ÖRÜMCEK KADIN
Arizona’daki Canyon de Chelly’de 230 metreyi aşan ince bir kaya yükseliyor. Diné halkının Spider Rock dediği bu yer, Örümcek Kadın’ın yurdu olarak anlatılır. O, yalnız ağ ören bir yaratık değil; insanlara dokumayı, güzelliğin ve dengenin nasıl kurulacağını öğreten kutsal bir varlıktır. Diné sözlü geleneğinin araştırmalarda aktarılan bir biçimine göre tezgâhın kirişleri gökle yeryüzünü, çözgüleri güneş ışınlarını ve aletleri başka doğa güçlerini hatırlatır. On dokuzuncu yüzyılda dokuma, ABD’nin zorunlu sürgününe uğrayan topluluğun hayatta kalmasına da yardım etti. Örümcek Kadın’ın hikâyesi, bir tanrının bugün de gerçek insanlar tarafından yapılan bir işe nasıl anlam verebildiğini anlatıyor.


COĞRAFYA HARİTASI — Spider Rock ve Canyon de Chelly/Tsegi Diné kutsal ve yaşayan coğrafyasının parçalarıdır. Chinle, Ganado, Window Rock ve Shiprock, Diné toplumsal tarih ve dokumacılığı için modern referans yerleridir. Bosque Redondo, 1864–1868 zorunlu sürgününün tarihsel kampıdır. Hopi Mesaları ise farklı bir halkın ayrı Örümcek Büyükanne anlatısıyla karşılaştırma içindir; Diné Örümcek Kadın kültünün alt merkezi gibi gösterilmez.
Bir kayanın zirvesi neden kutsal bir kadının evi sayılır?
Arizona’nın kuzeydoğusundaki Canyon de Chelly, Diné toplulukları için yalnız kanyonların ve eski yerleşimlerin bulunduğu güzel bir manzara değildir. Kayaların arasında yükselen Spider Rock adlı yaklaşık 230 metrelik kumtaşı sütun, Örümcek Kadın’ın bulunduğu kutsal yer olarak anlatılır. ABD Ulusal Park Servisi’nin resmi tanıtımı, bu kayayı Diné dokuma bilgisinin kutsal kaynağıyla ilişkilendirir; Utah Doğa Tarihi Müzesi ise Na’ashjé’íí Asdzą́ą́ adını ve kanyonun yaşayan topluluklarla bağını açıklar. Burada bir kutsal varlığın ‘evi’ modern bir turizm işaretinin çok ötesinde anlam taşır. [1] [2]
Bir kaya, aynı anda gerçek jeolojik oluşum, yaşayan insanların yurdu ve kutsal anlatının mekânı olabilir. Bunları birbirine karıştırmamalıyız. Jeolog kaya sütununun aşınmayla nasıl oluştuğunu açıklayabilir; Diné anlatıcısı Örümcek Kadın’la ilişkisinin topluluk için neden önemli olduğunu söyleyebilir. Jeolojik tarihin varlığı manevi değeri yok etmez, manevi anlamın varlığı da taşın gerçekten bir insan tarafından örüldüğünü bilimsel olarak kanıtlamaz. Bu iki bilgi alanını ayırmak, yaşayan topluluğun kendi coğrafyasını kullanış biçimine saygı göstermenin ilk adımıdır. [1] [2]
Na’ashjé’íí Asdzą́ą́: İsmi nasıl söyleniyor?
İngilizce Spider Woman Türkçeye ‘Örümcek Kadın’ olarak çevrilebilir. Diné dilinde Na’ashjé’íí Asdzą́ą́ gibi biçimlerde yazılan ad ise aynı kutsal figürün kendi dilindeki karşılığıdır; farklı akademik ve popüler çevriyazılarda işaretleme farkları görülebilir. Diné sözcüğü topluluğun kendisini anlatmak için kullandığı adlardan biridir. Navajo adı geniş dolaşımda olsa da yaşayan insanların kendi adlandırmasını korumak, geçmişte başka toplumlarca yapılan tanımları tek geçerli kimlik saymamak açısından önemlidir. [2] [3]
Bu adlandırma aynı zamanda bir çeviri sorununa işaret eder. Kimi yayınlar Örümcek Kadın’a ‘tanrıça’, kimi ‘kutsal kişi’, kimi ‘öğretici ata’ diyebilir. Diné düşüncesinde Diyin Diné’é, yani Kutsal İnsanlar/Kutsal Varlıklar gibi kategoriler bulunur. Bunları Yunan Olimposu’nda olduğu gibi tam sayılı bir yönetici tanrılar kabinesi şeklinde sunmak yanıltıcıdır. ‘Tanrılar Atlası’ başlığı altında ona yer vermemizin amacı özgün kutsal kategoriye başka bir toplumun tek tanrılık kavramını dayatmak değildir. [3]
Ne zaman ortaya çıktı? İlk kitap dini yaratmaz
Diné Örümcek Kadın anlatılarının ortaya çıktığı kesin bir yıl bilinmiyor. Sözlü gelenekler, belirli bir Avrupalı araştırmacı defterini açtığında başlamış değildir. Smithsonian kütüphaneleri Gladys A. Reichard’ın Spider Woman: A Story of Navajo Weavers and Chanters adlı kitabını 1934 tarihli olarak kataloglar; bu önemli bir araştırma tanıklığıdır. Fakat kitabın yayın yılı kutsal varlığın doğum tarihi değildir. On dokuzuncu yüzyıl dokumaları ve çok daha eski topluluk anlatıları da Örümcek Kadın’ın kültürel anlamını anlamamıza yardım eder. [4] [5]
Sözlü anlatıların tarihini kesinleştirmek kolay değildir. Bir hikâyenin belli bir kuşakta hangi sözlerle anlatıldığı ile onun köklerinin kaç yüzyıl geriye gittiği ayrı sorulardır. Yazılı kayıt olmaması, anlatının tarihsiz veya değersiz olduğu anlamına gelmez; fakat kayıt boşluklarına binlerce yıl kesinliği eklemek de mümkün değildir. Diné dünyasının kutsal hikâyeleri farklı aile ve toplulukların kendi bağlamlarında yaşar. Dergide bir geleneğin kamuya açıklanmış örneklerini kullanıyoruz; paylaşılmaması istenen törensel bilgileri yeniden kurmaya çalışmıyoruz. [4] [6]
Dokumanın başlangıcı neden kutsal öğretmenle anlatılır?
