←

Haber

DERGİ.social · AKIŞ

PROTESTOCU NE ZAMAN YAĞMACIYA DÖNÜŞÜR?

Kırılmış bir vitrin, çalınan bir telefon, dağılan bir yürüyüş: Protesto hakkıyla mülkiyet suçunun arasındaki çizgi nereden geçiyor?

Aynı caddede dört kişi bulunuyor. Biri polis şiddetini protesto ediyor. İkincisi çatışmadan kaçıyor. Üçüncüsü fırsattan yararlanıp kapısı kırılmış dükkândan eşya alıyor. Dördüncüsü ise dükkânını korumaya çalışan esnaf. Ertesi sabah hepsi aynı fotoğraf karesinde görülürse gazeteye nasıl bir başlık atılacak? “Protestocular yağmaladı” demek kolay. Fakat kimin ne yaptığına bakmadan kurulan bu cümle, hem suçun gerçek failini hem de diğer insanların haklarını görünmez kılabilir.

2011 Ağustos'unda Londra'nın sokaklarında çekilen görüntüler, alev alan binaların ve camları kırılan dükkânların arasında koşturan insanları gösteriyordu. Bazıları gerçekten yağma yapıyordu. Bazıları protesto ediyor, bazıları merakla izliyor, bazıları kaçıyor, bazıları komşusuna yardım ediyordu. Mağdur esnaf için zarar son derece somuttu: Bir gecede kaybolan yılların emeği, kapanan işyeri, evini terk etmek zorunda kalan aileler. Toplumsal huzursuzluğun nedenini araştırmak, onların uğradığı zararı küçültmemeli. [1][2]

Ama başka bir kolay yola da sapmayacağız. Polisle sorun yaşayan bütün gençleri hırsız, herhangi bir isyana yakınlık duyan bütün vatandaşları suç ortağı, bütün yoksulları da potansiyel yağmacı olarak görmek, bilimsel açıklama değil damgalamadır. “Yağmanın sosyal nedenleri var” demekle “yağma haklıdır” demek arasındaki farkı titizlikle korumamız gerekiyor.

Bu soruyu doğru sormak için önce bir düzeltme yapalım: Her yağmacı protestocudan dönüşmüş değildir. Bazı insanlar gösteriye siyasi taleple katılıp daha sonra suç işleyebilir. Bazıları ilk andan itibaren yalnızca hırsızlık amacıyla olay yerinde bulunabilir. Birileri önce izleyiciyken fırsatçılığa yönelebilir. Başkalarıysa şiddet büyüdüğünde meydanı terk eder. Tek bir “protestocu yağmacı oldu” hikâyesi, bu farklı yolları anlatmaya yetmez.

İLK AYRIM: PROTESTO, MALA ZARAR VERME, HIRSIZLIK, YAĞMA

Barışçıl gösteri, taleplerin kamusal alanda topluca ifade edilmesidir. Trafiğin yavaşlaması, bir caddenin dolması veya kamu otoritesinin eleştirilmesi, kendiliğinden yağma değildir. Vitrin kırmak mala zarar verme; başka birine ait eşyayı rızası dışında almak hırsızlık olabilir. Zorla alma sırasında kişiye yönelik cebir veya tehdit varsa daha farklı bir suç türü söz konusu olabilir. Bu kategorileri tek bir “olay çıktı” cümlesine sıkıştırmak doğru değil.

Türkiye'de kullandığımız kelimelerin ayrıca hukuki karşılıkları var. Türk Ceza Kanunu'nun 141. maddesi hırsızlığı, 148. maddesi ise cebir veya tehditle kişinin bir malı teslim etmeye ya da alınmasına karşı koymamaya zorlanmasını “yağma” olarak düzenliyor. İşyerinin camını kırıp mal çalmak, olayın somut koşullarına göre birden fazla suç unsurunu gündeme getirebilir; ancak günlük dilde her toplu hırsızlığa “yağma” denmesi, bütün dosyaların teknik olarak TCK 148 kapsamına girdiği anlamına gelmiyor. [3]

Bu fark neden önemli? Çünkü gazetecilikte “yağma” sözcüğü bazen toplu kargaşa sırasında dükkândan mal alınmasını anlatan geniş bir kullanım taşıyor. Ceza hukukunda ise suçun unsurları, suç anındaki fiil, mağdura yönelen cebir veya tehdit ve diğer delillerle belirlenir. Bir kişinin mağazadan eşya çıkardığı fotoğraf suç şüphesi yaratabilir; ama fotoğraftaki diğer kişilerin aynı suça katıldığını kanıtlamaz.

