıcısı Muçi oldu; geri dönüşte bitiriciler değişti ama hücumun belirleyici bağlantısı değişmedi. Melih Kabasakal’ın 49. dakikadaki golünden hemen sonra Aral Şimşir 50. dakikada eşitliği sağladı. Her iki golün asistini de Ernest Muçi yaptı. Melih’in golünün beklentisi 0,907, Şimşir’in golünün beklentisi ise 0,316’ydı. Bu iki golün toplam şut öncesi beklentisi 1,223’e ulaştı. Trabzonspor böylece yalnızca iki dakika içinde ilk yarıda ürettiği toplam gol beklentisinin on katından fazla değerde iki fırsatı gole çevirdi. Geri dönüşün bu bölümünde Muçi’nin iki farklı oyuncuya gol hazırlaması, Trabzonspor’un hücumunun tek bir bitiriciye bağımlı olmadığını gösterdi. İlk golle birlikte Rizespor’un üstünlüğü azalmış, ikinci golün hemen gelmesiyle skor eşitlenmişti.
18. Aral Şimşir yalnızca beraberlik golünü atan oyuncu değildi; Trabzonspor’un rakipleri bire bir geçerek savunma düzenini zorlayabilen önemli hücumcularından biriydi. Şimşir maç boyunca dokuz çalım denedi, bunların beşini başarıyla tamamladı. Trabzonspor’un toplam 16 başarılı çalımının yaklaşık %31’i ona aitti. Ayrıca 38 pasın 31’ini isabetli kullandı ve hücum üçte birine yedi pas gönderdi. Buna karşılık bütün maçta yalnızca bir şut çekti; o da beraberlik golü oldu. Bu rakamlar Şimşir’in sürekli şut arayan bir kanat oyuncusu olmaktan çok bireysel hareketleriyle savunmacıları zorlayan ve hücuma ilerleme imkânı sağlayan bir rol üstlendiğini gösteriyor. Bununla birlikte 17 ikili mücadelenin yalnızca yedisini kazanması ve dört kez top kaybetmesine yol açan çalımla geçilmesi, performansının savunma ve mücadele açısından aynı derecede güçlü olmadığını ortaya koyuyor.
19. Trabzonspor’un 57. dakikadaki üçüncü golü, rakip kale önünde yarattığı baskının nasıl yüksek kaliteli bir fırsata dönüştüğünü gösterdi. Franculino’nun 2-3’ü getiren golünün şut öncesi beklentisi 0,941, şut sonrası beklentisi 0,994’tü. Bu, karşılaşmanın golle sonuçlanan en yüksek beklentili pozisyonuydu. İlginç olan, aynı dakika içinde Muçi’nin de 0,162 xG değerinde, kalecinin kurtardığı bir şutunun bulunması. Muçi’nin bu vuruşunun şut sonrası beklentisi 0,355’ti. Aynı dakika içinde Trabzonspor’un iki şutunun toplam beklentisi yaklaşık 1,10 xG’ye ulaştı. İki şutun aynı hücumun devamı olup olmadığı olay dizisiyle doğrulanmalı; ancak 57. dakikadaki kayıtlar Trabzonspor’un rakip ceza sahasında ne kadar büyük tehdit yarattığını açıkça gösteriyor. İlk yarı boyunca büyük fırsat bulamayan Trabzonspor, ikinci yarının ilk 12 dakikasında üç gol atarak öne geçmişti.

20. Trabzonspor’un 2-0’dan 3-2’ye dönüşü, beklenmedik şutların art arda gole dönüşmesinden kaynaklanmadı. Melih Kabasakal, Aral Şimşir ve Franculino’nun gollerinin şut öncesi beklentileri sırasıyla 0,907, 0,316 ve 0,941’di. Bu üç golün toplam beklentisi 2,164 xG. Üç şutun gol olması elbette başarılı bir bitiricilik performansıydı, ancak pozisyonların kendi kalitesi de oldukça yüksekti. Özellikle Melih ve Franculino’nun golleri, gol olması çok muhtemel fırsatlardan geldi. Bu nedenle Trabzonspor’un sekiz dakika içinde üç gol atmasını yalnızca şans veya kaleci hatasıyla açıklamak yanlış olur. Takım, ilk yarıda yaratamadığı elverişli fırsatları ikinci yarının başında art arda yaratmayı başardı. Rizespor’un devre arasından sonraki savunma performansındaki düşüş de geri dönüşün önemli parçalarından biriydi.