Diné dokumacı DY Begay, Smithsonian Ulusal Amerikan Yerlileri Müzesi’nin hazırladığı eğitim çalışmasında Örümcek Kadın’ın dokumayı insanlara öğretmesi hikâyesini kendi aile ve sanat deneyimiyle birlikte anlatır. Bu anlatıya göre Kutsal Varlıklar, Örümcek Kadın’a yardım etmek üzere Örümcek Adam’a tezgâh ve aletlerin nasıl yapılacağını öğretir; kadın onları dua ve şarkılarla kullanarak ustalaşır, sonra bu bilgiyi Diné halkına aktarır. Buradaki kutsal miras yalnız ürünün son görüntüsü değil tekniğin kendisidir. [3]
Bir halının güzel görünmesi çoğu zaman yalnız sahibinin beğenisini ilgilendirir. Bu anlatıda ise dokuma yapabilmek toplumun dünyayla doğru ilişki kurmasının bir yolu haline gelir. Beceri, öğrenme, disiplin ve güzelliğin kutsal kabul edilmesi, Tanrılar Atlası’nda daha önce işlediğimiz yazı ve zanaat figürlerini hatırlatır. Ancak bu karşılaştırma Örümcek Kadın’ın Sümer Nisaba veya İrlanda Brigid’den tarihsel olarak türediğini göstermez. Bilgiye ve üretime verilen kutsal değerin farklı toplumlarda tekrarlanması kendi başına doğrudan aktarım kanıtı değildir. [3]
Örümcek Adam’ın rolü neden unutuluyor?
Popüler özetlerde ipliği hep Örümcek Kadın’ın tek başına icat ettiği yazılır. Oysa Diné dokumacıların Smithsonian’a aktardığı versiyonda Örümcek Adam, tezgâhın ve araçların hazırlanmasında açık bir rol oynar. Kutsal Varlıklar ona yapım sürecini öğretir; Örümcek Kadın dokumayı ustalaştırır. Bu iki figürün rolleri anlatının bazı varyantlarında farklı biçimlerde öne çıkarılabilir. Tek bir modern kısa özet üzerinden bütün Diné ailelerinde aynı görev dağılımını zorunlu hale getirmek doğru değildir. [3]
Buradaki iş bölümü, üretimin yalnız tek kişinin yaptığı sihirli bir hareket olmadığını da hatırlatır. Bir kumaş için çerçeve, iplik, tarak, boya ve uzun emek gerekir. El emeğini dinsel bir öğreticiye bağlayan hikâye, gündelik teknolojiye ortak hafıza kazandırır. Fakat geçmişte yaşamış ilk tezgâh ustasının kim olduğunu bu mite bakarak tarihsel nüfus kaydında bulduğumuzu söyleyemeyiz. İplik ve dokuma teknolojisinin maddi tarihi ile kutsal bilgi anlatısı birbirini aydınlatabilir; birinin yöntemi ötekinin yerine geçmez. [3] [7]
Güneş ışınıyla çözgü yapılır mı?
Yale Üniversitesi’ndeki Diné anlatımına dayanan eğitim çalışması, tezgâhın üst desteğinin göğe, alt desteğinin yeryüzüne, gergin çözgü iplerinin güneş ışınlarına ve bazı aletlerin yıldırım ile gökkuşağımsı ışığa bağlandığı bir kutsal tasarımı aktarıyor. Böylece somut ağaç ve liflerden yapılmış bir tezgâh, evrenin düzenini hatırlatan küçük bir modele dönüşüyor. Dokumacı ipliği geçirirken yalnız kumaş üretmez; evrendeki farklı kuvvetler arasında uyum tasarlayan bir geleneğin içinde çalışabilir. [6]
Ancak tezgâhta gerçekten fotonlarla dokunduğunu fiziksel olarak söylemek yanlış olur. Örnek dini sembol dilidir; dokumanın maddi aşamalarını ortadan kaldırmaz. Ayrıca bütün Diné dokumacıların her alete birebir aynı sözlü karşılığı verdiğini ve hiçbir fark bulunmadığını varsaymayalım. Dönem, anlatıcı ve aileye göre değişen kamuya açık sözlü biçimler olabilir. Bu nedenle kaynağı ve konuşan kişiyi açıkça göstermek, tezgâhın gökle ilişkisini herkesin tek ‘resmî dogması’ gibi sunmaktan daha tutarlıdır. [3] [6]
Hózhó: Güzel desen neden ahlaki düşünceye dönüşür?
