ON MİLYON İNSAN NEDEN GREVE ÇIKTI?
Mayıs–Haziran 1968: Üniversite barikatlarının ardındaki fabrika kapıları, ücret hesapları ve işçilerin kendi isyanı.

Fransa’nın neredeyse bütün iş hayatını durduran grev dalgası neden başladı? Gerçekte kaç kişi iş bıraktı? İşçiler daha fazla para mı, işyerinde söz hakkı mı, başka bir düzen mi istiyordu? Sud-Aviation’dan Renault’ya, Nantes’tan Sochaux’ya uzanan bu hikâyede Mayıs 68’in en büyük aktörleri, uzun süre arka planda kalan emekçilerdi.
14 Mayıs 1968, Bouguenais. Nantes yakınlarındaki Sud-Aviation uçak fabrikasının kapıları kapandı. Üretimin durdurulması sıradan bir iş bırakma kararıyla sınırlı kalmadı: İşçiler tesisi işgal etti, fabrikanın müdürü ve bazı yöneticileri binadan çıkamadı. Bu olayın hukuki ve insani yönü ayrıca tartışılmalı; kimsenin hareket özgürlüğünden yoksun bırakılması yalnızca bir grev taktiği olarak normalleştirilemez. Fakat fabrikayı işgal edenlerin somut taleplerini anlamak da gerekir. 16 Mayıs tarihli televizyon haberinde çalışanların, çalışma saatleri azaltıldığı için uğradıkları ücret kaybının telafi edilmesini ve 60 yaş üzerindeki işçiler için erken emeklilik olanaklarını istediği anlatılıyordu. [1][2]
Kısa süre önce Paris’in Latin Mahallesi’nde kaldırımlar sökülmüş, öğrenciler polisle çatışmıştı. Şimdi bir fabrikada iş bırakma kararı, birkaç gün içinde başka fabrikalara yayılan bir eylem biçimi hâline geliyordu. Fransız televizyonu bu görüntüleri ülkeye taşıdığında insanlar yalnızca grev haberini öğrenmiyordu: İşgalin uygulanabilir olduğunu da görüyordu. Tarihçi Michelle Zancarini-Fournel, Nantes’tan gelen televizyon haberinin bir sendika bildirisinden daha güçlü bir yayılma etkisi yaratabildiğine dikkat çeker. [1]
Mayıs 1968, sonradan afişleri ve öğrenci sloganlarıyla hatırlandı. Oysa sokak barikatları hükümeti sarsmış olsa da üretimi, ulaşımı ve kamu hizmetlerini durduran daha geniş güç işçilerdi. Dergimizin beşinci yazısında öğrencilerin Nanterre’den Sorbonne’a uzanan hareketini anlattık. Burada fabrikanın kapısının öbür yanına geçeceğiz. Çünkü ‘Fransa’yı kim durdurdu?’ sorusu ile ‘Mayıs 68’i kim başlattı?’ sorusu aynı cevabı vermeyebilir.
Önce rakam: On milyon mu, yedi milyon mu?
“On milyon grevci” ifadesi Mayıs 68’in en çok tekrarlanan cümlelerinden. Sayı, sendikaların dönem içindeki iddialarında ve daha sonraki siyasi anlatılarda geniş yer tuttu. Ancak Fransa Ulusal Çalışma Arşivleri’nin 2018’de açtığı ve 2022’de gezici hâle getirdiği “Usine Mai 68” sergisi, toplamda yaklaşık yedi milyon grevciyi esas alıyor. Fransız Ulusal Görsel-İşitsel Enstitüsü INA da aynı büyüklüğü kullanıyor. [1][3]
Bu yalnızca üç milyon kişinin gözden kaybolduğu bir hesap hatası değildir. Hangi tarihteki iş bırakanları sayıyoruz? Bir günlük grev yapan ile haftalarca işyerini işgal edeni nasıl hesaplıyoruz? Çalışmayı isteyip ulaşım durduğu için işine gidemeyen kişi grevci midir? İşsizlik, zorunlu kapanma ve grev aynı kategoriye mi yazılıyor? Sayılar bu tanımlara göre farklılaşır. Tarihçi Keith Mann’ın akademik değerlendirmesinde, Gérard Adam’ın dönemin hemen ardından yayımlanan araştırması yaklaşık yedi milyon çalışanı hesaplamış; sendikalarda yaygınlaşan rakam ise on milyon olmuştur. [4]
Bu nedenle başlığımızdaki on milyon bir tarihsel simgenin ifadesidir; denetlenmiş kesin bir sayım sonucu değildir. Üzerinde uzlaşabileceğimiz sonuç daha güçlü: 1968’in grev dalgası Fransa’nın yirminci yüzyıldaki en büyük iş bırakma hareketiydi ve ülkenin üretimini yaklaşık üç hafta ağır biçimde aksattı. Sayıdaki belirsizlik, olayın tarihsel ölçeğini küçültmüyor; onu doğru anlatmanın gereğini hatırlatıyor. [3][4]
Büyüme çağında niçin bu kadar öfke vardı?