Trabzonspor neden 3-3’e yakalandı, maçı nasıl kazandı?
21. Trabzonspor’un 3-2 öne geçtikten sonra yaptığı değişiklikler, maçın hücum ve skor koşullarının değiştiğini gösteriyor. Reis 61. dakikada gol atan Melih Kabasakal’ın yerine Ozan Tufan’ı, Mustafa Eskihellaç’ın yerine Sidny Lopes Cabral’ı aldı. İlk yarıda gol aramak zorunda olan takım artık skor üstünlüğünü koruma imkânına sahipti. Ancak 69. dakikada Rizespor beraberliği buldu. Burada yapılan değişikliklerle yenilen gol arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmak doğru değil; çünkü Laçi’nin golü sadece 0,016 xG değerindeki bir şuttan geldi. Trabzonspor ikinci yarının tamamında rakibine yalnızca 0,14 xG verdi. Başka bir ifadeyle takım, savunmada ilk yarıdan çok daha başarılı olmasına rağmen çok düşük olasılıklı bir vuruş sonucunda yeniden eşitliğe yakalandı.
22. Laçi’nin beraberlik golü, Trabzonspor’un ilk iki golü yeme biçiminden tamamen farklıydı. Borrelli’nin ilk iki golü toplam 1,286 xG değerindeki iki çok elverişli fırsattan gelirken Laçi’nin golünün beklentisi sadece 0,016’ydı. Rizesporlu futbolcu ceza sahası dışından yaptığı vuruşla golü buldu. Şutun kaleye yönelişi hesaba katıldığında gol beklentisi 0,223 xGOT’ye yükseliyor. Bu fark, vuruşun kalitesini gösteriyor; fakat şut hâlâ kalecinin kurtarma ihtimalinin daha yüksek olduğu bir pozisyondu. Dolayısıyla Trabzonspor’un ilk iki goldeki savunma zaaflarıyla üçüncü golünü aynı kefeye koymamak gerekiyor. İlk iki golde yüksek kaliteli fırsat verilmişti; üçüncü golde ise çok düşük beklentili bir vuruşun gole dönüşmesi söz konusuydu. Bu ayrım, hem savunmayı hem de Onana’nın performansını değerlendirirken önemli.
23. Onana’nın maç genelindeki kötü kurtarış istatistiğinin büyük bölümü yalnızca Laçi’nin golünden kaynaklandı. Onana maç boyunca 2,07 xGOT değerinde şutla karşılaştı ve üç gol yedi. Bu, yaklaşık 0,93’lük negatif engellenen gol farkı anlamına geliyor. Ancak ilk yarıda karşılaştığı 1,84 xGOT’ye karşılık iki gol yemişti; ilk yarının farkı yalnızca 0,16’ydı. İkinci yarıda ise Rizespor’un kaleyi bulan tek şutu Laçi’nin golüydü ve bu vuruşun xGOT değeri yaklaşık 0,22’ydi. Onana’nın maçın tamamındaki negatif değerinin yaklaşık %83’ü bu tek pozisyondan kaynaklandı. Bu nedenle Onana’nın ilk yarıda yenilen iki golde ve ikinci yarıdaki beraberlik golünde ne ölçüde sorumlu olduğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Laçi’nin golünde kalecinin konumlanması ve reaksiyonu görüntüden ayrıca incelenmeli.