Diné düşüncesinde hózhó kavramı çoğu kez güzellik, uyum, denge, doğru ilişki ve iyi yaşam çevresinde açıklanır. Utah Doğa Tarihi Müzesi, Örümcek Kadın’ın Diné insanlarına yalnız örgü tekniğini değil ‘güzellik içinde yaşama ve dokuma’ ilkesini öğrettiğini vurgular. Bunun anlamı bir dokumanın ne kadar pahalı satıldığı veya ne kadar gösterişli göründüğüyle sınırlı değildir. İşin doğru yapılması, kişinin duygu ve davranışının uyumlu olması, toplumun kendi dünyasıyla ilişkisinin sürmesi de anlatının parçası olabilir. [2] [8]
Hózhó’yı tek kelimeyle modern psikolojideki ‘mutluluk hormonu’ veya yalnız ‘güzel sanat’ diye çevirmek sözcüğün kapsamını daraltır. Bir kavram, dinî ve toplumsal bağlama göre farklı durumlarda kullanılır; onu açıklamak için yaşayan Diné insanların ifadelerine bakmak gerekir. Fakat kavramı kullanırken insanların gerçek hayatında hiç keder, adaletsizlik veya çatışma bulunmadığı gibi romantik bir sonuç üretmek de yanlıştır. Güzellik arayışı, zor deneyimlerin bulunmadığı toplum demek değildir; çoğu zaman tam tersine onlarla başa çıkmanın bir yoludur. [2] [3]
Spider Rock’un gerçek yüksekliği ve yaşayan kanyon
Utah Doğa Tarihi Müzesi, Spider Rock’un Canyon de Chelly tabanından yaklaşık 750 feet, yani yaklaşık 229 metre yükseldiğini belirtir. ABD Ulusal Park Servisi bu kanyonun bugün de Diné ailelerinin tarım ve hayvancılık yaptığı yaşayan bir coğrafya olduğunu; koruma çalışmalarının Navajo Nation ile birlikte yürütüldüğünü açıklar. Bu ayrıntı çok önemlidir: Burayı yalnız içinde kaybolmuş yerlilerin yaşadığı ‘ölü antik kalıntı’ gibi sunmak, bugün de orada yaşayan insanların varlığını siler. [1] [2]
Fotoğraflarda görülen yüksek kaya, belli bir kutsal hikâyenin parçası olduğu için turistik bakış ile yerli topluluk için taşıdığı anlam her zaman aynı olmayabilir. Ziyaretçilerin nerelere erişebileceği ve hangi etkinliklerin izne bağlı olduğu yaşayan toplumların ve park yönetiminin düzenlemelerine tabidir. ‘Kutsal kayayı yakından görüntüleyelim’ isteği, yerel izinleri yok sayma hakkı yaratmaz. Dergi haritası erişilebilir bir coğrafi nokta gösterir; buna kutsal varlığın bir koordinatta fiziksel olarak doğrulandığı anlamı yüklemiyoruz. [1]
Örümcek Kadın Cross motifi: Her haç aynı mesajı mı verir?
Utah Doğa Tarihi Müzesi’nin Diné sepet ve dokuma koleksiyonu, Spider Woman Cross diye anılan geometrik motifin farklı tarihsel ürünlerde bulunduğunu kaydeder. Müze, bu sembolün Örümcek Kadın’ın öğretilerini ve bilgeliğini hatırlatabildiğini belirtir; kimi yerleşim biçimlerinin özel hassasiyet taşıdığını da anlatır. Bu kaynak, somut desenleri yaşayan kültürel anlamla birlikte ele aldığı için önemlidir. Dokumanın örgüsü yalnız soyut dekor değil tarihsel anlatının taşıyıcısı olabilir. [8]
Ancak Bowers Museum’un 1910 dolayına tarihlenen bir halı için hazırladığı eser kaydı farklı ve çok önemli bir uyarı içerir: ‘Spider Woman Cross’ adı kimi durumlarda tüccarlar tarafından geliştirilmiş bir katalog adı olabilir. Bu nedenle müzenin verdiği bir motif adı, bütün Diné dokumacılarının o şekle tek ve değişmez kutsal isim verdiğini kanıtlamaz. Nesnenin yapım tarihi, sanatçının kendi açıklaması ve sonradan oluşmuş ticaret dili ayrı tutulmalıdır. Kutsal bilgiyi turistik motif sözlüğüne indirgemek yerine birden fazla Diné sesi dinlemek gerekir. [8] [9]
Her halının köşesinde neden bir açıklık olduğu söyleniyor?