Türkiye Anayasası'nın 34. maddesi silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkını korur; 35. maddesi mülkiyet hakkına yer verir. Bu haklar birbirinin düşmanı olarak değil, aynı hukuk düzeninin güvenceleri olarak değerlendirilmelidir. Başkasının malını almak protesto hakkının doğal parçası değildir. Bununla birlikte birkaç kişinin mala zarar vermesi, olay yerinde bulunan bütün barışçıl kişilerin toplantı hakkının kendiliğinden yok olduğu anlamına da gelmez. [4]

BM İnsan Hakları Komitesi'nin 37 No.lu Genel Yorumu bu ayrımı uluslararası insan hakları hukuku açısından açıkça yapıyor: Bazı katılımcıların münferit şiddet eylemleri, diğer katılımcılara veya organizatörlere otomatik olarak atfedilemez. Bir gösterinin içinde birileri korunan barışçıl toplantı hakkını kullanırken diğerleri belirli şiddet fiilleri nedeniyle bu korumanın dışında kalabilir. [5]

LONDRA 2011: İLK PROTESTODAN ŞEHİRLERE YAYILAN SUÇA

4 Ağustos 2011'de Londra'da Mark Duggan polis tarafından vurularak öldürüldü. 6 Ağustos'ta Tottenham polis merkezi önünde düzenlenen protesto, gece içinde çatışma, araç yangınları ve yağmaya dönüştü. Sonraki günlerde olaylar Londra'nın başka mahallelerine, ardından Birmingham, Liverpool, Manchester, Salford ve Nottingham gibi kentlere yayıldı. Bir insanın ölümüne yönelik protestodan, içinde açıkça hırsızlık ve kundaklama bulunan geniş bir kargaşa çıktı. [1][6]

Bu dönüşümün her aşamasının aynı kişi tarafından gerçekleştirildiğini varsayamayız. Başlangıçtaki gösteriye gelenler, daha sonra dükkân soyanlar, ertesi gece olayları başka şehirde takip edenler ve mağdur mahalle sakinleri birbirinden farklı kişilerdi. Kimin hangi gün nerede bulunduğunu, ne yaptığını ayırmadan “protestocular polisle kavga etti, sonra mağazaları yağmaladı” gibi tek öznesi olan bir hikâye kurmak suçun gerçek kapsamını da toplumsal nedenlerini de gizler.

İngiltere İçişleri Bakanlığının Ekim 2011'de yayımladığı değerlendirmede, olaylardan etkilenen 19 polis bölgesinde 5.175 kayıtlı suç ve 4.105 gözaltı bildirildi. Bunlar Eylül başındaki kayıtların fotoğrafıdır; bütün göstericilerin sayımı değildir. Dahası gözaltı, suçun mahkemece kesinleştiği anlamına gelmez. Aynı rapor, olaylar sırasında gerçekten ağır bir suç dalgası yaşandığını da açıkça gösteriyor. [6]

Adalet Bakanlığının Eylül 2012 tarihli mahkeme istatistiğinde, 10 Ağustos 2012'ye kadar 3.103 kişi kamu düzeni olaylarıyla ilgili suçlamalar nedeniyle hâkim önüne çıkmıştı. Duruşma dosyalarında en yaygın kategoriler hırsızlık amacıyla binaya girme (burglary) yüzde 50, şiddetli kamu düzeni suçu yüzde 21 ve hırsızlık yüzde 15 idi. Bu oranlar mahkemeye çıkarılanların suçlama kategorileridir; sokakta bulunan herkesin davranış dağılımı değildir. [7]

“BEDAVA EŞYA” MI, POLİSE ÖFKE Mİ? BİRDEN FAZLA NEDEN

İngiltere olaylarının ardından The Guardian ve London School of Economics “Reading the Riots” araştırmasını başlattı. Londra ile başka İngiliz kentlerinde olaylara katılan 270 kişiyle derinlemesine görüşüldü. Katılımcılar arasında polise yönelik yoğun güvensizlikten söz edenler, fırsat doğduğu için mal aldığını söyleyenler, işsizlik ve geleceksizlik duygusunu anlatanlar vardı. Araştırma tek bir açıklamayı onaylamak yerine farklı nedenlerin aynı olaylarda bir araya gelebildiğini gösterdi. [1][8]

Bulguların özellikle dikkat çekici tarafı, katılanların bir bölümünün hırsızlık yaptığını gizlememesiydi. Kendilerine normalde alamadıkları eşyaları edinme fırsatı çıktığını söyleyenler bulunuyordu. Polisle yaşanmış gerilim, ekonomik yoksunluk ve sıradan fırsatçılık aynı kişinin anlatısında birleşebiliyordu. İnsanların şikâyetlerinin anlaşılır olması, başkasının eşyasını alma hakkı doğurmaz. Ama yalnızca “ahlaksızlık” etiketini kullanırsak, neden tam da o gün ve o mahallede suç işlendiğini de açıklayamayız. [1][8]

Hükümetin yaptırdığı ve NatCen tarafından yürütülen ayrı bir çalışmada, olaylardan etkilenen ve etkilenmeyen alanlardan 50 gençle görüşüldü. Araştırmacılar merakla dışarı çıkanları, çatışmaya katılanları, mal alanları ve hiç katılmayanları ayırdı; kimi kişilerin olay ilerledikçe bir kategoriden diğerine geçtiği görüldü. Gençlerin heyecan, merak, arkadaş çevresi, polisle ilişkiler, yakalanma riski ve maddi çıkar gibi birden çok faktörü değerlendirdiği aktarıldı. [9]

Buradaki bilginin önemli bir sınırı var: 270 kişi veya 50 genç, 2011 olaylarında bulunan tüm insanların rastgele seçilmiş temsilî örneği değildir. Görüşmeciler kimi suçları saklamış, kimi davranışlarına olaydan sonra gerekçe üretmiş olabilir. Çalışmaların değeri bütün nüfus için kesin oran vermesi değil, “herkes aynı nedenle yağmaladı” düşüncesini somut tanıklıklarla sorgulatmasıdır.