Fransa, İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızlı ekonomik genişleme yaşamıştı. Yeni fabrikalar açılmış, otomobiller yaygınlaşmış, kentlere göç artmış, tüketim alışkanlıkları değişmişti. Bu yılları “Otuz Şanlı Yıl” diye anmak yaygındır. Peki güçlü büyüme, fabrikadaki herkesin hayatından memnun olduğu anlamına gelir mi? Mayıs 1968’in en önemli sorularından biri budur.
İşçilerin bir bölümü için esas sorun ücret düzeyiydi; bir başkası için işyerindeki buyurgan yönetim, üretim temposu ve iş güvenliğiydi. Daha az nitelikli ve genç işçiler kariyer basamaklarının kapalı olduğunu düşünüyor, ustalar ve teknisyenler kendi yetkilerini sorguluyor, kadınlar ve göçmen emekçiler daha kırılgan çalışma koşullarıyla karşılaşabiliyordu. Aynı fabrikanın yemekhanesinde oturan insanların talepleri ve işten çıkarılma riskleri birbirinin aynısı değildi. İşçi tarihçisi Xavier Vigna’nın araştırmalarının önemi, bu farklı seslerin tek bir sendika bildirisinden daha geniş olduğunu göstermesinde. [4][5]
Bir işçi için ekonomik büyüme, ürettiği malı daha çok kişinin satın alması demekti; ama aynı anda çalıştığı bantta hareket alanının daralması anlamına da gelebiliyordu. İşyerinin iç hiyerarşisi, mesai çizelgesi, eve götürülen ücret ve sendika temsilcisinin erişebildiği bilgiler siyasi meselenin parçasıydı. Devrim büyük sözcüklerle anlatılır; grev çoğu zaman ay sonunda maaş pusulasıyla başlar.
1968’in habercisi: Grevler öğrencilerden önce başlamıştı
1968’de işçi hareketi 13 Mayıs sabahı ortaya çıkmadı. 1967’de Besançon’daki Rhodiaceta fabrikasında haftalarca süren grev, Saint-Nazaire tersanelerindeki uzun iş bırakma ve Ocak 1968’de Caen’deki SAVIEM grevi, işçi mücadelelerinin ülkede zaten yükseldiğini gösteriyor. INA’nın geriye dönük haber incelemesi bu olayları Mayıs’ın ihmal edilen öncülleri arasında sıralıyor. Rhodiaceta işçileri işyerinin koşullarını tartışırken sanatçılar ve öğrencilerle de temas kurmuştu. [6]
Bu geriye bakış neden önemli? Çünkü “öğrenciler isyan etti, işçiler onları taklit etti” formülü eksik. Öğrencilerin başlattığı çatışmalar yeni bir siyasal fırsat ve görünürlük yarattı; buna karşılık fabrikalarda uzun süredir sürdürülmüş mücadeleler, sendikal deneyim ve çözülmemiş uyuşmazlıklar vardı. İki süreç birbiriyle karşılaştığında toplumsal patlamanın ölçeği büyüdü. [1][6]
Kuzey Fransa’daki metal işçisiyle Besançon’daki kimya işçisinin ve Paris’teki üniversitelinin aynı programı imzaladığı söylenemez. Fakat bir işletmede işe yarayan yöntemin başka yerde konuşulması, korku eşiğinin değişmesine katkıda bulunabilirdi. Bu nedenle 1968’i kendiliğinden ve tamamen plansız bir taşkınlık diye anlatmak da yılların örgütlenme emeğini siler.
13 Mayıs: Bir günlük grev nasıl haftalara uzadı?
10–11 Mayıs Barikatlar Gecesi sonrasındaki polis müdahalesine tepki, büyük sendika federasyonlarını ve öğrenci örgütlerini 13 Mayıs’ta bir günlük genel grev çağrısında buluşturdu. Çağrı yalnızca üniversite sorunlarını değil, de Gaulle yönetimine yönelik daha geniş siyasi hoşnutsuzluğu da taşıyordu. 13 Mayıs akşamındaki televizyon bültenleri, kimi sektörlerde tam, kimilerinde kısmi iş bırakma yaşandığını aktarıyordu; ülke o gün henüz bütünüyle durmuş değildi. [1]
Bu ayrıntı olayın mekanizmasını gösterir. Ulusal sendikaların çağrısı başlangıçta yirmi dört saatlikti. Sonraki genişleme ise işyerlerinde alınan ayrı kararlarla büyüdü. Nantes’ta Sud-Aviation 14 Mayıs’ta; Normandiya’da Renault’nun Cléon fabrikası 15 Mayıs’ta işgal edildi. Sonrasında başka Renault tesisleri, kimya fabrikaları, taşımacılık ve kamu hizmetleri hareketin parçası oldu. [1][2][7]
Birçok kişi Mayıs grevlerini tek merkezden başlatılmış bir komut zinciri gibi hayal ediyor. Oysa hareketin yayılması, farklı işyerlerinin birbirini izlediği ama kendi toplantı ve oylamalarını yaptığı bir süreçti. Aynı anda sendikalar da vardı; bu nedenle “bütün grevler sendikalara rağmen çıktı” ifadesi de gerçekliği bütünüyle karşılamaz. Tarihçi Michael Seidman’ın Paris bölgesine odaklanan incelemesi, sendikaların grevlerin başlama ve sona erme süreçlerindeki rolünü özellikle vurguluyor. [8]
Sud-Aviation: Fabrikanın kapısı kapanınca ne olur?