Diné dokumalarıyla ilgili çok yaygın bir iddia, her halının köşesinde mutlaka bir ‘ruh çıkış deliği’ bulunduğudur. Arizona Eyalet Müzesi’nin on dokuzuncu yüzyıl dokumalarına ilişkin sergisinde Barbara Ornelas, kimi deliklere dair aile içinde duyduğu farklı hikâyeleri anlattıktan sonra bunların yalnız aktarılan yorumlar olduğunu özellikle söyler. Ann Hedlund da bazı yazar ve koleksiyoncuların bu tür açıklıkları ‘Spider Woman’s hole’ olarak adlandırdığını belirtir. Kaynak, bir motifin anlamı konusunda ne kadar dikkatli olunması gerektiğini doğrudan gösteriyor. [10]
Northern Arizona University’nin sözlü tarih koleksiyonunda, bir Diné anlatıcısının halı kenarından dışarı uzanan çizgiye ‘spirit line’ dediği ve bunun Örümcek Kadın’a saygıyla ilişkilendirildiği bir başka örnek vardır. Delik ve çizgi aynı fiziksel şey değildir; her dokumada da aynı biçimde bulunmayabilir. Üstelik bazı üreticiler hiç bu öğeleri kullanmayabilir. ‘Bütün halıların bir kusuru olmalı’ diye turistlere anlatılan tek cümle, farklı ailelerin somut tercihlerinin ve dokuma tekniğinin yerini almamalıdır. [11]
Bir kilim ne zaman pazar için üretilen nesneye dönüştü?
Diné dokumacılığının maddi tarihi, kutsal anlatı kadar önemlidir. Smithsonian’ın tanıtımında İspanyol sömürge çevresiyle gelen koyun yetiştiriciliğinin, Churro yünü kullanımının ve komşu Pueblo gelenekleriyle ilişkilerin dokumacılıkta büyük etkisi olduğu belirtilir. Dokumalar zaman içinde giyim ve ticaret ürünleri olarak önemli yer tuttu. Böylece kutsal öğreticiyle açıklanan zanaat, aynı zamanda gerçek hayvan yetiştiriciliği, boyama, emek ve geniş ticaret ağlarıyla birlikte değişti. [7] [12]
Bu değişimi, ‘Avrupalılar gelmeden önce Diné hiç dokuma bilmiyordu’ veya ‘tarih boyunca aynı yünden aynı kilim yapılmıştır’ gibi iki uç cümleye indirgemek yanlış olur. Teknik, malzeme ve motifler zamanla gelişti; kumaşların kullanım amacı da değişti. Ayrıca bir zanaatın ticari değer taşıması onun dini ve toplumsal anlamının zorunlu olarak yok olması değildir. Bir aile kış için battaniye örebilir, satış için halı dokuyabilir ve aynı anda Örümcek Kadın’ın öğretilerini hatırlayabilir. [7]
Koyunlar gelince kutsal örümcek hikâyesi değişti mi?
Smithsonian Folklife Festival’de Diné dokumacı Kevin Aspaas’ın çalışmasını anlatan yazı, bölgeye koyunların yayılmasıyla pamuk ağırlıklı üretimden yün kullanımına geçildiğini; aynı zamanda Pueblo komşularının dokuma gelenekleriyle etkileşim bulunduğunu söylüyor. Bu, maddi tekniğin tarihini araştırırken eldeki açık kanıt türüdür. Ancak farklı kaynaklar bir ilk öğretici hikâyesinin hangi çağda hangi biçimiyle ortaya çıktığını tam söyleyemeyebilir. Kutsal Örümcek Kadın anlatısı yün dokumanın tek maddi icat belgesi olarak okunmamalıdır. [7]
Bu ayrım iki dünyanın nasıl birlikte yaşayabildiğini gösterir. Sözlü anlatı öğrenmenin kutsal anlamına odaklanabilir, tarihçi ise hangi lifin ne zaman kullanıldığını ve hangi tezgâhın nerede yayıldığını araştırabilir. Biri insanların kendilerini nasıl anlattığını, diğeri üretimin maddi değişimini aydınlatır. Bir topluluğun kutsal kurucu anlatısını küçümsemeden, teknoloji tarihini de masalla değiştirmeden yazmak mümkündür. [3] [7]
1864: Dokumacılık neden hayatta kalma bilgisine dönüştü?