24. Trabzonspor’un 3-3’e yakalandıktan sonra maçı yeniden kazanabilmesindeki en önemli ayrıntılardan biri, rakibine artık şut fırsatı vermemesiydi. Rizespor’un maçtaki son şutu, olay listesinde 69. dakikada gösterilen Laçi’nin beraberlik golüydü. Şut haritası aynı golü 68. dakika olarak kaydediyor. Bundan sonra Rizespor’un kalan sürede başka şutu bulunmuyor. Trabzonspor ise bu bölümde altı şut çekiyor. Dolayısıyla maçın son bölümünde iki takım arasındaki fark yalnızca Franculino’nun galibiyet golünü atması değildi. Trabzonspor rakibin yeni bir gol fırsatı yaratmasını önlerken kendi hücumlarını sürdürdü. Rizespor 3-3’ü bulduktan sonra skor avantajına ulaşma ihtimali yaratabilecek yeni bir şut üretemedi; Trabzonspor ise altı kez daha bitiriş aradı.
25. Trabzonspor 3-3’ten sonra altı şut çekti ama ilk üç golünü bulduğu bölümdeki kadar kaliteli fırsatlar yaratamadı. Beraberlikten sonraki altı şutun toplam beklentisi yaklaşık 0,315 xG’ydi. Ozan Tufan 74 ve 78. dakikalarda iki şut çekti, Mohamed Salah 76. dakikada bir girişimde bulundu, Franculino 83. dakikada galibiyet golünü attı. Ardından 89. dakikada Muçi, 90. dakikada Franculino birer şut daha denedi. Trabzonspor’un bu bölümde hücum üstünlüğünü sürdürdüğü açık, fakat 49–57. dakikalar arasındaki gibi arka arkaya büyük fırsatlar yarattığı söylenemez. Bu nedenle ilk üç golü hazırlayan hücum organizasyonu ile son golü getiren süreç arasında önemli bir fark var. İlkinde çok yüksek kaliteli fırsatlar yaratılmıştı; ikincisinde ise hücum ısrarı ve bireysel bitiricilik ön plana çıktı.

26. Ozan Tufan’ın oyuna girmesi Trabzonspor’un orta sahasını güçlendirmekten çok hücuma yeni bir şut katkısı sağladı. Ozan 61. dakikada Melih Kabasakal’ın yerine girdi ve 29 dakika sahada kaldı. Bu sürede 14 pasın 13’ünü isabetli kullandı, iki şut çekti ve birinde kaleyi buldu. Şutlarının toplam gol beklentisi 0,09’du. Buna karşılık iki ikili mücadelenin ikisini de kaybetti ve başarılı top çalma gerçekleştiremedi. Bu rakamlar Ozan’ın oyuna girdikten sonra özellikle hücumun son bölümüne katıldığını, ancak savunma mücadelelerinde belirgin bir üstünlük kuramadığını gösteriyor. Trabzonspor’un 3-3’ten sonra şut üretmeye devam etmesinde Ozan’ın da payı vardı. Bununla birlikte onun oyuna alınmasını doğrudan savunmayı güçlendiren başarılı bir hamle olarak yorumlamak eldeki verilerle mümkün değil.
27. Franculino’nun 83. dakikadaki galibiyet golü, Trabzonspor’un önceki üç golünden çok daha düşük olasılıklı bir pozisyondan geldi. Franculino’nun Muçi’nin asistinde attığı bu golün xG değeri yalnızca 0,058’di. Ancak kaleye giden şutun niteliği hesaba katıldığında xGOT 0,473’e yükseldi. Başka bir ifadeyle yaklaşık %5,8’lik gol beklentisine sahip bir pozisyon, etkili son vuruş sayesinde çok daha tehlikeli hale getirildi. İlk üç Trabzonspor golünün toplam beklentisi 2,164 xG’yken galibiyet golünün beklentisi yalnızca 0,058’di. Bu nedenle Trabzonspor’un 2-0’dan 3-2’ye dönüşüyle 3-3’ten 4-3’e ulaşması aynı şekilde açıklanamaz. İlk geri dönüşün merkezinde çok kaliteli fırsatlar yaratmak bulunurken son golde Franculino’nun bitiriciliği belirleyiciydi.