Sud-Aviation işgali, bir işyerinin toplu karar kapasitesini görünür kıldı. İş bırakmak, maaş almak için çalışılan yere gitmemek anlamına gelirken işgal, üretim alanının kimin kontrolünde olacağını da tartışmaya açıyordu. Atölye ve depolar korunuyor, nöbetler tutuluyor, dışarıdan haber alınıyordu. Bazı yöneticilerin içeride zorla tutulmuş olması ise tarihsel bağlamı ne olursa olsun ağır bir özgürlük sorunudur. İşçilerin taleplerini aktarırken bu davranışı meşrulaştıramayız. [1][2]
Nantes Metropolü’nün yerel tarih arşivi, işçilerden, öğrencilerden ve çiftçilerden oluşan dayanışma ilişkilerini ve kentte kurulan merkezî grev komitesini anlatıyor. Komite, tedarik ve yakıt dağıtımı gibi gündelik yaşamı etkileyen sorunlara da müdahil olmaya çalıştı. Bu tür örgütlenme, greve katılanların yalnızca üretimi durdurmadığını, şehir yaşamının geçici düzenini de tartıştığını gösteriyor. Ancak Nantes’ta yaşanan her uygulama Fransa’nın tamamına genellenemez. [2]
Sud-Aviation’ın öyküsü aynı zamanda bir eylemin başlangıcı kadar bitişini de düşünmeyi gerektiriyor. Le Monde’un 15 Haziran 1968 tarihli haberine göre Nantes-Bouguenais tesisindeki çalışanlar, yaklaşık bir aylık grevin ardından 1.247 kişinin katıldığı oylamada yüzde 55 ile işe dönme kararı aldı. Böylece ‘işçi sınıfı oybirliğiyle grevi bitirmek istemedi’ ya da ‘herkes aynı anda işi bıraktı ve aynı anda başladı’ türü genellemeler gerçek yerel karar süreçlerini gizliyor. [9]
Renault: Fabrikaların kendi siyasi haritası
Renault’nun Cléon, Flins ve Billancourt gibi tesisleri Mayıs 68’in en görünür sanayi mekânları arasındaydı. Bu fabrikalar aynı şirkete bağlıydı ama aynı işçi bileşimine, aynı yerel yönetime ve aynı grev takvimine sahip değildi. Bir işyerinde üretim hattının durması, çevresindeki tedarikçileri ve ulaşım ağlarını da etkiliyor; bu nedenle greve katılmayanlar bile sonuçlarını yaşıyordu. [7][8]
Renault-Billancourt büyük bir sembol oldu. 27 Mayıs’ta Grenelle görüşmelerinin sonuçlarını çalışanlara anlatmak üzere gelen CGT yöneticileri Georges Séguy ve Benoît Frachon, greve devam edilmesini isteyen işçilerin tepkisiyle karşılaştı. Le Monde’un ayrıntılı kronolojisine göre işçiler daha liderler gelmeden büyük ölçüde iş bırakmayı sürdürme yönünde el kaldırmıştı. Bu yüzden olayı ‘sendika önderleri anlaşmayı satmaya geldi, işçiler hepsini aynı anda yuhaladı’ gibi tek sahnelik bir efsaneye indirgememek gerekir. Karar ve tartışma işyerinde zaten sürüyordu. [10]
Bir fabrikadaki grevci açısından pazarlık rakamları yalnızca enflasyon, ücret artışı veya yasal hak tablosundan ibaret değildi. Grevde geçen günlerin parası ne olacaktı? Sendikal faaliyete katılanlar işten atılabilecek miydi? Bir vardiyanın süresi değişecek miydi? Yöneticinin keyfî davranışına itiraz yolu bulunacak mıydı? Fabrika kapısında alınan kararlar bu gündelik sorularla ölçülüyordu.
Yedi milyon kişi aynı şeyi mi istiyordu?
Mayıs 68’in işçi hareketinde ücret artışı en görünür taleplerden biriydi; fakat sendikal özgürlük, çalışma süresi, iş güvencesi, emeklilik ve işyeri yönetimine katılım gibi talepler de bulunuyordu. Sendikalı ve sendikasız çalışanların, genç işçilerin ve teknisyenlerin aradığı çözümün aynı olmaması şaşırtıcı değil. Araştırmacı Sabine Erbès-Seguin, grev sonrasında 48 orta ve büyük sanayi işletmesinden elde edilen görüşmelere dayanarak sendika militanları ile diğer çalışanların ilişkilerini inceledi. Böylelikle dışarıdan ‘bir sınıf’ gibi görünen topluluğun içindeki anlaşma ve gerilimler araştırılabildi. [11]
Bir işçi mesai saatlerinin azaltılmasını isterken, bir başka çalışan daha fazla gelir elde edebilmek için fazla mesaiye ihtiyaç duyabiliyordu. Bazı radikal çevreler işletmelerin işçiler tarafından yönetilmesini savunurken, pek çok grevci öncelikle ev kirasını, gıda fiyatlarını ve yorgunluğunu düşünüyordu. Grevin büyüklüğü, bunlardan yalnızca birinin bütün katılımcılar adına konuştuğunu kanıtlamaz. [8][12]
Sosyolog Jean-Daniel Reynaud ve çalışma arkadaşlarının 1971’de yayımladıkları araştırma, Mayıs–Haziran krizini iş ilişkilerinin bütünü açısından ele alıyordu. Onlara göre mesele yalnızca para paylaşımı değildi; işyerinde kuralların kim tarafından, nasıl belirlendiği de tartışmaya açılmıştı. Ücret çizelgesini değiştirmek ile işyerindeki karar mekanizmasını değiştirmek arasındaki fark, müzakerelerdeki zorluğun bir parçasıydı. [13]
CGT, CFDT, FO: Sendikalar niçin tek ses değildi?