Olayların hemen ardından dönemin İçişleri Bakanı Theresa May, yağmayı öncelikle hırsızlık ve suç olarak değerlendiren sert açıklamalar yaptı; dönemin Başbakanı David Cameron da benzer biçimde suçla mücadeleyi öne çıkardı. Polisle yaşanmış sorunları ve toplumsal eşitsizlikleri vurgulayan araştırmacılar ise bu yaklaşımın olayların neden tekrar edebileceğini açıklamakta eksik kaldığını savundu. Bunlar farklı siyasi ve akademik perspektiflerdir; araştırmaların ortaya koyduğu nedenleri kabul etmek, hırsızlık veya kundaklama suçlarını aklamak anlamına gelmez. [8][10]

FAİLİN FIRSATI, MAĞDURUN HAYATI

Bir dükkânın yağmalanması yalnızca camın ve raflardaki malın parasına indirgenemez. İşletmenin birkaç hafta kapalı kalması, çalışanların ücret alamaması, borçların birikmesi, sigortanın hasarın tamamını karşılamaması veya mahallenin alışveriş imkânlarının azalması mümkündür. Küçük bir esnaf için çalınan ürünler, yıllarca biriktirilmiş sermaye olabilir. Bir işyerinin yanması, binadaki ailelerin evlerini boşaltmasına kadar varabilir.

2011'de Londra'nın Croydon bölgesindeki Reeves mobilya mağazası yandı. Bir aile işletmesinin kuşaklar boyu yürüttüğü işin yok oluşu, dönemin hükümet açıklamalarında da mağduriyet örneği olarak yer aldı. Olayları yalnızca büyük mağaza zincirlerinin kayıpları üzerinden değil, mahallesini geçindiren esnafın ve o esnaftan maaş alan insanların gözünden de okumak gerekir. [11]

İngiltere hükümetinin Temmuz 2013 tarihli değerlendirmesi, olaylarda konutlarından ayrılmak zorunda kalan aileler, işyerlerini kaybeden işletmeler, yaralanan kişiler ve ölenler bulunduğunu kaydediyor. Hükümetin mağdurlara yönelik yeniden konutlandırma ve işyerlerini açma programlarına kaynak ayırması, fiziksel ve ekonomik zararın topluma ne kadar geniş yayıldığını gösteriyor. [12]

Mala zarar vermenin siyasi sembol olarak sunulması, mağdurun zararını otomatik olarak simgesel hâle getirmez. Bir banka şubesinin camıyla bir mahalle fırınının camı aynı politik çağrışımı taşımayabilir; ancak her ikisinin de gerçek sahibi, çalışanı ve müşterisi vardır. Suçun faillerini belirlerken başkasının malı üzerinde kurulan zorlayıcı gücü görmezden gelmek, bir hareketin iddia ettiği adalet ilkesine de zarar verebilir.

SOKAĞIN BAŞKA YÜZÜ: TEMİZLEYENLER VE KOMŞUSUNU KORUYANLAR

Aynı 2011 olaylarının ardından Londra ve başka şehirlerde gönüllüler sokakları temizlemek, işyerlerine destek olmak ve zarar gören ailelere yardım etmek için bir araya geldi. Basında “riot wombles” diye anılan temizlik gönüllüleri, şiddetin yaşandığı toplumda tek toplu davranışın şiddet olmadığını gösterdi. Bazı mahalle sakinleri, olaylar sırasında da yaralananlara yardım etmiş veya komşularını korumaya çalışmıştı. [11][12]

Bu insanları “asıl iyi halk” diye romantikleştirip olaylara katılanların tümünü toplum dışına itmek de yeterli değil. Daha önemli soru, aynı mahallede yaşayan insanların neden farklı kararlar verdikleri. Kimse zarar görmemek için evinde kalmış olabilir; bir başkası güvenli bulduğu anda dükkânını savunmuş olabilir; üçüncü kişi kendisini kalabalığın gücüne kaptırmış olabilir. Bir mahalle tek bir iradeye sahip değildir.

Resmî Riots Communities and Victims Panel'in temel soruları arasında, neden bazı mahallelerde ağır kargaşa yaşanırken diğerlerinde yaşanmadığı; hangi yerel ilişkilerin insanları şiddetten uzak tuttuğu; mağdurların nasıl yeniden ayakta kalabileceği de bulunuyordu. Bu soruların yanıtı yalnızca daha ağır cezalar değil, toplumsal dayanışmayı ve kurumlara duyulan güveni de araştırmayı gerektirir. [13]

ABD 2020: BİRKAÇ YANAN VİTRİN BÜTÜN BİR HAREKET MİDİR?