Oyuncuların performansında öne çıkan farklılıklar
28. Franculino’nun iki golünün değeri aynı değildi; ilkini çok yüksek beklentili, ikincisini oldukça zor bir pozisyondan attı. Trabzonspor’un santrforu maç boyunca dört şut çekti, bunların ikisini kaleye gönderdi ve ikisi de gol oldu. Toplam 1,14 xG üretmesine karşılık iki gol atarak beklentisinin 0,86 üzerine çıktı. Ancak bu performansın içinde birbirinden tamamen farklı iki vuruş vardı. 57. dakikadaki golünün beklentisi 0,941, 83. dakikadaki golünün beklentisi 0,058’di. İlk gol, son derece elverişli bir fırsatın değerlendirilmesiydi. İkinci gol ise çok daha düşük olasılıklı bir pozisyonda yapılan başarılı vuruştan geldi. Bu ayrım, Franculino’nun sadece doğru yerde bulunmadığını, gerektiğinde zor pozisyonları da gole dönüştürebildiğini gösteriyor. Ancak bunu kalıcı bir bitiricilik üstünlüğü olarak değerlendirmek için daha geniş bir maç örneklemi gerekiyor.
29. Borrelli ile Franculino ikişer gol attı ama bu gollere ulaşma biçimleri birbirinden farklıydı. Rizespor’un santrforu Borrelli üç şutta 1,36 xG, Trabzonspor’un santrforu Franculino ise dört şutta 1,14 xG üretti. İki oyuncunun da kaleyi bulan iki şutu gol oldu. Borrelli’nin gollerinin beklentileri 0,622 ve 0,664’tü; yani ikisi de yüksek kaliteli pozisyonlardı. Franculino’nun gollerinden biri 0,941, diğeri yalnızca 0,058 xG değerindeydi. Dolayısıyla Borrelli, kendisine sunulan çok elverişli iki fırsatı değerlendirdi. Franculino ise bir büyük fırsatı gole çevirdiği gibi çok daha zor bir pozisyonda da sonucu değiştirdi. Gol−xG farkında Franculino’nun +0,86 ile Borrelli’nin +0,64 değerini geçmesi de bu ayrımla uyumlu.
30. Ernest Muçi’nin üç asistlik performansı, şut hazırlama ve savunmaya yardım istatistikleriyle birlikte değerlendirildiğinde maçın en kapsamlı bireysel katkısıydı. Muçi maç boyunca dört şut fırsatı yarattı, bunların üçü büyük fırsat olarak kaydedildi ve 0,80 beklenen asist üretti. Üç asistin yanında rakip ceza sahasında 10 kez topla buluştu, üç şut çekti, dördü çalım girişiminin üçünü başarıyla tamamladı. Ayrıca altı başarılı top çalma gerçekleştirerek Trabzonspor’un toplam 22 top çalmasının yaklaşık %27’sine imza attı. Dokuz ikili mücadele kazanması da hücumdaki katkısını savunma çalışmasıyla birleştirdiğini gösteriyor. Muçi’nin 42 pasından yalnızca 31’inin isabetli olması, buna rağmen takımın gollerinde bu kadar belirleyici rol üstlenmesi özellikle önemli. Topu en güvenli biçimde kullanan oyuncu değildi; fakat en değerli fırsatları hazırlayan isimdi.
31. Mohamed Salah, asist yapamamasına rağmen Trabzonspor’un en fazla şut fırsatı yaratan oyuncusuydu. Salah maç boyunca beş şut fırsatı hazırladı ve 0,33 beklenen asist üretti. Bu rakamla fırsat sayısında üç asist yapan Muçi’nin önünde yer aldı. Ancak Muçi’nin dört fırsattan ürettiği 0,80 xA, Salah’ın beş fırsatından ürettiği değerin yaklaşık 2,4 katıydı. İki oyuncu arasındaki fark burada ortaya çıkıyor: Salah daha fazla fırsat hazırlarken Muçi’nin hazırladığı fırsatların toplam gol beklentisi çok daha yüksekti. Salah’ın kendi gol tehdidi ise son derece sınırlıydı. Yalnızca bir şut çekti, kaleyi bulamadı ve 0,03 xG’de kaldı. Yedi ceza sahası dokunuşuna rağmen bu kadar düşük şut beklentisinde kalması, hücuma hazırlık katkısıyla bireysel bitiricilik tehdidi arasındaki farkı gösteriyor.