ABD ordusunun Diné topluluklarını yurtlarından çıkarıp Bosque Redondo’daki kampa zorla götürmesi, on dokuzuncu yüzyılın en ağır sömürge şiddeti olaylarından biridir. 1860’ların ilk yarısında başlayan zorunlu yürüyüşler ve 1864–1868 kamp yılları sırasında insanlar hastalık, gıda kıtlığı ve ağır kayıplarla karşılaştı. Smithsonian Ulusal Amerikan Yerlileri Müzesi, 1868 anlaşmasının topluluğun yurdunun bir bölümüne dönüşünü mümkün kıldığını anlatır. Bu olay, dokuma tarihini yalnız desenler ve fiyatlarla anlatamayacağımızı gösteriyor. [13]
Aynı Smithsonian eğitim kaydında Diné topluluğu mensubu Ezekiel Argeanas, kadınların dokuma bilgisinin ve Churro koyunlarının zorla sürgün edilen insanların hayatta kalmasında önemli rol oynadığını ifade eder. Böylece Örümcek Kadın’ın kutsal hediye sayılan bilgisi, tarihte fiziksel yaşamı sürdürebilmek için gereken üretim becerileriyle yan yana gelir. Kutsal anlatının tek başına orduları durdurduğunu veya sürgünü sona erdirdiğini söylemiyoruz; dokuma bilen gerçek insanların bir felaket sırasında bu beceriyle nasıl dayanabildiğini inceliyoruz. [13] [14]
1868 anlaşması dokumacılığı nasıl etkiledi?
Navajo Nation ile ABD arasında 1868’de yapılan anlaşma, zorla tutuldukları kamptan yurtlarına dönüş yolunu açtı. Topluluk yeniden sürüler kurmaya, üretim yapmaya ve el emeğiyle yaşamını sürdürmeye çalıştı. Smithsonian’ın tarihsel açıklamaları, bu süreçte dokumacılığın kimliğin ve ekonomik yeniden kuruluşun önemli unsuru olduğunu gösterir. Ancak anlaşma öncesi yaşanan bütün kayıpların telafi edildiği veya tüm toprakların geri verildiği sonucu çıkarılamaz. Sürgün hafızası sonraki sanat ve toplumsal yaşamı da etkilemeye devam eder. [13]
Dokuma böylece iki ayrı geçmişi birlikte taşır: Kutsal öğretimle ilgili köken anlatısı ve gerçek insanların zorunlu göç, kayıp, yeniden yerleşim ve ekonomik dönüşüm deneyimi. Bir halının desenine bakıp onu sadece ‘antik mitoloji dekoru’ saydığımızda insan emeği ve tarihi silinir. Ancak her modern kilimin üzerinde sürgünün gizli haritası bulunduğunu söylemek de aşırı yorum olur. Belirli eserin sanatçısı, yılı, malzemesi ve açıklaması önemlidir. [4] [13]
Demiryolu ve turistler desenleri nasıl değiştirdi?
On dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında demiryolunun bölgeye gelişi, ticaret merkezleri ve turist talebi Diné tekstil üretiminde değişiklikler yarattı. Utah Doğa Tarihi Müzesi, geleneksel battaniye talebinden halı üretimine kayışı ve ticari yün ile boya seçeneklerinin artmasını anlatır. Smithsonian Eğitim koleksiyonu da dışarıdan gelen tüccarların kimi desenleri satış için teşvik ettiğini ve turistlerin ‘otantik’ olarak görmek istediği görüntülerin üretime etkisini kaydeder. [12] [15]
Bu dönem hakkında konuşurken ‘yerli sanatçıların tümü tüccarlar yüzünden yaratıcılığını kaybetti’ demek kadar ‘tüccarların hiçbir etkisi olmadı’ demek de yanlış olur. Sanatçılar pazarı kullanmış, dönüştürmüş ve kendi estetik kararlarını vermiş olabilir. Ürün adı, desen, boya ve satıcının beklentisi arasında ilişkiler kurulur. ‘Spider Woman Cross’ adının kimi ticari bağlamlarda ortaya çıkabilmesi de bu tarihin bir parçasıdır. Kutsal bir öğretinin pazara taşınması, anlamların sabit kalmasını değil çoklu yorumların ortaya çıkmasını doğurabilir. [9] [15]
Dokuma neden tek bir kadın işi değil?
Örümcek Kadın’ı kadın figürü olarak anlatmak, bütün Diné tarihindeki dokumacıların yalnız kadın olduğunu veya hiçbir erkeğin dokuma yapmadığını söylemeyi gerektirmez. Smithsonian Folklife Festival’de kendi eserlerini yapan Diné dokumacı Kevin Aspaas’ın gösterimi buna doğrudan güncel örnektir. Yirminci yüzyıl başında kutsal görüntülerle çalışan Hosteen Klah da Utah müzesinin tarihsel özetinde önemli bir erkek dokumacı olarak anılır. Bir zanaat toplumsal cinsiyet rolleri taşıyabilir ama topluluğun bütün tarihini tek bir kategoriye sığdırmak yanlıştır. [7] [12]
Aynı zamanda kadın dokumacıların üretim tarihindeki ağırlığını görünmez kılmamak gerekir. DY Begay gibi çağdaş sanatçılar, yünü hazırlamaktan renkleri seçmeye ve kumaşı bitirmeye kadar uzun süreçlerin bilgisini taşıyor. Smithsonian, Begay’ın bir dokuma eserini üretmesinin aylar alabildiğini anlatır. Bir sanatın kutsal kökeni üzerine konuşurken bu gerçek emek süresini de göstermek, eski hikâyeyi yaşayan insanın becerisiyle ilişkilendirir. Bu, geçmişi bugünkü üreticilerin üstüne kapatan folklor söyleminden daha öğreticidir. [3] [16]
DY Begay neden ‘dokuma ile evdeyim’ diyor?
