MAYIS 68: PARİS NASIL AYAĞA KALKTI?
22 Mart–30 Haziran 1968: Öğrencilerin başlattığı itiraz, işçilerin büyük grevi ve bir iktidarın ayakta kalma mücadelesi.

Bir üniversitenin idari binasında başlayan işgal, altı hafta içinde Fransa’nın siyasal gündemini yeniden kurdu. Sorbonne kapatıldı, Latin Mahallesi’nde barikatlar yükseldi, fabrikalar durdu, milyonlarca emekçi greve çıktı. De Gaulle gitmedi; Haziran seçimlerinde destekçileri güçlendi. Ama Mayıs 68 ne yalnızca başarısız bir devrim ne de birkaç öğrenci gösterisiydi. Olanları, birbirine karıştırılan üç ayrı hikâye olarak okumak gerekiyor: Üniversite isyanı, işçi hareketi ve devlet krizi.
10 Mayıs 1968 gecesi, Paris’in Latin Mahallesi’nde taşlar sökülüyordu. Gençler otomobilleri çapraz yerleştiriyor, ahşap parçalarını ve inşaat malzemelerini sokağın ortasında topluyordu. Polis önlerini kesiyor, megafonlarla çağrılar yapılıyor, gaz ve çatışma haberleri mahalleye yayılıyordu. Kısa süre önce üniversitenin yönetim biçimi hakkında başlayan tartışma, sabaha kadar süren bir sokak çatışmasına dönüşmüştü. Tarih kitapları bu geceyi “Barikatlar Gecesi” diye kaydedecekti. [1][2]
Fakat o geceyi yalnızca devrilmiş otomobillerle anlatmak, iki gün sonra olacakları gözden kaçırır. Polis müdahalesinin yarattığı öfke, sendikaların 13 Mayıs’ta genel grev ve yürüyüş çağrısına katkıda bulundu. Birkaç gün sonra fabrika işgalleri başladı. Üniversitenin dar koridorlarıyla fabrikaların kapıları, her zaman anlaşamasalar bile aynı ülke krizinin sahnelerine dönüştü. [1][3]
Bir başka yanlış daha başlangıçta düzeltilmeli. “Mayıs 68” adı, olayların yalnızca Mayıs ayında yaşandığı anlamına gelmiyor. Öncesinde 1967’nin öğrenci ve işçi mücadeleleri vardı; sonrasındaki grevler ve müdahaleler Haziran’a yayıldı. Hareketin başlangıç ve bitiş tarihini bir takvim yaprağıyla değil, değişen eylem biçimleriyle tanımlayabiliriz.
FRANSA GERÇEKTEN SAKİN MİYDİ?
1968 Fransa’sı savaş sonrası ekonomik büyümeyle tanınan “Otuz Şanlı Yıl” döneminin içindeydi. Ancak büyüme, herkesin kendi hayatından memnun olduğu anlamına gelmiyordu. Fabrikalarda üretim temposu ve hiyerarşi, ücret eşitsizlikleri, konut koşulları ve işin niteliğine dair itirazlar birikiyordu. Öğrencilerse daha fazla üniversiteye kaydoluyor, eğitim kurumlarının kapasitesi ve otoriter yönetim biçimleri tartışılıyordu. [4][5]
Saint-Étienne kent arşivlerinin verdiği rakamlara göre Fransa’da üniversite öğrencisi sayısı 1960’ların başındaki yaklaşık 215 binden 1968’de 586 bine çıkmıştı. Daha çok gencin üniversiteye girmesi demokratikleşme yönünde önemli bir gelişmeydi; ama derslik, öğretim elemanı, yurt ve mezuniyet sonrası iş bulma meselesini büyütüyordu. Yeni açılan Nanterre, bu çelişkinin çok görünür olduğu kampüslerden biriydi. [4]
Nanterre aynı zamanda Paris’in zengin merkezinden uzakta, sanayi ve yoksul mahallelerle yan yana duran bir üniversiteydi. Kampüs içinde öğretim yöntemleri ve öğrenci söz hakkı tartışılırken hemen çevresindeki toplumsal eşitsizlikler, gençlerin kendi konumlarını sorgulamasına katkıda bulunuyordu. Burada ders alan herkes devrimci değildi. Çoğunlukla unutulan şey, üniversitenin içinde de öğrenciler arasında siyasi anlaşmazlık bulunmasıydı.