George Floyd'un 25 Mayıs 2020'de polis müdahalesi sırasında öldürülmesinin ardından ABD'de geniş Black Lives Matter protestoları yaşandı. Pek çok kentte barışçıl gösteriler düzenlendi; bazı yerlerde mala zarar verme, yağma, kundaklama ve polisle çatışma da görüldü. Bu suçların gerçek olması, ülkedeki bütün yürüyüşlerin aynı niteliğe sahip olduğu anlamına gelmiyor. [14]

ACLED adlı çatışma ve siyasi olay veri kuruluşu, 24 Mayıs–22 Ağustos 2020 döneminde ABD genelinde 10.600'den fazla gösteri kaydetti. Bunların yaklaşık yüzde 95'inde protestocular şiddet içeren eyleme karışmamıştı. Black Lives Matter ile bağlantılı etkinliklerde ise gösterilerin yüzde 93'ünden fazlası şiddet içermeyen biçimde kaydedildi. Bu yüzdeler gösteri olaylarına ilişkin sınıflandırmalardır: “Gösteriye katılan kişilerin yüzde 93'ü kesinlikle hiç şiddet uygulamadı” gibi birey düzeyinde istatistiğe dönüştürülemez. [14]

Bu sayılar ters yönde de yanlış yorumlanmamalı. Gösterilerin azınlığında yaşanan ciddi suçlar küçümsenemez. Bir dükkânın yağmalandığı olay, veri tabanındaki bütün gösterilerin küçük bir yüzdesi içinde kalsa bile mağdur için yüzde yüz gerçek zarardır. Ama medyada en çok gösterilen yağma görüntüsünün, on binlerce başka barışçıl gösterinin nasıl geçtiğini temsil ettiğini varsaymak da büyük bir hata olur.

ACLED ayrıca bazı gösterilerde polisin müdahalesini ayrı bir olay türü olarak takip etti. Burada önemli bir yöntem ayrımı var: Protestocu kaynaklı şiddet ile devletin protestoya müdahalesi farklı kategorilerdir. Barışçıl protestoya polisin güç kullanmış olması, gösterinin başından beri şiddetli olduğu anlamına gelmez. Öte yandan kolluğa veya başka kişilere saldıranların fiilleri ayrı inceleme konusudur. [14]

KAMERANIN GÖSTERDİĞİ İLE BİZİM ÇIKARDIĞIMIZ SONUÇ

Bir haber kanalında yanan bir marketin görüntüsünü gördüğümüzde, “Şu kentte bir market yakıldı” sonucuna ulaşabiliriz. Fakat yalnızca bu görüntüden kaç kişinin katıldığını, hangi siyasi görüşten olduklarını, yakılan yerin hangi protestoya ne kadar yakın olduğunu veya kimin eyleme karşı çıktığını bilemeyiz. Kamera belirli bir anı kanıtlayabilir; bütün toplumsal hareketin özeti değildir.

2020 ABD gösterilerinde gerçek yağma ve tahrip haberlerinin geniş yer bulması, kamuoyunun hareketin tamamına ilişkin değerlendirmelerini de etkiledi. ACLED'nin raporu, gösterilerin büyük çoğunluğunun şiddet içermemesine rağmen bazı anketlerde insanların geniş kesimlerinin çoğu göstericiyi şiddete eğilimli gördüğünü aktarıyor. Böyle bir ayrışma medya seçiminin önemini gösterir; fakat algıdaki farkın tek nedeninin medya olduğunu da kanıtlamaz. [14]

Dahası, her yağma olayının siyasi protestonun içindeki bir kişinin dönüşümü olduğunu nasıl saptayacağız? Eylemle ilgisi bulunmayan kişiler aynı kargaşadan yararlanmış olabilir. Başka kişiler gösteriye katılıp daha sonra suç işlemiş olabilir. Birileri yağmayı protesto hareketinin yöntemi olarak savunmuş olabilir; başkaları ona karşı çıkmış olabilir. Bu kategorilerin her biri için farklı tanıklık ve delil gerekir. Belirsizlik varsa onu gizleyerek bütün eylemcilere tek bir kimlik vermek yerine dürüstçe belirtmeliyiz.

NEDEN BAZI İNSANLAR FIRSATI SUÇA ÇEVİRİYOR?