CGT, CFDT ve Force Ouvrière (FO), Fransa’nın başlıca işçi örgütleriydi; ancak siyasi gelenekleri ve mücadele yöntemleri farklıydı. CGT içinde Komünist Parti’ye yakın bir çizgi etkiliyken CFDT’de özyönetim, demokratik katılım ve işyerinin dönüşümü gibi fikirler daha görünür olabiliyordu. FO içinde de farklı yaklaşımlar vardı. Aynı federasyonun farklı fabrika temsilcilerinin bile aynı kararı savunması garanti değildi. [12][14]
Bu nedenle iki aşırı yorumdan kaçınmalıyız. ‘Sendikalar her şeyi planlayıp bütün işçilere emir verdi’ ifadesi, işyerlerindeki kendiliğinden kararları siler. ‘Sendikalar hiçbir rol oynamadı, hareket tamamen örgütsüzdü’ iddiası ise grev çağrılarını, yerel dayanışma ağlarını, pazarlıkları ve işe dönüş kararlarını açıklayamaz. Tarihsel araştırmalarda sendika yönetimlerinin hareket üzerindeki denetiminin derecesi tartışılır; fakat örgütlerin etkili aktörlerden biri olduğu açıktır. [8][12][13]
Bir sendikanın en zor kararı, bazen grevi başlatmak değil bitirmektir. Hükümet ya da işveren teklif sunduğunda liderler müzakere edilmiş kazanımı korumak isterken, tabandaki bir bölüm çalışan bunun yetersiz olduğunu düşünebilir. Grenelle’nin ardından yaşananlar, işçi temsilcisinin kim adına ve hangi yetkiyle karar verdiği sorusunu keskinleştirdi.
Görünmeyen yüzler: Kadın ve göçmen işçiler
Mayıs 68 görsellerinde erkek fabrika işçisi ve erkek öğrenci lideri öne çıkar. Oysa Fransa’nın sanayi ve hizmet sektörlerinde kadınlar ve göçmenler çalışıyordu; grev dalgasından etkilendiler ve eylemlere katıldılar. Çalışma arşivlerinin “Usine Mai 68” sergisi de mücadeleyi ‘ouvriers et ouvrières’ — erkek ve kadın işçiler — olarak tanımlar. Bu tercih yalnızca dil meselesi değildir; tarihsel fotoğrafların bakış açısını değiştirmeye çağrıdır. [3]
İşçi tarihçisi Michael Seidman’ın Paris bölgesi araştırması, grev sonrasındaki ücret kazanımlarının özellikle düşük ücretlilere, gençlere, kadınlara ve göçmen çalışanlara katkı sağladığını savunuyor. Fakat bu, her kadın ya da göçmen işçinin aynı deneyimi yaşadığı anlamına gelmez. Bazı sektörlerde dil, sendikal temsile erişim, vardiya düzeni ve göçmenlik statüsü eşitsiz güç ilişkileri yaratabiliyordu. Bir kişinin grevden sonra daha yüksek ücret alması, onun söz hakkındaki bütün sorunların çözüldüğünü göstermez. [8]
Kadınların grev boyunca üstlendiği bir başka emek de çoğu zaman istatistiklerde görünmez. İşyerinde maaş ödenmediğinde aile bütçesini yürütmek, çocuklara bakmak, yiyecek bulmak, dayanışma ağlarını sürdürmek gerekiyordu. Eşlerin, annelerin veya komşuların katkısı bazı yerlerde grevin dayanabilmesini kolaylaştırdı; ama her aile destek vermedi, herkesin risk taşıma kapasitesi eşit değildi. Grevci sayısının kendisi, bu görünmeyen emeği anlatamaz.