Yurtlardaki kadın-erkek ziyaret kuralları ve kişisel özgürlükler hakkındaki şikâyetler, dönemin otorite anlayışıyla çatışıyordu. Vietnam Savaşı’na karşı dayanışma hareketleri de Fransız öğrencilerin yerel üniversite taleplerini uluslararası siyasete bağlıyordu. Dolayısıyla “gençler kız yurduna giremediği için devrim yaptı” ifadesi kadar “bütün öğrenciler kapitalizmi devirmeye karar verdi” ifadesi de eksik. Siyaset, gündelik yaşam ve eğitim sorunları aynı kampta yan yana duruyordu. [5][6]
22 MART: NANTERRE’DE BİR ODANIN İŞGALİ
20 Mart 1968’de Vietnam Savaşı’nı protesto eden bir gösteri sırasında Paris’te Amerikan şirketleriyle ilişkili binalara zarar verildi; bazı aktivistler gözaltına alındı. İki gün sonra Nanterre’de öğrenciler bu gözaltılara karşı toplantılar yaptı. 22 Mart gecesi yaklaşık 150 kişi üniversitenin idari kulesindeki toplantı salonunu işgal etti. Daniel Cohn-Bendit, Daniel Bensaïd ve başka farklı eğilimlerden aktivistler, daha sonra “22 Mart Hareketi” olarak anılan çevrede yer aldı. [6][7]
İşgalin fiziksel büyüklüğü küçüktü. Ne Paris durdu ne hükümet düştü. Ancak öğrencilerin bir üniversitenin yönetim alanına doğrudan müdahale etmesi, kurumun otoritesine açık meydan okumaydı. Bu eylem, özellikle toplantı ve doğrudan eylem yöntemlerinin daha çok insan tarafından öğrenilmesini sağladı.
Cohn-Bendit sonradan Mayıs 68’in en tanınmış yüzlerinden biri hâline geldi. Oysa tarihçi Michelle Zancarini-Fournel’in de belirttiği gibi 22 Mart tek bir kişinin kurduğu veya sıfırdan başlattığı hareket değildi. Üniversitelerde önceki aylardan beri protestolar bulunuyordu; hareketin başlangıcını bir kişinin fotoğrafına indirgemek, başka öğrenci gruplarını ve uzun süredir mücadele eden emekçileri görünmez kılar. [8]
2–3 MAYIS: NANTERRE KAPANDI, SORBONNE’A POLİS GİRDİ
Nanterre’deki olaylar ve farklı öğrenci grupları arasındaki gerilim üzerine üniversite yönetimi 2 Mayıs’ta dersleri askıya aldı. Ertesi gün protestocu öğrenciler Sorbonne’da toplandı. Üniversite yönetiminin isteği üzerine polis avluya girdi, öğrencilere müdahale etti ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. 3 Mayıs’ta Paris sokaklarında çatışmalar yaşandı; Sorbonne kapatıldı. [1][9]
Buradaki kırılma yalnızca “polis üniversiteye girdi” cümlesi değildi. Öğrenciler, üniversite hakkında karar verenlerin kendi temsil yetkilerinin sınırını aştığını düşünüyordu. Rektör ve hükümet ise üniversitenin güvenliğini ve düzenini sağlamak için müdahale ettiğini savunuyordu. Polislerin üniversiteden öğrenci çıkardığı görüntüler, ilk talepleri paylaşmayan bazı kişilerin de protestoya sempati duymasına yol açtı. Tepkinin genişlemesinde böyle bir meşruiyet tartışması etkili oldu.
Gözaltına alınanların serbest bırakılması, Sorbonne’un yeniden açılması ve polisin üniversite çevresinden uzaklaşması sonraki günlerin öne çıkan kısa vadeli talepleriydi. Daha önce üniversite reformuna mesafeli duran kişiler bile bu müdahalelerin ölçülülüğünü tartışmaya başladı. [1][9]
6–9 MAYIS: GÖSTERİ BÜYÜRKEN TALEPLER DE DEĞİŞTİ
6 Mayıs’ta üniversite çevresindeki yürüyüşler ve çatışmalar yeni bir aşamaya girdi. Binlerce gösterici Paris sokaklarındaydı; ciddi yaralanmalar ve yüzlerce gözaltı bildirildi. 7 Mayıs’ta yürüyüşler sürdü; hareket merkezdeki caddelere ve Zafer Takı yakınlarına uzandı. Üniversite yalnızca ders görülen bir kurum olmaktan çıkıyor, kentteki muhalefetin görünür odağına dönüşüyordu. [1][2]
Bu genişleme her öğrencinin aynı taktiği kabul ettiğini göstermiyordu. Bir bölümünün amacı okulun açılması ve arkadaşlarının serbest bırakılmasıydı; bir bölümü üniversitenin ve siyasi düzenin kökten değişmesini istiyordu. Reform isteyen öğretim üyeleri, radikal öğrenci grupları ve şiddete karşı çıkanlar birbirinden farklıydı.
Hükümet de tek sesli değildi. Başbakan Georges Pompidou o günlerde yurt dışı gezisindeydi; emniyet ve eğitim yetkililerinin uygulamalarıyla krizin siyasi boyutu aynı hızda ilerlemiyordu. Kararlar alındıkça protestonun nedenleri de değişiyor, ilk birkaç yüz kişinin eylemine katılmayan yeni gruplar tartışmaya giriyordu. [1]
10–11 MAYIS: BARİKATLAR GECESİ
10 Mayıs akşamı Latin Mahallesi’nde binlerce öğrenci ve destekçi toplandı. Sokaklar kaldırım taşları, otomobiller ve başka malzemelerle kesildi. Polis, barikatları dağıtmak için gecenin ilerleyen saatlerinde geniş çaplı müdahaleye başladı. Yaralı ve gözaltı sayıları farklı arşivlerde değişmekle birlikte gece boyunca yüzlerce kişinin yaralandığı; polisler, göstericiler ve çevredeki insanların ciddi tehlikeler yaşadığı kesin. [1][2][10]
Barikat kurmak romantik bir duvar resmi değildi. Taş atmak, araç yakmak veya polisle çatışmak hem insanları yaralayabilir hem de sokağın sakinlerini tehlikeye atabilirdi. Polis müdahalesindeki orantısızlık iddiaları da aynı ciddiyetle incelenmelidir. Sokakta herkes aynı rolde değildi: Bir yanda kollarını birbirine bağlayanlar, diğer yanda çatışanlar; pencereden izleyen komşular, yaralıları taşıyanlar, gazeteciler ve polisi destekleyenler vardı.