Suçun ortaya çıkışı, bir kişinin kendisini nasıl gördüğüne ve çevresindeki insanların hangi davranışı onayladığını düşündüğüne bağlı olabilir. Kalabalık psikolojisi alanındaki sosyal kimlik araştırmaları, üyelerin tümünün aynı normu taşımadığını; ortak kimliğin hangi davranışları meşru gördüğünün olay boyunca değişebildiğini gösteriyor. 2011 Tottenham ve Hackney olaylarını inceleyen Clifford Stott, John Drury ve Steve Reicher, sosyal kimlikle polisle etkileşimin toplu davranış üzerindeki rolünü vurguluyor. [15]

Ancak “sosyal kimlik etkisi var” demek, hırsızlığı otomatik taklit olarak tanımlamak anlamına gelmez. İnsanlar seçeneklerini değerlendirir: Yakalanma riski, alacakları eşyanın değeri, arkadaşlarının tutumu, mağazanın sahibi hakkında düşündükleri ve polisle geçmiş ilişkileri kararlarına etki edebilir. Bir kişinin hiç suç işlememesi de aynı ölçüde araştırılması gereken bir karardır.

Sosyolog Mark Granovetter'in eşik modeli bu noktada yararlı bir düşünce aracı sunuyor: Bir kişi tek başına belirli davranışı yaparken bir başkası ancak etrafında yeterince kişinin bunu gerçekleştirdiğini gördüğünde harekete geçebilir. Ancak bu, gerçek yağma olayında herkesin zihnine yazılmış sabit bir eşik bulunduğunu kanıtlamaz. Kimin neye tepki verdiği, olayın koşulları ve kişisel ahlaki sınırlar önemlidir. [16]

Bu nedenle ya “ilk kırılan cam bütün mahalleyi suçlu yaptı” ya da “bütün suçları yalnızca yapısal eşitsizlik üretti” gibi açıklamalar yetersizdir. Yapısal koşullar, anlık fırsatlar, grup normları ve bireysel kararlar bir araya gelebilir. Aynı mahallede ve aynı gelir düzeyinde yaşayan milyonlarca insanın suç işlememiş olması, açıklamamızın her kişiye aynı yazgıyı yükleyemeyeceğini gösteriyor.

YOKSULLUK SUÇUN NEDENİ Mİ, YOKSA HİKÂYENİN BİR PARÇASI MI?

İngiltere Adalet Bakanlığının 2012 istatistikleri, 2011 olaylarıyla ilgili mahkemeye çıkarılanların geçmiş mahkûmiyetleri ve sosyoekonomik profilleri hakkında veriler sunuyor. Bunları incelerken iki hataya karşı dikkatli olmalı: Mahkemeye çıkarılanlar bütün katılımcıların temsilî örneği olmayabilir; ayrıca önceki adli kayıt ile mevcut olayın nedeni aynı şey değildir. Bakanlığın kendisi, rapordaki sosyal ve demografik ilişkilerden nedensellik sonucu çıkarılmaması gerektiğini belirtiyor. [7]

Yoksulluk, düşük ücret ve fırsat eşitsizliği bazı insanların öfkesine veya suça yönelme riskine katkıda bulunabilir. Ama yoksul olmak otomatik suçlu olmak değildir. Yağmayı yalnızca geçim sıkıntısıyla açıklamak, hem düşük gelirli insanların büyük çoğunluğunun ahlaki seçimlerini hem de bu olaylarda ekonomik çıkar için hareket eden farklı toplumsal konumlardan kişileri göz ardı eder.

Öte yandan “yoksullukla alakası yok, yalnızca açgözlülük” görüşü de 2011'de araştırmacıların saptadığı polisle gerilim, kapatılmış gençlik hizmetleri ve sosyal dışlanma gibi koşulları açıklamakta yetersizdir. Toplumda sorunları çözmek ile suç işleyenleri adil biçimde yargılamak, birbirini dışlayan seçenekler olmamalı.

YAĞMA BİR HAREKETİN MEŞRUİYETİNİ NASIL ETKİLER?

Bir protesto hareketinin temel talebi geniş kamuoyu tarafından haklı bulunabilir. Buna rağmen eyleme eşlik eden yağma ve tahrip görüntüleri, kararsız izleyicinin tutumunu değiştirebilir. Çünkü insanlar yalnızca talebi değil, eylemin başkalarına zarar verip vermediğini de değerlendirir. Bu değerlendirme, bir hareketin siyasi etkisinin parçasıdır; protestonun hukuken korunup korunmadığıyla aynı şey değildir.

Matthew Feinberg, Robb Willer ve Chloe Kovacheff'in 2020'de yayımladığı araştırmada, altı deney boyunca daha yıkıcı veya insanlara zarar verici algılanan protesto taktiklerinin hareketlere verilen desteği genellikle azalttığı görüldü. Beş deneyde bu olumsuz etki, hareketin savunduğu temel davaya yönelik desteğe de uzandı. Araştırmacılar bunu “aktivistin ikilemi” olarak açıklıyor: Daha sert eylem görünürlük ve baskı yaratabilir, ama aynı zamanda harekete duyulan yakınlığı azaltabilir. [17]

Bu bulgu “her cam kırıldığında kamuoyu aynı oranda döner” anlamına gelmiyor. Deneysel senaryolar gerçek hayatın siyasi tarihini, protestocunun maruz kaldığı müdahaleyi ve farklı ülkelerdeki medya ortamını bütünüyle yansıtmayabilir. Ayrıca ciddi haksızlıklara karşı yürütülen bazı şiddetsiz ama rahatsızlık yaratan eylemler de seyircilerce “aşırı” değerlendirilebilir. Hukuken korunan barışçıl gösteriyi yalnızca popüler olup olmadığına göre sınıflandıramayız.