Ülke nasıl durdu: Tren, posta, petrol, çöp
Mayıs 68’in siyasi ağırlığı yalnızca fabrika bacalarının susmasından kaynaklanmadı. Demiryolu, metro, otobüs, hava taşımacılığı, posta, belediye hizmetleri ve enerji sektörleri etkilendi. INA’nın dönemin televizyon haberlerinden derlediği görüntülerde boş istasyonlar, çalışmayan araçlar, toplanmayan çöpler ve hizmet vermeyen bazı kurumlar var. Ancak bu haberlerin yayımlandığı günlerde her sektör ve her bölge aynı ölçüde durmamıştı. [1]
Tarihçi Zancarini-Fournel’in INA’ya anlattığı dikkat çekici bir durum var: Televizyon kimi zaman grevin tam yayılmasından önce ülkenin tamamen durmuş olduğu izlenimini veriyordu. Bazı çalışanlar ekranlarda çok daha geniş bir grev gördüklerinde kendilerinin geride kaldığını düşünebiliyordu. Bu, medyanın yalnızca olmuş bitmiş olayları belgeleyen bir ayna değil, insanların içinde davranış kararı verdiği bilgi ortamının parçası olabileceğini gösterir. [1]
Fakat durmuş trenin görüntüsüyle treni bekleyen kişinin deneyimi aynı değil. İşine gidemeyen, hastasını taşıyamayan, maaş gününde bankasına ulaşamayan, dükkânına mal getiremeyen insanlar da vardı. INA’nın Besançon’daki sokak röportajlarında, gündelik nakit ve yiyecek sorunlarından söz eden yurttaşlar bulunuyor. Bu kişilerin yakınmaları grevcilerin taleplerini otomatik olarak geçersiz kılmaz; toplumsal bir hareketin maliyetinin yalnızca devlete ve işverene yüklenmediğini gösterir. [1]
Grevde hayat: Nöbet, sandık, dayanışma ve baskı
Bir fabrikayı günlerce işgal etmek, kapı önüne pankart asıp beklemekten daha karmaşık bir iştir. Nöbet çizelgesi, güvenlik, temizlik, dışarıdan yardım, grevde olanlarla olmayanların ilişkisi, kamuoyuna açıklama ve işverenle iletişim gibi sorunlar ortaya çıkar. Bazı işyerlerinde komiteler görev aldı; bazıları sendika delegelerine güvendi; bazılarında yönetimle çatışma sertleşti. Bu süreçler çalışanlara geçici bir ortak karar deneyimi sunabiliyor, aynı anda birbirleri üzerinde baskı kurma riskini de taşıyabiliyordu. [11][13]
Grev hakkı ile zor kullanma arasındaki çizgiyi burada özellikle ayıralım. İşçilerin toplu biçimde iş bırakması ve taleplerini duyurması başka; çalışmak isteyen kişiyi tehdit etmek, yöneticiyi zorla alıkoymak veya bir işyerine zarar vermek başka fiillerdir. Bir toplum grev hakkını tanırken kişilerin güvenliğini ve özgürlüğünü de korumak zorundadır. Öte yandan devletin grevcilere yönelik aşırı güç kullanımı da ayrı bir hukuki sorumluluk doğurur.
Büyük toplumsal hareketlerde karar alma her zaman temiz ve oybirlikli görünmez. Bazı çalışanlar greve devam etme yönünde baskı hissetmiş olabilir; bazılarıysa sendika temsilcilerinin mücadeleyi erken sona erdirmek istediğini düşünmüş olabilir. Bu çatışmalar greve ilişkin asıl soruyu derinleştirir: Kolektif karar, kimlerin itirazını gerçekten duyabiliyor? Tarihçiler için böyle sorulara cevap bulmak, fabrikanın kapısına asılmış pankartın fotoğrafını bulmaktan çok daha zordur. [11][14]
Grenelle pazarlığı: Yüzde 35, yüzde 10 ve imzalanmayan metin
25–27 Mayıs 1968’de Başbakan Georges Pompidou, işçi sendikaları ve işveren temsilcilerini Çalışma ve Sosyal İşler Bakanlığı çevresinde uzun görüşmelere çağırdı. “Grenelle Anlaşmaları” diye anılan süreçte asgari ücret olan SMIG’in yaklaşık yüzde 35 artırılması ve diğer ücretlerde ortalama yüzde 10 artış, haftalık çalışma süresinin azaltılması yönünde adımlar, sendikal hakların genişletilmesi ve grev günlerinin karşılığına ilişkin düzenlemeler ele alındı. O dönemin asgari ücret terimi SMIG’dir; bugün bilinen SMIC sistemi 1970’te yürürlüğe girmiştir. [10][15]
INA’nın dönemin müzakerelerine ilişkin değerlendirmesi, SMIG’in saatlik 3 franka yükseldiğini, genel ücret artışının yüzde 7’sinin haziran, kalan yüzde 3’ünün ekim için öngörüldüğünü ve sendikal temsil düzenlemelerinin sonradan yasalaşacağını aktarıyor. Bu yüzden “Grenelle’de 40 saatlik iş haftası hemen kabul edildi” biçimindeki yaygın özet de yanıltıcıdır: Çalışma süresini fiilen 40 saate yaklaştırma hedefiyle yasal üst sınırın düşürülmesi ayrı basamaklardı. [15]
En önemli düzeltme ise imzadır. Grenelle’de ortaya çıkan metin, bütün tarafların imzaladığı nihai toplu sözleşme değildi. Le Monde’un kronolojisi, tarafların görüşmelerde ilke düzeyinde yaklaştığını fakat sendikaların işçilerin görüşünü almadan imza atmadığını anlatıyor. Ücret artışları ve bazı tedbirler daha sonra farklı işlemlerle hayata geçti. Bu nedenle görüşmelerin kazanımlarını inkâr etmek de ‘27 Mayıs’ta herkes anlaşmayı kabul etti’ demek de doğru değil. [10][15]
İşçiler niçin “yetmez” dedi?