O gecenin ardından birçok kişi yalnızca üniversite reformunu değil, güvenlik kuvvetlerinin kullanılan yöntemlerini tartışmaya başladı. Bir protestoya yönelik müdahalenin, o protestoya yeni katılımcılar ve destek sağlayabilmesi modern kalabalık psikolojisinin de önemli sorularından biridir. Fakat bütün ülkenin aynı anda göstericilerin tarafına geçtiğini söylemek yanlış; görüş ayrılıkları sürüyordu. [1][2]
Pompidou 11 Mayıs’ta ülkeye döndü ve Sorbonne’un yeniden açılması ile öğrencilerin yargı süreçleri konusunda yatıştırıcı adımlar duyurdu. Fakat kriz artık yalnızca üniversiteye ait değildi. Öğrenci örgütleri ve sendikalar, 13 Mayıs için büyük bir grev ve gösteri hazırlığındaydı. [1][2]
13 MAYIS: SENDİKALAR SOKAĞA ÇIKINCA
13 Mayıs, Mayıs 68’i dünyaya mal eden tarihlerden biridir. UNEF gibi öğrenci örgütlerinin yanı sıra CGT, CFDT ve FEN gibi sendikal örgütler protesto ve iş bırakma çağrıları yaptı. Paris’te yüz binlerce kişi yürüdü; başka kentlerde de büyük kalabalıklar toplandı. Katılım tahminleri kaynaklara göre değişiyor. Sorbonne yeniden açıldığında öğrenciler binayı işgal ederek toplantı ve tartışma merkezi hâline getirdi. [1][2]
Öğrenciler için üniversite yönetimi, ifade özgürlüğü ve otorite sorunu belirgindi. İşçiler açısından ücret, çalışma saatleri, işyeri hiyerarşisi, sendikal temsil ve hayat pahalılığı daha somut gündemlerdi. İki grubun aynı gün yürümesi tek bir siyasi programı paylaştıkları anlamına gelmiyordu.
Bu yüzden 13 Mayıs’ı “öğrenciler işçileri yönetmeye başladı” diye okumak hatalıdır. Grevlerin kendi sendikal ağları, işyerlerindeki önceki uyuşmazlıkları ve bağımsız karar alma süreçleri vardı. Buna rağmen protestolar birbirini görünür kıldı ve ülke çapında başka taleplerin dile getirilebildiği bir ortam yarattı. [3][11]
14–20 MAYIS: FABRİKALAR DURUYOR, FRANSA DEĞİŞİYOR
14 Mayıs’ta Nantes yakınındaki Sud-Aviation fabrikasının işçileri üretim tesisini işgal etti. Fabrika yönetiminin bazı temsilcileri içeride alıkonuldu; dolayısıyla bu olay hem kitlesel iş bırakmanın hem de hukuken tartışmalı zor kullanma davranışlarının örneğiydi. Nantes’ta daha önce de iş uyuşmazlıkları yaşanmıştı. Grev, Parisli öğrencilerin verdiği bir emir üzerine ortaya çıkmadı. [3][11]
15 Mayıs’ta Renault’nun Cléon fabrikasında işgal başladı; sonraki günlerde ülkenin başka fabrikaları, demiryolları, toplu taşıma, kamu hizmetleri ve kültür kurumları greve katıldı. Renault-Billancourt gibi büyük tesislerde üretimin durması, ülke ekonomisi kadar siyasi iktidarın da hareket alanını daraltıyordu. Fabrikayı işgal eden işçiler arasında “ne kadar süre dayanacağız?” ve “hangi anlaşmayı kabul edeceğiz?” soruları önem kazandı. İş bırakma, yalnızca slogan değil, aile bütçesi ve iş güvencesi bakımından somut bir riskti. [1][3]
Bu grev dalgasında yaygın biçimde “10 milyon kişi” sayısı kullanılıyor; oysa toplam grevci sayısının nasıl tanımlandığı ve hangi günlerin sayıldığı kaynaklar arasında değişiyor. Fransa Ulusal Çalışma Arşivleri’nin kendi tarih sergisinde yaklaşık 7 milyon grevciden söz etmesi, rakamın tek ve tartışmasız olmadığını gösteriyor. Çeşitli tarih anlatılarında 7–10 milyon aralığında tahminlerle karşılaşılıyor. Güvenilir olan, Fransa’nın XX. yüzyıldaki en büyük iş bırakma hareketlerinden birinin yaşandığıdır. [1][3][12]
Grev her işyerinde aynı biçimde işlemedi. Bazı fabrikalarda üretim durduruldu ve nöbet tutuldu; bazılarında yönetimle pazarlık edildi; bazı sektörlerde hizmetlerin asgari düzeyde sürmesi için kararlar alındı. CGT, CFDT ve diğer sendikalar birbirinin aynısı değildi. Fabrikadaki işçilerin bile hepsi ne öğrencilerin taleplerini paylaşıyor ne de aynı siyasi partiyi destekliyordu.