32. Wagner Pina, Trabzonspor’un hücum ve savunma arasında dengeli katkı sağlayan en önemli oyuncularından biriydi. Pina 37 pasın 35’ini tamamlayarak %95 isabet sağladı. Hücumda iki şut fırsatı yarattı ve 0,20 beklenen asist üretti. Savunmada ise dört pas arası, iki başarılı top çalma ve 12 top kazanma gerçekleştirdi. Bu son rakam takımın en dikkat çekici savunma verilerinden biriydi. Üstelik üç çalım denemesinin ikisini başarıyla tamamladı. Pina’nın istatistikleri, Trabzonspor’un dört gol attığı maçta bütün etkinliğin hücum oyuncularından kaynaklanmadığını gösteriyor. Hem topun dolaşımında güvenilir kaldı hem rakip hücumlarında müdahaleler yaptı hem de ileri bölgede fırsat yaratmaya katıldı. Ancak bu katkıların hangi devrede yoğunlaştığını belirlemeden ikinci yarıdaki dönüşümün ana nedenlerinden biri olduğunu kesin biçimde söylemek doğru olmaz.
33. Rizespor’un savunmasında Mithat Pala’nın performansı, başarılı müdahalelerle yenilen çalımların birbirini nasıl gölgeleyebildiğinin örneğiydi. Pala maç boyunca yedi başarılı top çalma ve toplam 11 savunma aksiyonu gerçekleştirdi. Bu rakamlar tek başına değerlendirildiğinde oldukça çalışkan bir savunmacı görüntüsü ortaya çıkıyor. Ancak Pala aynı zamanda yedi kez çalımla geçildi. Üstelik 24 ikili mücadelenin 12’sini kazandı, 12’sini kaybetti. Pas kullanımında 30 denemenin 28’ini tamamlayarak %93 isabet sağlarken beş orta girişiminin hiçbirinde isabet bulamadı. Bir futbolcunun hem yedi başarılı müdahale yapması hem de yedi kez çalımla geçilmesi, görev yaptığı bölgede oldukça fazla bire bir mücadeleye girdiğini ve bunların önemli bölümünde zorlandığını gösteriyor. Trabzonspor’un başarılı çalımlarının Pala’nın bulunduğu bölgelerle eşleştirilmesi, Rizespor savunmasının neden ikinci yarıda bu kadar zorlandığını anlamak için önemli.

34. Rizespor’un bazı oyuncuları bireysel mücadelelerde son derece başarılı olmasına rağmen bu üstünlük takımın hücum performansına yansımadı. Ibrahim Olawoyin maç boyunca girdiği dokuz ikili mücadelenin tamamını kazandı. Üç çalım denemesinin üçünü de başarıyla tamamladı ve 31 pasın 26’sında isabet sağladı. Bu kadar yüksek mücadele başarısına karşılık hücumda yalnızca bir şut çekti ve 0,02 xG üretti. Rizespor’un genel mücadele istatistikleri de benzer bir çelişki taşıyor. Ev sahibi takım 62 mücadele kazanırken Trabzonspor 57’de kaldı. Başarılı top çalmada 28-22, pas arasında 15-11 üstünlük sağladı. Buna rağmen dört gol yedi ve maçı kaybetti. Rizespor’un bireysel mücadele ve top kazanma üstünlüğü, rakibin tehlikeli alanlarda fırsat yaratmasını engellemeye yetmedi.