Buna karşılık siyasi örgütler için zor bir gerçek vardır: Bir hareket yağma eylemleri hakkında hiç konuşmaz, mağdurları küçümser veya suçları kendi siyasi başarısının gerekli parçası olarak göstermeye başlarsa destekçilerinin bir kısmını kaybedebilir. Ancak hareketin sorumluluğunu göstermek için önce yağma fiilini kimin yaptığını belirlemek gerekir. Faili bilinmeyen her suçu yürüyüşün düzenleyicisine yüklemek de başka tür bir adaletsizliktir.

POLİSİN GÖREVİ: YAĞMACIYI DURDURURKEN GÖSTERİ HAKKINI KORUMAK

Kamu görevlileri çalınan malları, saldırıya uğrayan esnafı ve çevredeki insanların can güvenliğini korumakla yükümlüdür. Bir dükkândan zorla mal alan kişiye müdahale etmek, onun siyasi düşüncesini cezalandırmak değil somut suçu önlemek amacı taşıyabilir. Ancak kolluğun bunu yaparken barışçıl göstericileri ayırt etmesi, gerekli ve orantılı güç kullanması gerekir. [5][18]

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi'nin 37 No.lu Genel Yorumu, gösteri alanındaki münferit şiddet eylemlerinin başka katılımcılara mal edilemeyeceğini söylüyor. Bu, polisin hiçbir zaman müdahale edemeyeceği anlamına gelmez. Suç işleyen kişiler hakkında işlem yapılabilir; insanların güvenliğini tehdit eden ciddi eylemlere karşı önlem alınabilir. Fakat birkaç kişinin yağma yapmasını gerekçe göstererek meydandaki bütün barışçıl insanları suçlu saymak hukuken savunulamaz. [5]

Kuvvetin hangi kişiler üzerinde, hangi nedenle, ne kadar süre ve hangi araçlarla kullanıldığı önemlidir. Bir mağazayı korumak için yapılan müdahale yakın sokaktaki başka bir barışçıl toplantıyı dağıtmayı otomatik olarak haklı kılmaz. Ayrıca polis gücünün kötüye kullanılması, yağma şüphelilerinin cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gibi yağma olaylarının gerçek olması da polis ihlallerine ilişkin soruşturma gereğini ortadan kaldırmaz.

BİR MAHALLEYİ ONARMAK, CAM DEĞİŞTİRMEKTEN FAZLASI

2011 İngiltere olaylarından sonra hükümet ve yerel yönetimler hasarlı dükkânları yeniden açabilmek, evsiz kalanlara yardım etmek ve sokakları temizlemek için destek programları uyguladı. Bazı aileler ve küçük işletmeler için bu yardım hemen gerekliydi; aynı zamanda sigorta, kira, kredi ve iş kaybı sorunları devam edebiliyordu. [12]

Mahalleye bakmanın başka bir yolu daha var. Bir esnafın dükkânı saldırıya uğradığında onun siyasi görüşünü sorgulamak, zararının giderilmesi için şart olamaz. Bina sakinlerini yerinden eden yangınlarda mağdurlar arasında gösteriyi destekleyenler, karşı çıkanlar ve hiçbir ilgisi olmayanlar bulunabilir. Mağduriyetin kendisini siyasî sadakat testine dönüştürmemek gerekiyor.

Riots Communities and Victims Panel'in çalışmalarında yalnızca faillerin değil, olaydan etkilenen mahalle sakinlerinin, ailelerin, gençlerin, esnafın ve gönüllülerin deneyimleri de dinlendi. Böyle bir yaklaşım, soruşturmaların yerine geçmez; fakat gelecekte aynı zararın tekrarını önlemek için cezadan başka hangi kurumların önemli olduğunu gösterir. [13]

BİR FOTOĞRAFI ARAŞTIRIRKEN ALTI SORU

Gazeteci, sosyal medya kullanıcısı veya araştırmacı yağma görüntüsüyle karşılaştığında ilk olarak görüntünün gerçekten ne gösterdiğini sormalı. Bir malın alındığı, bir vitrinin kırıldığı, bir kişinin yaralandığı görülüyor mu; yoksa bunlar fotoğrafın altına yazılan iddialar mı? İkinci soru zaman ve yerdir: Olay hangi tarihte, hangi protestonun ne kadar yakınında yaşandı? Üçüncü soru faildir: Kim hangi somut eylemi gerçekleştirdi? Dördüncüsü ilişki: Bu kişi gösterinin katılımcısı mı, bağımsız fırsatçı mı, yoksa bunu bilmiyor muyuz?