NANTES: YALNIZCA PARİS’TEN BAKARAK ANLAŞILMAYAN İSYAN
Mayıs 68’in Paris fotoğraflarına fazla odaklanılması, ülkenin başka kentlerindeki özgün hareketleri gölgeliyor. Nantes bunun önemli örneği. Şehirde işçiler, öğrenciler ve tarım örgütleri farklı zamanlarda bir araya geldi. 13 Mayıs’taki büyük gösterilerin ardından Sud-Aviation işgali gerçekleşti; grev komiteleri yakıt ve gıda tedariki gibi gündelik hayat meseleleriyle uğraştı. Yerel tarih arşivleri, greve katılanların sadece fabrikada değil şehrin işleyişinde de söz sahibi olmaya çalıştığını anlatıyor. [11][13]
Bu tablo, greve çıkan milyonları tek bir “devrimci ordu” olarak görmekten neden kaçınmamız gerektiğini gösteriyor. Nantes’taki bir işçinin amacı düşük ücretini yükseltmek olabilir; aynı gösteriye katılan bir öğrenci üniversite sistemini değiştirmek, bir tarım örgütü ise bölgesel ekonomik sorunları görünür kılmak isteyebilir. Buluşma ile mutabakat aynı şey değildir.
Bu durum hareketin gücünü artırdığı kadar sınırlarını da belirledi. Çok farklı topluluklar mevcut düzenden memnun olmadıklarında siyasi baskı büyüyebilir. Ama hükümet “hangi talebi karşılamam gerekiyor?” diye sorduğunda herkes için kabul edilecek tek bir yanıt bulunamayabilir.
15–19 MAYIS: SORBONNE’DAN ODÉON’A, KÜLTÜRDEN SİYASETE
Sorbonne’un işgal altındaki salonlarında öğrenciler, öğretim üyeleri ve başka katılımcılar yeni bir üniversitenin nasıl olması gerektiğini tartışıyordu. 15 Mayıs’ta Paris’in Odéon Tiyatrosu da işgal edildi. Sahne, yalnızca tiyatro oyunu sergilenen bir yer olmaktan çıkıp siyasal konuşmaların yapıldığı kamusal platforma dönüştü. [1][2]
Güzel sanatlar okullarında ise afiş atölyeleri kuruldu. Fransız Millî Kütüphanesi’nin koleksiyonunda yüzlerce 1968 afişi bulunuyor. Öğrenciler ve sanatçılar önce şablon ve taşbaskı, sonra hızla çoğaltılabilen serigrafi yöntemlerine yöneldi. Bazı afişlerde sloganlar, toplu toplantılarda tartışılıp kabul edildikten sonra basıldı. Görselin hızla üretilmesi, bir bildirinin bir gecede birçok mahalleye taşınabilmesini sağladı. [14]
Bu nedenle Mayıs 68 yalnızca “barikat kurma” teknolojisiyle değil, iletişim teknolojisiyle de anılmalı. Bugünün sosyal medya paylaşımının işlevlerinden bazılarını dönemin broşürleri, duvar yazıları, radyo yayınları ve baskı atölyeleri üstleniyordu. Ancak aradaki fark önemli: Bir afişin hazırlanması, onaylanması, basılması ve dağıtılması emek, malzeme ve yerel ağ gerektiriyordu. Slogan hızlı dolaşsa bile kendiliğinden bütün toplumu ikna etmiyordu.
18–19 Mayıs’ta Cannes Film Festivali’nde de protestoların etkisi hissedildi. Sinemacılar, etkinliğin sürdürülmesini tartıştı ve festival tamamlanmadan durduruldu. Jean-Luc Godard, François Truffaut ve başka yönetmenler tartışmanın öne çıkan figürleriydi. Böylece çatışma, fabrikalardan üniversiteye ve sinemaya kadar kültür dünyasının kurumlarını da sorgulatıyordu. [15]
Öte yandan Mayıs 68’in duvarlarında yazan özgürlük talepleri, kadınların ve göçmen işçilerin her tartışmada aynı ölçüde söz sahibi olduğu anlamına gelmiyordu. Kadınlar grevlerde, mitinglerde, ev içindeki dayanışmada ve örgütlenmede rol üstlenirken sonraki tarih anlatılarında daha çok erkek öğrenci liderlerinin görünür olduğu sıkça eleştirildi. Kadın emeği ve toplumsal cinsiyet, daha sonraki feminist hareketlerin de gündemini şekillendirecekti; fakat 1970’lerdeki kazanımları Mayıs 1968’in tek ve doğrudan ürünü saymak yanlış. [16]
ÖĞRENCİYLE İŞÇİ NEDEN TAM OLARAK BİRLEŞEMEDİ?