Grenelle sonuçları, her işletmedeki çalışanların hedeflerine göre farklı değerlendirildi. Düşük ücretle çalışan biri için asgari ücretteki büyük artış ciddi kazanımdı. Daha iyi ücret alan ve fabrikadaki karar düzenini değiştirmek isteyen biri için aynı teklif yetersiz kalabilirdi. Grevde geçen günlerin ücret kaybı da çalışanların kararını etkiliyordu. [8][10]
27 Mayıs’ta Renault-Billancourt’taki tepki, “işçiler anlaşmayı reddetti” cümlesinin simgesine dönüştü. Fakat bütün grevcilerin tek bir ülke çapında referandum yaparak aynı hükmü verdiği söylenemez. İşletmeler ayrı ayrı müzakere etti, üyeler işyerlerinde görüştü, sendikalar farklı açıklamalar yaptı ve dönüş tarihleri değişti. Bazı çalışanlar işine daha erken, bazıları haftalar sonra geri döndü. [8][10]
Sosyologlar Reynaud ve çalışma arkadaşlarının iş ilişkileri üzerine yazdığı makaleler burada önemli bir uyarı getiriyor: Mayıs krizinde asıl mesele sadece kaç frank zam yapıldığı değil, işyerinde müzakerenin hangi kurumlar aracılığıyla yürütülebildiğiydi. Ulusal düzeyde konuşulan taleple tek tek fabrikalarda güvenilir kabul edilen talepler örtüşmediğinde, büyük bir anlaşma gibi görünen metin günlük hayatı hemen normalleştiremiyordu. [13][14]
Aralık 1968: Grevin bıraktığı hukuk
1968’in ücret kazanımlarından bağımsız olarak, 27 Aralık 1968 tarihli 68-1179 sayılı yasa işyerlerinde sendikal hakların kullanılmasını düzenledi. İşyerinde sendika şubelerinin ve sendika temsilcilerinin hukuki konumunun güçlenmesi, Mayıs–Haziran müzakerelerinin kurumsal sonuçları arasındaydı. Resmî mevzuat metni Fransa’nın Légifrance arşivinde yer alıyor. [16]
Bu yasayı 27 Mayıs günü imzalanmış bir sözleşmenin aynısı gibi anlatmamak gerek. Ulusal pazarlık, sektörel ve şirket düzeyindeki düzenlemeler ve sonradan yapılan yasama işlemleri birbirinden farklı süreçlerdi. Ayrıca bir hakkın metne girmesi, işyerindeki güç eşitsizliğinin bir gecede sona erdiği anlamına gelmez. Sendika temsilcisinin korunmasıyla işçinin yönetime gerçekten söz geçirmesi arasında hâlâ mesafe olabilir. [13][16]
Haziran: Grev biterken iki fabrika yeniden çatışma alanı
Haziran başında ulaşım ve kamu hizmetlerinin bir bölümünde işe dönüş başladı. Fakat özellikle metal işleme ve otomotiv sektörlerinde anlaşmazlıklar sürdü. Renault-Flins ve Peugeot-Sochaux çevresindeki müdahaleler sırasında ağır şiddet yaşandı. 10 Haziran’da Flins yakınlarında öğrenci Gilles Tautin boğularak öldü; 11 Haziran’da Sochaux’daki çatışmada işçi Pierre Beylot öldürüldü, Henri Blanchet ise aldığı yaralar nedeniyle ertesi gün hayatını kaybetti. Tautin’in boğulmasında güvenlik güçlerinin sorumluluğu hakkındaki tanıklıklar dönemde birbiriyle çelişiyordu; olayın tüm ayrıntılarını kesinleştirmek mümkün değil. [17][20]
Bu ölümler, ‘Fransa durdu, hükümet zam verdi, herkes evine gitti’ biçimindeki masalın dışarıda bıraktığı gerçeklerdir. Devletin grevleri sona erdirmek için kullandığı güç, fabrikalardaki şiddet vakaları, işini kaybetme korkusu ve haftalarca kesilen gelirler hareketin insani bedelini oluşturur. Öte yandan işçilerin daha iyi çalışma koşulları talep etmesi, yasa dışı alıkoymaları ya da kimi şiddet eylemlerini otomatik haklı çıkarmaz. Sorumluluk faillerine göre değerlendirilmelidir.
Dönüş tarihleri bir tabloya da sığmayacak ölçüde değişiyordu. Sud-Aviation’ın Nantes tesisinde işe dönüş Haziran ortasında yapılan oylamanın ardından gerçekleşti. Bazı işletmelerde üretim çoktan başlamışken başkalarında kapılar hâlâ kapalıydı. Böyle bir hareketin bitişi, tek bir merkezden ilan edilen sihirli bir düdük sesiyle açıklanamaz. [9]
Fransa kazandı mı, kaybetti mi?