35. Mebude’nin iki asistle tamamladığı maç, asist sayısının tek başına pas kalitesini açıklamadığını gösterdi. Rizesporlu futbolcu 71 dakika sahada kaldı, iki gol hazırladı ve üç şut fırsatı yarattı. Ancak beklenen asist değeri yalnızca 0,17’ydi. Buna karşılık takım arkadaşı Zakaria Ariss 0,28 beklenen asist üretmesine ve iki şut fırsatı hazırlamasına rağmen asist yapamadı. Trabzonspor’da Muçi’nin 0,80 xA ile üç asiste ulaşması da değerlendirildiğinde, hazırlanan fırsatın kalitesiyle o fırsattan gerçekten gol çıkması arasındaki fark ortaya çıkıyor. Mebude’nin asistiyle gelen Borrelli’nin ikinci golünde kaliteli bitiriciliğin de büyük payı vardı. Mebude’nin 71. dakikada oyundan çıkması önemliydi; ancak Rizespor’un son şutunu bundan önce çekmiş olması, takımın hücumunun durmasını yalnızca bu değişikliğe bağlamayı engelliyor.
36. Borrelli’nin iki gol atmasına rağmen oyunun diğer bölümlerindeki sınırlı katkısı, Rizespor’un hücum anlayışı bakımından dikkat çekiciydi. Borrelli 72 dakika sahada kaldı ve yalnızca dokuz pas denedi. Bu pasların dördünü tamamladı. Girdiği 18 ikili mücadelenin beşini kazanırken 13’ünü kaybetti. Buna karşılık üç şutta 1,36 xG üretti, iki gol attı ve rakip ceza sahasında beş kez topla buluştu. Bu rakamlar, Borrelli’nin maça çok fazla pas bağlantısıyla katılan bir santrfor olmadığını ama bitirici pozisyonlarda son derece etkili olduğunu gösteriyor. Rizespor’un ilk yarıda daha doğrudan oynayarak kaliteli fırsatlar bulması bu profille uyumluydu. Ancak takım ikinci yarıda bu fırsatları üretemediğinde Borrelli’nin bitiricilik gücü de etkisizleşti. Oyundan çıktığı 72. dakikaya kadar ikinci yarıdaki tek şutu 54. dakikada gerçekleşti ve savunma tarafından engellendi.
Takımların oyun düzeni ve maçın genel sonucu
37. Rizespor uzun paslarda Trabzonspor’dan daha fazla başarı sağladı ama bu üstünlük özellikle ikinci yarıda etkili hücum fırsatlarına dönüşmedi. Rizespor maç boyunca 68 uzun pas denedi ve 42’sini isabetli kullandı. Trabzonspor ise 53 denemede 31 isabet sağladı. Rizespor’un uzun pas isabeti %62, Trabzonspor’un %58’di. İkinci yarıda fark daha da dikkat çekiciydi: Rizespor 30 uzun pasın 22’sini doğru adrese göndererek %73 başarı yakaladı. Trabzonspor ise 26 uzun pasın 15’inde isabet sağladı. Buna rağmen Rizespor ikinci yarıda yalnızca 0,14 xG üretebildi. Bu durum, uzun pasın doğru adrese ulaşmasının mutlaka etkili bir hücum başlattığı anlamına gelmediğini gösteriyor. Rizespor topu ileri taşımayı başardığı anlarda bile bu topları yeterli kalitede şutlara dönüştüremedi.
38. Trabzonspor dört gol atarken orta isabetinde veya toplam orta sayısında rakibine üstünlük kurmak zorunda kalmadı. Rizespor maç boyunca 20 orta denemesinin dördünde, Trabzonspor ise 10 ortanın üçünde isabet sağladı. Rizespor iki kat daha fazla orta yapmasına rağmen gol sayısında ve toplam hücum kalitesinde rakibinin gerisinde kaldı. Trabzonspor’un 14 şutunun 13’ü ceza sahası içinden geldi ve 31 ceza sahası dokunuşu vardı. Bu rakamlar, Trabzonspor’un hücumdaki üstünlüğünün ceza sahasına ulaşmak ve uygun bitiriş pozisyonları oluşturmakla ilgili olduğunu gösteriyor. Ancak bu pozisyonların ne kadarının kanat ortası, ne kadarının yerden pas veya bireysel hareketler sonucunda geliştiği ayrıca incelenmeli. Yalnızca orta istatistiğine bakarak kanatların etkisiz kaldığı sonucuna varmak yanlış olur.