Dönemin fotoğrafları, öğrencileri işçilerin yanında gösterir. Bu sahneler gerçektir. Ancak “öğrenci-işçi ittifakı” ifadesini kesintisiz, sorunsuz bir birleşme olarak kullanmak da gerçeği örter. Büyük sendikaların yöneticileri, üniversite çevresindeki radikal grupların işçi hareketinin sözcülüğünü üstlenmesine mesafeli yaklaştı. CGT, bazı fabrika kapılarında öğrencilerin örgütlü işçi mücadelesine müdahil olmasına itiraz etti. [1][3]
İşçilerin bir bölümü, grevin kazanımını ücret ve haklar üzerinden ölçüyordu. Radikal öğrenci çevreleri içinse yalnızca çalışma koşullarının düzelmesi yeterli değildi; üniversitenin, kültürün ve siyasal hiyerarşinin bütünü tartışılıyordu. Bu ayrılık, iki tarafın hiçbir ortak meselesi olmadığı anlamına gelmez. Otoriteye itiraz ve gündelik hayat üzerinde daha fazla söz sahibi olma isteği ortaklaşabiliyordu. Ancak farklı örgütlerin aynı eylemi farklı sonuca taşımak istemesi, hareketin merkezî bir liderlikle yönetilememesine katkıda bulundu.
Fransız Komünist Partisi ve ona yakın sendikal çevreler, öğrencilerin bazı radikal taktiklerine ve hükümet krizinin nasıl çözüleceğine ilişkin önerilere karşı çıktı. Öte yandan solda bu kurumların yeterince ileri gitmediğini düşünenler de vardı. Mayıs 68 yalnızca iktidar ile muhalefet arasında değil, muhalefetin kendi içinde de siyasi görüş ayrılıklarının yaşandığı bir dönemdi.
24 MAYIS: İKTİDAR CEVAP ARIYOR
De Gaulle 24 Mayıs’ta televizyondan halka seslendi. Ekonomi ve üniversite düzeninde reformu oylatmak için bir referandum önerdi. Amacı reform vaadini kendi siyasi yetkisiyle birleştirerek krizi sandığa taşımaktı; ama sokaktaki hareketlilik ve grevler devam etti. Aynı dönemde başkentte sert çatışmalar, yangınlar ve ölümler yaşandı; Lyon’da bir polis yetkilisi hayatını kaybetti. [1][17]
Hükümet “düzeni sağlama”, sendikalar “işçilerin taleplerini kabul ettirme”, öğrenci hareketinin bazı grupları ise “mevcut düzenin köklü dönüşümü” üzerinde duruyordu. Bunlar birbirine karşıt üç büyük slogan gibi görünse de her birinin içinde farklı seçenekler vardı. Müzakere masası yaklaşırken toplumun hangi kesiminin neyi temsil ettiği hâlâ tartışmalıydı.
25–27 MAYIS: GRENELLE MASASINDA GERÇEKTEN NE OLDU?
Başbakan Georges Pompidou, işçi ve işveren temsilcileriyle 25–27 Mayıs günlerinde Grenelle’de görüşmeler yürüttü. Görüşmelerin sonunda asgari ücret olan SMIG’in yaklaşık yüzde 35 artırılması, diğer ücretlerde ortalama yüzde 10 artış ve sendikal haklarla ilgili yeni düzenlemeler gibi öneriler gündeme geldi. Bunlar önemli maddi kazanımların kapısını açtı. [1][18]
Fakat sık sık “27 Mayıs’ta herkes Grenelle Anlaşması’nı imzaladı, grev sona erdi” denir. Doğru değil. Sonuç, tarafların tümünün onaylayıp imzaladığı nihai bir toplu sözleşmeden çok görüşme protokolü niteliğindeydi; işçiler adına otomatik kabul edilmedi. Bazı büyük tesislerde çalışmaya dönüş önerileri tepki gördü ve grev sürdü. 27 Mayıs’ta Renault-Billancourt’ta Georges Séguy’un işçilere görüşmeleri açıklaması, bu gerilimin simgelerinden biri oldu. [1][18][19]
Grenelle’nin kalıcı etkilerini yine de küçümseyemeyiz. SMIG artışı somut olarak uygulandı; 1968 Aralığında işyerlerinde sendika bölümlerine ilişkin yasal düzenleme kabul edildi. Yani imza ve kabul tartışması, ortaya çıkan her reformun gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Ayrı zamanlarda yapılan yasal işlemleri ve her kazanımın kaynağını doğru sıralamak gerekiyor.
27 Mayıs’ta Charléty Stadı’nda düzenlenen toplantı ise krizin yalnızca ücretlerle sınırlı olmadığını gösterdi. UNEF, CFDT’ye yakın çevreler ve başka muhalif aktörler, mevcut siyasi yönetimin geleceğini tartışıyordu. Pierre Mendès France’ın orada bulunması, öğrencilerin ve sendikacıların bir bölümünde başka hükümet seçenekleri arandığını gösterdi. Fakat siyasi muhalefet ortak bir lider ve hükümet planı üzerinde birleşmiş değildi. [19]