Siyasi iktidar açısından de Gaulle yönetimi ayakta kaldı; 23 ve 30 Haziran seçimlerinde kendisini destekleyen blok güçlendi. Ancak bu gelişme grevin haklar üzerindeki etkisini silmedi. SMIG artışı, ücret pazarlıkları ve sendikal temsili güçlendiren yasal düzenlemeler işçiler açısından ölçülebilir kazanımlardı. Yine de aynı süreç bazı aileler için gelir kaybı, kimi çalışanlar için işyeri gerilimi ve ölenlerin yakınları için telafi edilemez acı anlamına geldi. [15][16]
Kültürel sonuçlar ise daha yavaş ortaya çıktı. Fabrikada kimin konuşacağı, sendikanın işçiyi nasıl temsil edeceği, işçinin yalnızca ücret alan biri mi yoksa karar verme hakkı olan bir yurttaş mı olduğu tartışmaları sürdü. Mayıs’taki bütün fikirlerin hayata geçtiğini söyleyemeyiz. Ancak bu tartışmaların sanayi işletmelerinin gündemine geniş ölçekte girdiği açıktır. [12][13]
Bir başka ironiyi de not edelim: 1968’in genç işçisi sonraki yıllarda sendikal örgütlenmenin zayıflamasıyla, üretimin uluslararasılaşmasıyla ve sanayinin yeniden yapılanmasıyla karşılaştı. Tek bir büyük grev, kapitalist ekonomideki uzun vadeli değişimleri donduramadı. Akademisyen Chris Howell’ın savaş sonrası Fransa’da iş ilişkileri üzerine araştırması, 1968’in örgütlenme bakımından yarattığı büyük umudun kalıcı bir sendikal güçlenmeye otomatik dönüşmediğini inceliyor. [18]
Beş yanlış sorunun yerine beş doğru soru
“On milyon kişi gerçekten grevde miydi?” Sormamız gereken, hangi tarihlerde kimlerin fiilen çalışmayı bıraktığıdır. “Hepsi devrim mi istedi?” Yerine, fabrika fabrika ücret, söz hakkı ve siyasal program farklarını araştırmalıyız. “Sendikalar grevi yönetemedi mi?” Yerine, sendika yöneticileriyle çalışanların karar süreçlerinin nerede uyuştuğunu, nerede ayrıştığını karşılaştırmalıyız.
“Grenelle kabul edildi mi?” yerine hangi maddelerin hemen uygulandığını, hangilerinin şirket pazarlığında ve hangilerinin yasada karşılık bulduğunu sormalıyız. Son olarak “Grev başarılı mıydı?” sorusunu yalnızca hükümetin ayakta kalmasıyla değil; işçilerin gelirleri, çalışma koşulları, örgütlenme hakları, hareketin kendi yarattığı zararlar ve toplumun başka kesimlerinin yaşadığı maliyetlerle birlikte değerlendirmeliyiz.
Fabrikanın kapısında kalan tarih
Nantes’ta o Mayıs günü bir işçi fabrikanın kapısının kapanmasına oy verirken ülkenin birkaç hafta sonra milyonlarca kişinin grev yaptığı bir noktaya ulaşacağını bilmiyordu. Paris’te barikata taş taşıyan öğrenci de kendi eyleminin Renault’nun maaş çizelgelerine, asgari ücret kararına ve aralık ayındaki sendikal hak yasasına uzanacağını öngöremezdi. Tarih sonradan kurduğumuz düzgün çizgilerle değil, insanların belirsizlik içinde verdiği kararlarla ilerler.
Mayıs 68’i büyüten şey iki ayrı toplumsal gerilimin birbirini görünür kılmasıydı: Üniversitede otoriteye başkaldıran gençlik ve fabrikada hem hayatını hem söz hakkını iyileştirmek isteyen emekçiler. Yolları kesişti; ama bütün anlaşmazlıkları ortadan kalkmadı. Büyük grev Fransa’yı bir süre durdurdu. O duruşun içinden kimi yeni ücretler, bazı yeni haklar ve daha uzun süre sürecek sorular çıktı. Sokağın kazandığı ile işyerinin kazandığı aynı değildi; ikisini birlikte okumak gerekiyor.
Bir sonraki yazı: KAZANAN KİMDİ — GENÇLİK Mİ, DE GAULLE MÜ? Mayıs 68’in seçimler, devlet iktidarı ve kuşaklar arası hafıza bakımından bilançosu.