Smithsonian Ulusal Amerikan Yerlileri Müzesi’nin DY Begay için hazırladığı Homeland and Culture bölümünde sanatçı, memleketi Tsélání’nin kanyonlarını, toprağını, gün ışığını ve renklerini üretiminin kaynağı olarak anlatır. Aileden kalan taraklar, yerel koyun yünü ve elde boyanmış iplikler, kutsal dokuma fikrinin soyut bir sembolden ibaret olmadığını gösterir. İnsan, malzemeyi aldığı toprakla, kendisinden önce çalışmış kişilerle ve bugün yapmayı sürdürdüğü işle ilişki kurar. [3]
Bir sanatçının kişisel ifadesini bütün Diné nüfusunun tek konuşması gibi kullanamayız. Ancak yaşayan dokumacının deneyimi, eski antropoloji kitaplarının eksik bıraktığı önemli bir bilgi verir: kutsal gelenek bugün de bireysel seçim ve ustalık içinde yeniden oluşur. Aynı desen bir başka ailede farklı anlam taşıyabilir; doğal boyanın tonu sanatçının kararına bağlıdır. Örümcek Kadın’ın ‘hediyesi’ bu nedenle binlerce yıl değişmemiş tek kalıptan çok öğrenmenin ve üretmenin devam eden etiği olarak anlaşılabilir. [3] [16]
Hopi Örümcek Büyükanne ile aynı kişi mi?
Hopi geleneklerinde Koyangwuti veya Kokyangwuti gibi yazımlarla anılan Spider Grandmother, yaratılış ve dünyalar arasında ortaya çıkış anlatılarında önemli bir yardımcıdır. Diné Örümcek Kadın’ın dokumayı öğretmesiyle benzer motifler taşıması şaşırtıcı değildir; komşu topluluklar yüzyıllarca ticaret, evlilik, göç ve dini temas içinde yaşamış olabilir. Ancak bu, iki halkın aynı dilde aynı dua kitabını kullandığını veya kutsal figürlerin bütün rollerinin birebir eşdeğer olduğunu ispatlamaz. [17] [18]
Hopi kültürünü tek bir dışarıdan anlatıcının metniyle de özetlememeliyiz. Hopi Kültürel Koruma Ofisi, geleneksel bilginin aktarımında yüz yüze konuşma ve dinlemenin önemini vurgular. Ayrıca bazı eski etnografların kamuya açtığı törensel malzeme, topluluk bakımından hassas olabilir. Bu dosyada Hopi öykülerini Diné anlatısına ‘kanıt’ olarak yapıştırmıyoruz; yalnız yayımlanmış genel ortak motifleri tanıtıp farklı toplulukların bağımsız söz hakkını koruyoruz. [18] [19]
Lakota örümcek figürü de Örümcek Kadın mı?
Kuzey Amerika’nın başka yerli geleneklerinde de örümcek figürleri bulunur. Örneğin kimi Lakota anlatılarındaki Iktomi/Unktomi, hileci veya sınayıcı figür olarak ortaya çıkabilir. Bu rol Diné dokuma öğretmeni ile birebir aynı değildir. Farklı halkların aynı hayvana dikkat etmesi, aralarında doğrudan dinî aktarım bulunduğunun tek başına kanıtı olamaz. Araştırmacı önce hayvanın kendi toplumundaki hikâyeye nasıl girdiğini, sonra karşılaştırılabilir yönleri tartışmalıdır. [17]
Aynı uyarı Yunan mitolojisindeki Arachne ile doğrudan eşleştirme için de geçerlidir. Her iki öyküde dokuma ve örümcek motifinin bulunması, Arachne’nin Amerika’ya yolculuk ederek Diné inancına dönüştüğü gibi bir tarihi kanıtlamaz. Ortak insanlık deneyimi, dokuma için uygun bir hayvanın ağ üretimini görmektir. Bu benzerlik karşılaştırma için ilginçtir; köken iddiası için yeterli değildir. [17]
Örümcek gerçekten kumaş dokuyan bir canlı mı?
Örümceklerin ürettiği ağ, birçok türde hayatta kalma ve avlanmanın fiziksel aracıdır. İnsanlar ağın ince ipliklerden örülmüş düzenini gözlediklerinde kendi dokuma teknikleriyle ilişki kurabilir. Bu gözlem kutsal öğretici anlatısının çevresel çıkış noktalarından biri olmuş olabilir. Ancak belirli Diné öyküsünün hangi biyolojik türü gözleyen ilk kişi tarafından hangi yılda icat edildiğini belirlemek mümkün değildir. Hayvanın gerçek davranışı ile topluluğun ona verdiği kutsal anlam ayrı araştırma sorularıdır. [2]
Örümcek Kadın’ı doğrudan ‘gerçekte insanla evlenen dev bir örümcekti’ gibi popüler fantastik kurgu cümlesine dönüştürmek kaynakların kendi inceliğini siler. Bir kutsal öğretici bazen insan, bazen hayvan ve bazen anlatının başka bir biçiminde temsil edilebilir; her biçimin kendi topluluk içindeki anlamı dikkate alınmalıdır. Dergi kapağımızda gerçek bir dokuma tezgâhını ve kutsal örümcek metaforunu birlikte kullanmanın nedeni, yaşayan Diné insanlarının tarihsel kıyafetini uydurma bir ‘tanrıça kostümü’ haline getirmemektir. [3]
Bir halıdaki biçim topluluğun tüm sırlarını anlatır mı?