Beşinci soru mağdurdur: Kimin malı veya güvenliği zarar gördü, zarar nasıl karşılandı? Altıncısı delilin niteliğidir: Polis açıklaması, görgü tanığı, video kaydı, gözaltı tutanağı ve mahkeme kararı aynı doğrulama düzeyine sahip değildir. Dava sonuçlanmadan “suçlu” ilan etmek de, yargılama belgesi yok diye gerçek zararı inkâr etmek de sakıncalıdır.

Bunları sormadan yayımlanan “Yağmacılar meydanı ele geçirdi” başlığı, gerçekte birkaç sokakta yaşanan suçları bütün bir toplumsal hareketin vasfı gibi gösterebilir. Tersine yalnızca barışçıl fotoğrafları seçen bir haber, yağmalanan dükkânları ve mağdur aileleri görünmez kılabilir. Gazetecilik, iki eksik fotoğrafın hangisini sevdiğimizi seçmek değil, gerçekte ne olduğunu ortaya koymaktır.

SONUÇ: PROTESTOCUNUN DÖNÜŞMESİ İLE SUÇLUNUN KALABALIĞA KARIŞMASI FARKLI ŞEYLER

Protestocu ne zaman yağmacıya dönüşür? Kendisi somut olarak başkasının malını hukuka aykırı biçimde almaya veya cebirle, tehditle ele geçirmeye giriştiğinde onun o davranışı suç incelemesinin konusu olur. Ama bütün yağmacıların önce protestocu olduğu varsayılamaz. Olay yerindeki insanların birbirinden farklı niyetleri ve fiilleri vardır; sorumluluk bireysel delillerle değerlendirilmelidir.

İngiltere 2011 örneği fırsatçılıkla polis öfkesinin aynı kargaşa içinde bulunabileceğini; ABD 2020 verileri suç ve yıkım görüntülerinin birçok barışçıl gösterinin yerine konulamayacağını; mağdurların anlatıları ise sosyal nedenler tartışılırken somut zararların küçümsenmemesi gerektiğini gösteriyor. Bunlardan birini seçip diğerlerini dışarıda bırakırsak hem hukuku hem tarihi eksik anlatmış oluruz.

Sokak, siyasi hakkın kullanılabildiği kamusal alandır. Dükkânı yağmalamaktan zarar gören de o toplumun bir parçasıdır; barışçıl biçimde protesto eden de. Hukukun görevi birini koruyup diğerini bütünüyle yok saymak değil, fiilleri ve hakları birbirinden ayırmaktır. Bir gösteride suç işlendiğinde doğru soru “Bu insanların hepsi kim?” değil, “Hangi kişi, hangi davranışı yaptı; kim zarar gördü; nasıl kanıtladık?” olmalıdır.

Bir sonraki yazı: KIRILAN İLK CAM — ŞİDDET BİR HAREKETİ NASIL ETKİLER? Burada mala zarar vermenin siyasi etkisi, medyada görünürlüğü ve hareketin içinden gelen tepkileri daha ayrıntılı değerlendireceğiz.

KAYNAKLAR VE İLERİ OKUMA

[1] London School of Economics, “LSE research into the causes of the 2011 riots leads to reform of police 'stop and search' powers”; Reading the Riots araştırmasının yöntemi, bulguları ve etkisi: https://www.lse.ac.uk/research/research-impact-case-studies/lse-research-causes-2011-riots-reform-police-stop-search-powers

[2] Birleşik Krallık Hükümeti, “Government response to the Riots, Communities and Victims Panel’s final report” (12 Temmuz 2013); zarar gören işletmeler, konutlar ve toplumsal iyileştirme çalışmaları: https://www.gov.uk/government/publications/government-response-to-the-riots-communities-and-victims-panels-final-report

[3] T.C. Adalet Bakanlığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, özellikle 141. ve 148. maddeler; hırsızlık ve cebir/tehdit içeren yağma suçlarının ayrımı: https://alternatifcozumler.adalet.gov.tr/Resimler/icon/5237Say%C4%B1l%C4%B1T%C3%BCrkCezaKanunu.pdf

[4] Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, “Anayasa”, madde 34 (silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri), madde 35 (mülkiyet): https://anayasa.gov.tr/tr/mevzuat/anayasa/

[5] Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesi, “General comment No. 37 (2020) on the right of peaceful assembly”, CCPR/C/GC/37; münferit şiddet eylemlerinin başka katılımcılara atfedilmemesi, özellikle 17–20. paragraflar: https://www.bangkok.ohchr.org/article/right-peaceful-assembly

[6] Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, “An overview of recorded crimes and arrests resulting from disorder events in August 2011” (24 Ekim 2011); 19 polis bölgesindeki 5.175 kayıtlı suç ve 4.105 gözaltı: https://www.gov.uk/government/publications/an-overview-of-recorded-crimes-and-arrests-resulting-from-disorder-events-in-august-2011