KAYNAKLAR VE İLERİ OKUMA
[1] Institut national de l’audiovisuel (INA), “Dans la rue et à la télé, à quoi ressemblait la France à l’arrêt du printemps 68” (2023), dönem haberleri ve tarihçi Michelle Zancarini-Fournel’in değerlendirmeleri: https://www.ina.fr/ina-eclaire-actu/mai-juin-1968-france-a-l-arret-greves
[2] Nantes Métropole, Patrimonia, “Mai 1968”, Sud-Aviation işgali ve Nantes’ta grev komiteleri: https://patrimonia.nantes.fr/fiches-encyclopediques/mai-1968/
[3] Archives nationales du monde du travail, “Usine Mai 68” (2022): https://archives-nationales-travail.culture.gouv.fr/Decouvrir/Expositions/Expositions-itinerantes/Usine-Mai-68
[4] Keith Mann, “A Revival of Labor and Social Protest Research in France: Recent Scholarship on May 1968”, International Labor and Working-Class History, 2011 (7 milyon–10 milyon hesabı ve tarih yazımı): https://www.cambridge.org/core/journals/international-labor-and-working-class-history/article/abs/revival-of-labor-and-social-protest-research-in-france-recent-scholarship-on-may-1968/9F4F238962F20642781A090665F28152
[5] Xavier Vigna, L’insubordination ouvrière dans les années 68, Presses universitaires de Rennes (2007); kitabın değerlendirmesi için Cambridge akademik dergi incelemesi: https://www.cambridge.org/core/journals/international-labor-and-working-class-history/article/abs/revival-of-labor-and-social-protest-research-in-france-recent-scholarship-on-may-1968/9F4F238962F20642781A090665F28152
[6] INA arşiv kataloğu, “D’où vient Mai 68?”, 1967 Rhodiaceta, Saint-Nazaire ve 1968 Caen öncülleri: https://catalogue.ina.fr/doc/TV-RADIO/RG_6657.003.003/d-ou-vient-mai-68?rang=13
[7] Larousse, “Événements de mai 1968”, grevlerin 14–22 Mayıs kronolojisi: https://www.larousse.fr/encyclopedie/divers/%C3%A9v%C3%A9nements_de_mai_1968/131140
[8] Michael Seidman, “Workers’ Strikes in the Paris Region in 1968: Continuities and Discontinuities”, Workers of the World, 2012: https://workersoftheworld.net/previous-editions/volume-1-number-1/chapter-3/
[9] Le Monde, “Construction aéronautique: reprise à Sud-Aviation”, 15 Haziran 1968, Nantes ve Courbevoie oylamaları: https://www.lemonde.fr/archives/article/1968/06/15/construction-aeronautique-reprise-a-sud-aviation_2497571_1819218.html
[10] Le Monde, “Lundi 27 mai”, 28 Mayıs 1998 tarihli retrospektif, Grenelle protokolü ve Billancourt tepkisi: https://www.lemonde.fr/archives/article/1998/05/28/lundi-27-mai_3675725_1819218.html
[11] Sabine Erbès-Seguin, “Relations entre travailleurs dans l’entreprise en grève: le cas de mai-juin 1968”, Revue française de sociologie (1970): https://www.persee.fr/doc/rfsoc_0035-2969_1970_num_11_3_1680
[12] Serge Mallet, “L’après-mai 1968: grèves pour le contrôle ouvrier”, Sociologie du travail (1970), farklı sendikal stratejilere ilişkin dönem analizi: https://www.persee.fr/doc/sotra_0038-0296_1970_num_12_3_1456
[13] Jean-Daniel Reynaud, Sami Dassa, Josette Dassa ve Pierre Maclouf, “Les événements de mai et juin 1968 et le système français de relations professionnelles”, Sociologie du travail (1971): https://www.persee.fr/doc/sotra_0038-0296_1971_num_13_1_1722
[14] Jean-Daniel Reynaud ve çalışma arkadaşları, “Les stratégies en présence”, Sociologie du travail (1971), araştırmanın ikinci bölümü: https://www.persee.fr/doc/sotra_0038-0296_1971_num_13_2_1846
[15] INA, “25–27 mai 1968: les Accords de Grenelle”, ücret ve çalışma süresi hedefleri, imzalanmayan protokol: https://www.ina.fr/ina-eclaire-actu/25-27-mai-1968-les-accords-de-grenelle
[16] Légifrance, Loi n° 68-1179 du 27 décembre 1968 relative à l’exercice du droit syndical dans les entreprises (resmî hukuk kaydı): https://www.legifrance.gouv.fr/jorf/id/JORFTEXT000000317291
[17] Le Monde, “Un deuxième mort parmi les grévistes”, 13 Haziran 1968, Sochaux’daki Pierre Beylot ve Henri Blanchet ölümleri: https://www.lemonde.fr/archives/article/1968/06/13/un-deuxieme-mort-parmi-les-grevistes_2498312_1819218.html
[18] Chris Howell, Regulating Labor: The State and Industrial Relations Reform in Postwar France, Princeton University Press (1992): https://www.jstor.org/stable/j.ctt7s862
[19] Centre d’histoire du travail de Nantes, “Mai 68: journal de grève à l’usine Sud-Aviation de Bouguenais”, birincil görsel, afiş ve fabrika notları envanteri: https://icono.cht-nantes.org/items/show/6965
[20] Le Monde, “Les circonstances de la noyade de Meulan demeurent controversées”, 12 Haziran 1968, Gilles Tautin’in ölümü hakkındaki dönemin çelişen tanıklıkları: https://www.lemonde.fr/archives/article/1968/06/12/les-circonstances-de-la-noyade-de-meulan-demeurent-controversees_2498085_1819218.html
EDİTORYAL NOT
Bu yazıda “on milyon grevci” tarihsel kullanımının yanında, Fransız Ulusal Çalışma Arşivleri ve INA’nın yaklaşık yedi milyonluk tahmini açıklanmıştır. Grenelle’den çıkan protokol ile daha sonra uygulanan ücret tedbirleri ve 27 Aralık 1968 yasası birbirinden ayrılmıştır. Sendikal örgütlerin farklı yorumları ilgili akademik araştırmalarla karşılaştırılmıştır. Grev hakkıyla alıkoyma, şiddet ve polis müdahalesi ayrı hukuki davranışlar olarak değerlendirilmiştir.