39. Rizespor’un ikinci yarıda hücum yönünü değiştirmesi gol tehlikesini artırmadı; tersine üretim çok sert biçimde düştü. Rizespor ilk yarıda hücumlarının %47’sini soldan, %29’unu merkezden ve %24’ünü sağdan gerçekleştirdi. İkinci yarıda bu dağılım büyük ölçüde değişti. Hücumların %47’si sağdan, %32’si soldan, yalnızca %21’i merkezden gelişti. Yani Rizespor’un ağırlıklı hücum yönü soldan sağa kayarken merkez kullanımının payı da azaldı. Bu değişim sırasında rakip ceza sahasındaki dokunuşları altıdan 11’e çıkmasına rağmen toplam gol beklentisi 1,67’den 0,14’e geriledi. Hücum yönünü değiştirmek Rizespor’a daha kaliteli pozisyonlar getirmedi. Bu da ikinci yarıda yalnızca hücumların sayısında değil, sonuca ulaşma biçiminde ve ceza sahasındaki etkinlikte ciddi bir sorun yaşandığını gösteriyor.
40. Rizespor’un son bölümde şut çekememesi, Recep Uçar’ın değişikliklerini değerlendirirken önemli ama dikkatli kullanılması gereken bir veri. Rizespor 69. dakikada Laçi’nin golüyle 3-3’ü buldu. Ardından 71. dakikada iki asist yapan Mebude, 72. dakikada iki gol atan Borrelli, 79. dakikada ise Laçi ve Taylan Antalyalı oyundan çıktı. Ancak takımın son şutunu oyuncu değişikliklerinden önce, beraberlik golünde çektiği unutulmamalı. Bu yüzden hücumun durmasını yalnızca Mebude ve Borrelli’nin çıkmasına bağlamak doğru olmaz. Buna karşılık yapılan değişikliklerin de hücum üretimini yeniden başlatamadığı açık. Rizespor’un son bölümde Trabzonspor kalesine altı şutluk bir hücum dizisiyle karşılık veren rakibine hiç şutla cevap verememesi, Recep Uçar’ın maç yönetiminde sorgulanması gereken en önemli noktalardan biri.
41. Rizespor kalecisi Fofana’nın performansı da Onana’nınkinden çok farklı değildi; iki kaleci de karşılaştıkları şutların beklentisinden fazla gol yedi. Fofana maç boyunca üç kurtarış yaptı, dört gol yedi ve 3,21 xGOT değerindeki isabetli şutlarla karşılaştı. Engellenen gol farkı -0,79 oldu. Onana ise dört kurtarış yaptı, üç gol yedi ve 2,07 xGOT karşılığında -0,93 engellenen gol farkıyla karşılaşmayı tamamladı. Yalnızca yenilen gol sayılarına bakıldığında Fofana daha kötü bir maç çıkarmış gibi görünse de şutların kaleye gönderiliş kalitesi hesaba katıldığında iki kalecinin değerleri birbirine yakındı. Fofana özellikle Trabzonspor’un ikinci yarıdaki dört golü sırasında çok yüksek kaliteli vuruşlarla karşılaştı. Buna rağmen Franculino’nun 83. dakikadaki şutu, pozisyonun düşük başlangıç beklentisi nedeniyle kaleci açısından ayrıca incelenmeye değer.
42. Trabzonspor’un galibiyetinde dört gol atmasından daha önemli olan, ikinci yarıda hem kendi fırsat kalitesini artırıp hem rakibinkini düşürmesiydi. İlk yarıda Trabzonspor’un xG’si 0,12, Rizespor’un 1,67’ydi. İkinci yarıda ise Trabzonspor’un xG’si 2,51’e yükselirken Rizespor’un 0,14’e düştü. İki devre arasındaki dönüşüm iki taraflı gerçekleşti: Trabzonspor kendi hücum kalitesini yaklaşık 21 kat artırırken rakibinin üretimini yaklaşık %92 azalttı. İkinci yarıda Rizespor’un daha fazla topa sahip olması veya daha fazla uzun pas isabeti sağlaması da bu değişimi engelleyemedi. Trabzonspor’un geri dönüşünü yalnızca Muçi’nin asistleri, Franculino’nun golleri veya Reis’in oyuncu değişiklikleriyle açıklamak eksik kalır. Takımın hücum ve savunma verilerinin aynı anda bu kadar büyük ölçüde değişmesi, ikinci yarıda çok daha etkili bir oyun ortaya koyduğunu gösteriyor.