[7] Birleşik Krallık Adalet Bakanlığı, “Statistical bulletin on the public disorder of 6th–9th August 2011” (13 Eylül 2012); mahkeme dosyaları, suçlama türleri, örneklem ve nedensellik uyarıları: https://www.gov.uk/government/statistics/statistical-bulletin-on-the-public-disorder-of-6th-9th-august-2011–2

[8] The Guardian / LSE, “Rioters say anger with police fuelled summer unrest” (5 Aralık 2011); 270 katılımcıyla görüşmeler, polise tepki, fırsatçılık ve ekonomik koşullar: https://www.theguardian.com/uk/2011/dec/05/anger-police-fuelled-riots-study

[9] The Guardian, “Opportunism and dissatisfaction with police drove rioters, study finds” (3 Kasım 2011); NatCen'in hükûmet için yürüttüğü 50 gençle görüşme araştırması: https://www.theguardian.com/uk/2011/nov/03/opportunism-dissatisfaction-police-rioters-study

[10] The Guardian, “Rioters were 'unruly mob' claims Theresa May” (18 Aralık 2011); siyasal yorumlar, görüşme bulgularıyla resmî yaklaşım arasındaki farklılık: https://www.theguardian.com/uk/2011/dec/18/london-riots-theresamay

[11] Birleşik Krallık Başbakanlık arşivi, “PM's speech on the fightback after the riots” (15 Ağustos 2011); Reeves mobilya mağazası ve mağdurlar: https://www.gov.uk/government/speeches/pms-speech-on-the-fightback-after-the-riots

[12] Birleşik Krallık Hükümeti, “August 2011 riots” (13 Temmuz 2012); yerel yardım, yeniden konutlandırma, işyerlerinin açılması ve toplulukların dayanışması: https://www.gov.uk/government/speeches/august-2011-riots

[13] Birleşik Krallık Başbakan Yardımcılığı arşivi, “Riot communities and victims panel announced” (31 Ağustos 2011); mağdurlar, esnaf, gençler ve yerel dayanıklılık hakkında araştırma soruları: https://www.gov.uk/government/news/riot-communities-and-victims-panel-announced

[14] ACLED, “Demonstrations and Political Violence in America: New Data for Summer 2020” (3 Eylül 2020); 24 Mayıs–22 Ağustos 2020 gösteri sayıları, BLM eylemlerindeki şiddet sınıflandırması ve veri yöntemleri: https://acleddata.com/report/demonstrations-and-political-violence-america-new-data-summer-2020

[15] Clifford Stott, John Drury ve Steve Reicher, “On the Role of a Social Identity Analysis in Articulating Structure and Collective Action: The 2011 Riots in Tottenham and Hackney”, British Journal of Criminology 57(4), 2017, s. 964–981; olayların sosyal kimlik ve karşılıklı etkileşim yönü: https://doi.org/10.1093/bjc/azw036

[16] Mark Granovetter, “Threshold Models of Collective Behavior”, American Journal of Sociology 83(6), 1978, s. 1420–1443; toplu davranışın eşik modeli: https://doi.org/10.1086/226707

[17] Matthew Feinberg, Robb Willer ve Chloe Kovacheff, “The Activist’s Dilemma: Extreme Protest Actions Reduce Popular Support for Social Movements”, Journal of Personality and Social Psychology 119(5), 2020, s. 1086–1111; altı deney: https://www.gsb.stanford.edu/faculty-research/publications/activists-dilemma-extreme-protest-actions-reduce-popular-support

[18] OSCE/ODIHR, Human Rights Handbook on Policing Assemblies (2016); gösteri hakkı, güvenlik ve orantılı polislik ilkeleri: https://odihr.osce.org/odihr/226981

[19] The Guardian, “London communities count human cost of muggings and burglaries during riots” (9 Ağustos 2011); mağdur esnafın tanıklıkları ve küçük işletmelerin kaybı: https://www.theguardian.com/uk/2011/aug/09/london-riots-victims-muggings-burglaries

[20] Birleşik Krallık Hükümeti, “Government response to the final report of the Independent Riots Victims and Communities Panel” (28 Mart 2012); çok nedenli toplumsal analiz ve mağdurlara destek yaklaşımı: https://www.gov.uk/government/news/government-response-to-the-final-report-of-the-independent-riots-victims-and-communities-panel

EDİTORYAL NOT

“Yağma” gündelik dilde toplu karışıklık sırasında mal alınmasını betimlemek için kullanılsa da TCK'nın 148. maddesindeki yağma suçunun cebir veya tehdit unsurları vardır; İngilizce kaynaklardaki “looting”, “theft” ve “burglary” kavramları Türk hukukundaki suç tipleriyle birebir eşitlenmemiştir. 2011 İngiltere sayıları polis ve yargı kayıtlarının belirli tarihlerdeki kapsamını, 2020 ACLED oranları ise kişileri değil protesto olaylarını tanımlar. Şiddetin nedenlerini araştırmak suçlara mazeret sağlamaz; mağdurların zararını anlatmak ise barışçıl gösterilere katılanlara toplu suç isnat etmeyi gerektirmez.

‹ DİĞER YÜZ