29 MAYIS: CUMHURBAŞKANI NEREDE?
29 Mayıs günü Fransa Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle, planlanan Bakanlar Kurulu toplantısını erteledi. Nereye gittiği bir süre belirsiz kaldı; sonunda Almanya’nın Baden-Baden kentindeki Fransız kuvvetlerinin komutanı General Jacques Massu ile görüştüğü anlaşıldı. Bu ziyaret, tarih boyunca çok farklı yorumlandı: İktidardan çekilmeyi düşünüp düşünmediği, ordu desteğinin rolü ve siyasi bir karşı hamleyi önceden planlayıp planlamadığı tartışması hâlâ sürüyor. [19][20]
O günün Élysée danışmanı Bernard Tricot’nun ayrıntılı notları, de Gaulle’ün yorgunluk ve kararsızlık yaşadığını; Başbakan Pompidou’nun bilgi eksikliğinden kaygı duyduğunu anlatır. Ancak bunu kesin bir “kaçış” ya da “darbe hazırlığı” gibi sunmak da yanıltıcı olur. Olayı yaşayanların sonraki yıllarda birbirinden farklı yorumları bulunuyor. [20]
De Gaulle’ün ortadan kaybolmuş gibi görünmesi, sokakta ve siyasi çevrelerde bir güç boşluğu doğduğu hissini besledi. Muhalefet partileri ve bazı sendikalar kendi seçeneklerini tartışıyordu. Fakat bir ülkeyi durduran grev, merkezi devlet kurumlarının gerçekten dağıldığı anlamına gelmiyordu.
30 MAYIS: DE GAULLE RADYODA “KALACAĞIM” DEDİ
30 Mayıs’ta de Gaulle radyodan halka seslendi. Görevden ayrılmayacağını ve Başbakan Pompidou’yu değiştirmeyeceğini ilan etti; Ulusal Meclis’i feshetti ve erken genel seçim kararı aldı. Daha önce önerdiği referandumu ise mevcut koşullarda yapılamayacağı gerekçesiyle erteledi. Konuşma, hükümetin krize karşı yeni bir siyasal taktik seçtiğini gösteriyordu: Sokak ve grevlerin belirlediği gündemi sandık rekabetine taşımak. [21]
Aynı gün Paris’te de Gaulle yanlıları Champs-Élysées’de büyük bir destek gösterisi düzenledi. Katılım sayıları farklı kaynaklarda farklı veriliyor; bazı anlatılar yaklaşık bir milyona ulaştığını belirtiyor. Bu görüntü, dönemi yalnızca “Fransa bütünüyle isyan ediyordu” diye anlatmanın ne kadar yanıltıcı olduğunu gösterir. Greve ve sokak hareketine karşı çıkan, düzenin devam etmesini veya reformun seçimle yapılmasını isteyen geniş kesimler de vardı. [1][19]
Büyük bir kitlenin caddede yürüdüğü iki ayrı görüntü birbirinin yerini tutmaz. 13 Mayıs’ın göstericileri ile 30 Mayıs’ın de Gaulle destekçileri aynı Fransa’nın yurttaşlarıydı; farklı siyasal gelecekler istiyorlardı. İki meydanı birden görmediğimizde, toplumun gerçek bölünmelerini de anlayamayız.
HAZİRAN: SOKAK SAKİNLEŞİRKEN ŞİDDET BİTMEDİ
Haziran başında işyerlerinin bir bölümünde üretim yeniden başladı; başka fabrikalarda grev devam etti. Özellikle Renault’nun Flins tesisleri ve Peugeot’nun Sochaux fabrikası çevresinde güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşandı. 10 Haziran’da liseli Gilles Tautin, Flins yakınındaki olaylar sırasında Seine Nehri’nde boğularak öldü. 11 Haziran’da Sochaux’daki çatışmalarda işçi Pierre Beylot vurularak hayatını kaybetti; işçi Henri Blanchet de aldığı ağır yaralanmaların ardından öldü. [2][22]
Bu isimleri anlatmadan “Mayıs 68’in sonunda herkes müzakere etti ve evine döndü” demek doğru değildir. Sokak çatışmaları ve işyeri müdahaleleri insanlar için ölümcül sonuçlar doğurdu. Aynı şekilde sadece bu ölümlere odaklanıp aylarca emek veren milyonlarca kişinin hak taleplerini silmek de eksik bir tarih olur.
Hükümet Haziran ortasında bazı radikal örgütleri feshetti; Sorbonne ve Odéon tahliye edildi. 23 ve 30 Haziran genel seçimleri de Gaulle’ü destekleyen siyasi güçlerin mecliste belirgin biçimde güçlenmesiyle sonuçlandı. Devrimci dönüşüm bekleyen hareket çevreleri için bu sonuç siyasi bir yenilgiydi. Fakat seçim sonucunun, grevler sırasında elde edilen ücret ve sendikal hakları geriye dönük olarak yok sayması mümkün değil. [1][23]
BİR HAREKETİN ÜÇ AYRI BİLANÇOSU
Birinci bilanço devlet iktidarıdır. De Gaulle Mayıs sonunda görevde kaldı; destekçileri Haziran seçimlerini kazandı. Bununla birlikte Nisan 1969’da, Senato ve bölgesel yönetim reformuna ilişkin referandumun kaybedilmesinin ardından istifa etti. Bu 1969 kararıyla Mayıs 1968 arasında tarihsel bağ kurulabilir, ama aradaki on bir ayı yok sayarak “Mayıs’ta sokak de Gaulle’ü devirdi” demek yanlış olur. [24]
İkinci bilanço çalışma hayatıdır. Grenelle sürecinden sonra asgari ücret yükseltildi, farklı işyerlerinde ücret pazarlıkları yapıldı ve sendikal temsile ilişkin yasal adımlar geldi. Ancak bunlar her işçi için aynı maddi kazanım veya aynı işyeri özgürlüğü anlamına gelmedi. Reformların uygulanması ayrıca bir mücadeleydi. Daha geniş toplumsal haklar meselesini, dergimizin “On Milyon İnsan Neden Greve Çıktı?” başlıklı sonraki yazısında inceleyeceğiz.