43. Trabzonspor’un dört golünün tamamı açık oyundan gelmesine rağmen maçın genelinde yalnızca sekiz gol beklentisinden değil, savunma hatalarından da söz etmek gerekiyor. Karşılaşmada toplam yedi gol atıldı. Takımların resmi xG değerlerinin toplamı ise 4,44’tü. Trabzonspor 2,63 xG’den dört, Rizespor 1,81 xG’den üç gol çıkardı. Her iki takım da gol beklentisinin üzerinde skor üretti. Ancak gollerin tamamını olağanüstü bitiriciliğin sonucu sayamayız. Borrelli’nin ilk iki golü ve Trabzonspor’un ikinci yarının başındaki ilk üç golü zaten yüksek beklentili pozisyonlardan geldi. Buna karşılık Laçi’nin beraberlik golü ve Franculino’nun galibiyet golü çok daha düşük beklentili şutlardı. Dolayısıyla maçın yedi gollü olmasının arkasında hem savunmaların verdiği elverişli fırsatlar hem de iki önemli pozisyonda beklenenin üzerinde son vuruş kalitesi bulunuyordu.
44. Thomas Reis’in devre arası müdahalesi başarılıydı ama Trabzonspor’un maçın başında neden bu kadar etkisiz kaldığı sorusunu ortadan kaldırmıyor. Reis’in takımı ilk yarıda rakibinden daha fazla pas yaptı, daha fazla topa sahip oldu ve rakip ceza sahasında daha fazla topla buluştu. Buna rağmen hücum üretiminde açık biçimde geride kaldı. Devre arasından sonra bu durum tersine döndü. Ancak bu değişimin gerçekleşmesi için takımın 2-0 geriye düşmesi gerekti. Trabzonspor’un ikinci yarıda 2,51 xG üretebilecek hücum gücüne sahip olduğu düşünüldüğünde, ilk yarıdaki 0,12 xG daha da dikkat çekici hale geliyor. Reis’in maç içindeki müdahalesinin başarısını teslim etmek gerekir; fakat ilk 45 dakikadaki hücum organizasyonunun verimsizliğini ve verilen üç büyük fırsatı da aynı teknik değerlendirmeye dâhil etmek zorundayız.
45. Trabzonspor’un Rize’deki galibiyeti yalnızca iki farklı devrenin değil, aynı zamanda galibiyetin içinde saklanan iki büyük sorunun hikâyesiydi. Bordo-mavililer ilk yarıda topa sahip olduğu halde gol pozisyonu yaratamayan, savunmada ise rakibine çok elverişli fırsatlar veren bir takımdı. İkinci yarıda daha az pasla çok daha etkili hücumlar geliştirdi, sekiz dakika içerisinde üç gol bularak öne geçti ve rakibinin şut kalitesini neredeyse tamamen ortadan kaldırdı. Ancak çok düşük olasılıklı bir şutla 3-3’e yakalanması, kaleci performansı ve skor üstünlüğünün korunması bakımından yeni sorular doğurdu. Son bölümde yeniden öne geçmesini sağlayan şey, rakibine hiç şut fırsatı vermeden hücum etmeyi sürdürmesi ve Franculino’nun düşük beklentili bir pozisyonu gole çevirmesiydi. Trabzonspor’un ikinci yarıdaki performansı galibiyeti açıklıyor; ilk yarıdaki performansı ise gelecekte aynı sorunların tekrarlanmaması için neden daha fazla çalışması gerektiğini gösteriyor.