Müzelerdeki Diné halı ve sepetlerinin bazı desenleri öğretici veya kutsal anlam taşıyabilir; ancak bu, her geometrik şeklin kamuya açık tek bir karşılığı bulunduğu anlamına gelmez. Utah müzesi bazı motifleri anlatırken sembolün nerede ve nasıl kullanılacağına dair kültürel hassasiyetlere de değinir. Smithsonian arşivleri ise bazı fotoğraflar için yeniden kullanım kısıtlamaları uygular. Bu tür sınırlara saygı göstermek araştırmayı eksiltmez; sahipleri olan kültürel bilginin yayın sınırını tanımaktır. [8] [20]
Özellikle törenlerde kullanılan kum resimleri ve başka kutsal betimlemeler, her turistik halı motifiyle eşitlenemez. Hosteen Klah’ın yirminci yüzyıl başındaki belirli çalışmalarının ilk başta tartışmalı görüldüğünü Utah müzesi not eder. Bu, ‘bütün kutsal desenler her zaman halka açıktı’ iddiasını bozar. Bir sanat nesnesini yayınlarken topluluk izni ve sanatçı açıklaması, dışarıdan araştırmacının tek başına verdiği katalog adından daha önemlidir. [12]
Gelenek neden yok olmadı?
Sömürge baskısı, sürgün, arazi kaybı ve turizm pazarının etkisi Diné dokumacılığını çok değiştirmiştir. Ancak bugünkü sanatçılar bu geleneği yalnız eski nesnelerin kopyasını çıkararak sürdürmüyor; yün, boya, desen ve çağdaş kişisel deneyimi yeni eserlerde kullanıyor. Smithsonian’ın 2024 tarihli DY Begay profili ve 2023 Kevin Aspaas anlatısı bunu güçlü biçimde belgeliyor. Geçmişte yaşanan kesinti ve değişimler, kutsal öğretici adının bugün anlam taşımaya devam etmesine engel değildir. [7] [16]
‘Örümcek Kadın unutuldu’ diye yazmak yaşayan Diné topluluğunun kendi ifadesini siler; ‘beş yüz yıldır hiçbir şey değişmedi’ demek de insan emeğinin ve tarihin gerçek dönüşümünü yok sayar. Daha doğru açıklama, zanaatın biçimleri değişirken kutsal referansların da farklı biçimlerde yaşamasıdır. İnsanlar yeni malzemeler kullanabilir, yeni desenler üretebilir ve yine de kutsal öğretim düşüncesine bağlı kalabilir. Kültürel canlılığın ölçüsü hiçbir şeyin değişmemesi değildir. [3]
Yanlış bilinenler: Sekiz kısa iddianın doğrusu
Birinci yanlış, Örümcek Kadın’ın bütün Kuzey Amerika yerli halklarının aynı isimde tek tanrıçası olduğudur. İkinci yanlış, anlatının 1934’te Reichard tarafından icat edildiği düşüncesidir; kitap bir kayıt tarihidir. Üçüncü yanlış, Spider Rock’un yalnız turistik bir kaya olduğu ve bugün Diné topluluklarıyla bağlantısı bulunmadığı iddiasıdır. Dördüncü yanlış, tezgâhın kutsal anlatısındaki bütün öğelerin fiziksel olarak güneş ışığından yapılmış olduğu varsayımıdır. [1] [3] [4] [6]
Beşinci yanlış, her Diné halısının zorunlu olarak bir delik veya spirit line taşıdığı iddiasıdır; dokumacıların açıklamaları ve müze katalogları farklıdır. Altıncı yanlış, ‘Spider Woman Cross’ adının bütün tarih boyunca bütün sanatçıların kullandığı kesin özgün ad olduğudur. Yedinci yanlış, kutsal dokuma öğretisi bulunduğu için erkek dokumacıların hiç var olmadığıdır. Sekizinci yanlış, modern satış ürünlerini yalnız tören nesneleri sayıp üreticilerin ekonomik ve estetik kararlarını yok saymaktır. Bir dokumayı hem kutsal miras hem zanaat hem ticaret olarak anlamak mümkündür. [9] [10] [11] [15]
Sonuç: İnsan dünyaya dokunarak ne öğrenir?