Üçüncü bilanço kültür ve toplumsal hafızadır. Üniversitede öğrencinin söz hakkı, otoriteye itiraz, günlük yaşamdaki katı hiyerarşiler ve cinsiyet ilişkileri sonraki on yıllarda başka toplumsal hareketlerin konusu oldu. Mayıs 68’in bu değişimlerin tümünü tek başına yarattığını söylemek doğru olmaz; pek çok hareket zaten başlamıştı. Ancak Mayıs, bu tartışmalara güçlü bir sembolik dil sağladı. BnF’de korunan afişlerin uzun ömürlü olması da bu yüzden. [14][16]
Sokağın bilançolarını tek bir kazandı-kaybetti hesabına indirgemek mümkün değil. Aynı olay, hükümetin devamı açısından siyasi istikrarın geri gelişi; işçiler için bazı yeni haklar; öğrenciler için üniversite reformu tartışması; ölenlerin aileleri içinse geri alınamaz bir kayıp olabilir. Tarihçinin de gazetecinin de sorumluluğu bu ölçütleri açıkça ayırmaktır.
MAYIS 68 HAKKINDA BEŞ YANILGI
“Her şeyi üniversite öğrencileri başlattı.” Nanterre hareketi önemli bir kıvılcımdı ama işyerlerindeki sorunlar ve önceki grevler yıllardır birikiyordu. Hareketin kitlesel gücü, farklı alanların aynı anda harekete geçmesiyle oluştu.
“İşçiler öğrencilere katıldı ve aynı devrimi istedi.” Hem temas hem mesafe vardı. İşçilerin örgütlü talepleri üniversite gençliğinin talepleriyle her noktada örtüşmüyordu.
“Fransa’nın tamamı devrim istiyordu.” Grev ve gösteriler çok genişti, fakat de Gaulle’ü destekleyenler de milyonlarca seçmenin siyasi tercihini temsil ediyordu. Mayıs’ın toplumsal çatışmasını anlayabilmek için her iki tarafın da varlığını görmek şart.
“Grenelle her sorunu çözdü.” Görüşmeler önemli ücret kazanımlarının yolunu açtı fakat işçiler arasında doğrudan ve oybirliğiyle kabul edilmiş nihai anlaşma değildi. Grevler, Haziran’a taşan çatışmalarla birlikte sürdü.
“Mayıs 68 sadece slogan ve özgürlük eğlencesiydi.” Afişler, tiyatro ve duvar yazıları kadar fabrikada geçmeyen çalışma günleri, ücret kaybı, yakılan araçlar, yaralanan insanlar ve ölümler de vardı. Dönemin coşkusunu anlatırken maliyetini gizlemek, döneme haksızlık olur.
BARİKATLARIN ARDINDAN KALAN SORU
Mayıs 68’in kalıcı etkisi, bir kampüste başlayan itirazın toplumun farklı kurumlarına nasıl yayıldığını göstermesidir. İnsanlar her zaman aynı nedenle sokağa çıkmadı; aynı pankartın altında bile farklı bir Fransa düşleyenler bulundu. Devlet müdahalesi bazı protestolara desteği artırırken, ekonominin durması ve sokak çatışmaları başka kesimlerin düzene dönüş talebini güçlendirdi.
Bu olaydan kolay bir ders çıkarmayalım. Büyük kalabalık, siyasi programın yerine geçmez. Grev, sokak gösterisinin yerine geçmez. Sandık, grevin sonuçlarını tümüyle açıklamaz. Mayıs 68, bunların birbiriyle karşılaştığı olağanüstü bir tarihsel laboratuvardır.
Bir sonraki yazıda barikatların önünden fabrika kapısına yöneleceğiz: Ücretlerin, sendikaların, yöneticilerin ve grevcilerin dünyasına. Çünkü 1968’i bir öğrenci isyanından ulusal krize dönüştüren gücü anlamak için, sokaktan fabrikaya girmek gerekiyor.
BİR SONRAKİ YAZI: ON MİLYON İNSAN NEDEN GREVE ÇIKTI?
KAYNAKLAR VE İLERİ OKUMA
[1] Fondation Charles de Gaulle, “Chronologie de Mai 1968”: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/mai-1968/documents/chronologie-de-mai-1968/
[2] Paris Belediyesi Fotoğraf Arşivi, “Mai 68 — Chronologie des événements, France-Soir”: https://mai-68-france-soir.paris.fr/chronologie/index.html
[3] Archives nationales du monde du travail, “Usine Mai 68”: https://archives-nationales-travail.culture.gouv.fr/en/Decouvrir/Expositions/In-situ/Usine-Mai-68
[4] Archives municipales de Saint-Étienne, “Mai 68: le printemps français”: https://archives.saint-etienne.fr/histoires-stephanoises-1/tranches-dhistoire/histoire-sociale/mai-68–le-printemps-francais
[5] Université Paris Nanterre, “Notre histoire”: https://www.parisnanterre.fr/presentation/notre-histoire
[6] Académie de Paris, “22 mars 68: Nanterre en folie?”: https://www.ac-paris.fr/22-mars-68-nanterre-en-folie-123316
[7] Rachel Mazuy ve Danièle Le Cornu, “Chronologie des événements à Nanterre en 1967–1968”, Matériaux pour l’histoire de notre temps (1988): https://www.persee.fr/doc/mat_0769-3206_1988_num_11_1_403843
[8] Michelle Zancarini-Fournel ile söyleşi, Le Monde, “Le mouvement du 22 mars à Nanterre peut être perçu comme un détonateur” (2018): https://www.lemonde.fr/societe/article/2018/03/22/mai-68-le-mouvement-du-22-mars-a-nanterre-peut-etre-percu-comme-un-detonateur_5274952_3224.html
[9] Bibliothèque nationale de France, “Esprit(s) de mai 68”: https://expositions.bnf.fr/mai68/grand/010.htm
[10] Radio France Internationale, “Timeline May 68”: https://www1.rfi.fr/actuen/articles/101/article_336.asp
[11] Nantes Métropole — Patrimonia, “Mai 1968”: https://patrimonia.nantes.fr/fiches-encyclopediques/mai-1968/
[12] Archives nationales du monde du travail, “Usine Mai 68” (2022 sergisi, 7 milyon grevci değerlendirmesi): https://archives-nationales-travail.culture.gouv.fr/Decouvrir/Expositions/Expositions-itinerantes/Usine-Mai-68
[13] Archives de Nantes, “Mai 68: Chronologie des événements — Nantes et Paris”, 15 sayfalık arşiv sergisi: https://archives.nantes.fr/files/live/sites/Archives/files/pdf/D%C3%A9couvrir/expositions/mai68/Panneaux_117x174_P1-15_WEB_2.pdf
[14] Bibliothèque nationale de France, “Affiches de Mai 68”: https://www.bnf.fr/fr/affiches-de-mai-68
[15] Le Monde, “Mai 68: la chronologie des événements qui ébranlèrent la France” (2018): https://www.lemonde.fr/grands-formats/visuel/2018/05/15/mai-68-la-chronologie-des-evenements-qui-ebranlerent-la-france_5299040_4497053.html
[16] Archives nationales du monde du travail, “Lutter pour l’égalité: l’exemple de la CGT”, kadın işçilerin hak mücadelesi: https://archives-nationales-travail.culture.gouv.fr/Decouvrir/Expositions/Expositions-virtuelles/Les-femmes-dans-le-monde-du-travail/Les-femmes-et-la-societe-industrielle-une-difficile-insertion/Les-ouvrieres-en-lutte/Lutter-pour-l-egalite-l-exemple-de-la-CGT
[17] Fondation Charles de Gaulle, “Documents — Mai 1968” (24 Mayıs konuşması dâhil): https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/mai-1968/documents/
[18] Fondation Charles de Gaulle, “De la crise de mai 1968 au référendum d’avril 1969”: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/de-crise-de-mai-1968/
[19] Fondation Charles de Gaulle, “Charles de Gaulle, du 24 au 29 mai 1968”: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/mai-1968/les-29-et-30-mai/charles-de-gaulle-du-24-au-29-mai-1968/
[20] Bernard Tricot, “Notes sur le 29 et le 30 mai 1968”, Élysée kaynak belgesi: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/mai-1968/documents/notes-sur-le-29-et-le-30-mai-1968-par-bernard-tricot/
[21] Charles de Gaulle, “Allocution radiodiffusée du 30 mai 1968”, birincil kaynak: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/mai-1968/documents/allocution-radiodiffusee-du-general-de-gaulle-30-mai-1968-palais-de-lelysee/
[22] Larousse, Journal de l’année 1968, 10–11 Haziran kronolojisi ve Sochaux ölümleri: https://www.larousse.fr/archives/journaux_annee/1968/14/dossier_mai_1968
[23] Fondation Charles de Gaulle, “Affiche éditée lors des élections législatives, juin 1968”: https://www.charles-de-gaulle.org/lhomme/dossiers-thematiques/de-crise-de-mai-1968/affiche-elections-legislatives-juin-1968/
[24] Fondation Charles de Gaulle, “27–28 avril 1969: échec du référendum et démission de Gaulle”: https://www.charles-de-gaulle.org/announcement/27-28041969-echec-referendum-reforme-senat-regionalisation-demission-general-de-gaulle/
[25] Assemblée nationale, “Edgar Faure ve 12 Kasım 1968 üniversite reformu”: https://www2.assemblee-nationale.fr/sycomore/fiche/2922
EDİTORYAL NOT
Mayıs–Haziran 1968’in katılım ve yaralanma sayıları kaynaklara göre değişmektedir. Özellikle 7 milyon ile 10 milyon arasında dolaşan grevci sayıları farklı yöntem ve dönemleri kapsayabilir. Grenelle görüşmelerinin sonuçları, bütün tarafların imzaladığı nihai anlaşma olarak sunulmamalıdır. Olayların kronolojisi 1968’e ait arşivlerle daha sonra yayımlanan tarihsel araştırmalar birlikte değerlendirilerek yazılmıştır.