Örümcek Kadın dosyasını Spider Rock’un zirvesinde açtık; sonra kendi ışınlarıyla çözgü oluşturduğu anlatılan tezgâha, gerçek dokuma tekniklerine ve 1860’ların trajik zorunlu sürgününe ulaştık. Bütün bu katmanlarda ortak bir soru var: Bir insanın öğrendiği ve başkasına aktardığı bilgi, onu yaşadığı dünyaya nasıl bağlar? Kutsal anlatı için dokuma evrenin düzenine katılmanın yoludur; toplumsal tarih için ise giysi, geçim, ticaret ve zor zamanda hayatta kalma becerisidir. [2] [13]
Örümcek Kadın’ı fantastik bir dev örümcek olarak çizmek kolaydı; asıl zorluk onun bıraktığı düşüncenin hâlâ gerçek insanlar tarafından ipliğe dönüştürülmesini anlatmaktır. Diné dokumacı bugün kendi toprağından ilham alabilir, yünü hazırlayabilir, eski aile aletini kullanabilir ve aylar sonra yalnız kendisinin yapabileceği bir eser ortaya koyabilir. Burada insanın yaratıcı emeği ve kutsal hafızası birbirinin rakibi değil. Tanrılar Atlası için en güçlü kapanış da budur: Örümcek Kadın’ın bıraktığı ağ, geçmişte takılı kalmış bir mit değil bugün de örülmekte olan bir yaşam ilişkisidir. [3] [16]
Araştırma notları ve kaynaklar
[1] U.S. National Park Service, Canyon de Chelly National Monument, Spider Rock, yaşayan Diné aileleri ve Navajo Nation ile ortak koruma çalışmaları. https://www.nps.gov/cach/index.htm
[2] Natural History Museum of Utah, ‘Spider Rock’, kutsal Na’ashjé’íí Asdzą́ą́ figürü, yaklaşık 750 feet yüksekliğindeki kaya ve Diné ilişkisi. https://baskets.nhmu.utah.edu/collections/places/spider-rock
[3] Smithsonian National Museum of the American Indian, ‘Homeland and Culture | The Art of DY Begay’; sanatçının kendi açıklaması, Örümcek Adam ve Örümcek Kadın, kutsal tezgâh ve dokuma. https://b.asp.si.edu/nk360/dy-begay/homeland-culture/
[4] Smithsonian Libraries, Gladys A. Reichard, Spider Woman: A Story of Navajo Weavers and Chanters, 1934, katalog kaydı; sözlü geleneği derleme, başlangıç tarihini kanıtlama değil. https://collections.si.edu/search/detail/edanmdm:siris_sil_18772
[5] Smithsonian Libraries, Spider Woman’s Gift: Nineteenth-Century Diné Textiles, ed. Shelby J. Tisdale, 2011, Museum of Indian Arts and Culture koleksiyonu. https://www.si.edu/object/siris_sil_1095995
[6] Yale National Initiative, Curriculum Unit 22.03.01, 2022; Diné anlatısı içinde gök, yeryüzü, güneş ışınları ve yıldırımla tezgâh araçlarının ilişkilendirilmesi. https://teachers.yale.edu/curriculum/units/2022/3/1/2
[7] Smithsonian Folklife Festival, ‘Sitting at the Loom Is a Prayer: Kevin Aspaas Weaves Diné History and Culture’, 2023; yaşayan erkek dokumacı, yün, tezgâh ve dinî anlam. https://festival.si.edu/blog/kevin-aspaas-dine-weaver
[8] Natural History Museum of Utah, ‘Spider Woman Cross Symbol’; motif, güzellik içinde yaşama ve sembolün kültürel yerleşimi. https://baskets.nhmu.utah.edu/collections/symbols/spider-woman-cross-symbol
[9] Bowers Museum, ‘Rug’, yaklaşık 1910 tarihli Diné eser; Spider Woman Cross adının ticari katalog dilinde gelişmiş olabileceği uyarısı. https://collections.bowers.org/objects/148257/rug
[10] Arizona State Museum, ‘Sarapes’, 19. yüzyıl dokumaları; Barbara Ornelas ve Ann Hedlund’un ‘Spider Woman’s hole’ üzerine farklı yorumları. https://statemuseum.arizona.edu/online-exhibit/19-century-navajo-weaving-asm/sarapes
[11] Northern Arizona University Cline Library, ‘Weaving’, Diné sözlü anlatısında spirit line kullanımının örneği. https://library.nau.edu/speccoll/exhibits/traders/trade/weaving.html
[12] Natural History Museum of Utah, ‘Navajo Rugs’; geleneksel battaniyeden halıya dönüşüm, turizm, ticari renkler ve Hosteen Klah’ın 20. yüzyıl dokumaları. https://baskets.nhmu.utah.edu/collections/culture-history/navajo-rugs
[13] Smithsonian National Museum of the American Indian, ‘Bosque Redondo | The Navajo Treaty of 1868’, Diné zorunlu sürgünü ve dokumacılığın hayatta kalmayla ilişkisi. https://americanindian.si.edu/nk360/navajo/bosque-redondo/bosque-redondo.cshtml
[14] Smithsonian National Museum of the American Indian, ‘Evidence Kit | The Navajo Treaty of 1868’, gıda kıtlığı, yün ve tarihi tanıklıklar. https://americanindian.si.edu/nk360/navajo/evidence/evidence.cshtml
[15] Smithsonian Education, ‘Navajo Pictorial Weaving’; turist piyasası ve dokumacılığın değişen ticari üretimi. https://www.smithsonianeducation.org/textiles/english/gallery/navw_p.htm
[16] Smithsonian Magazine, ‘How an Indigenous Weaver’s Mastery of Color Infuses Her Tapestries With a Life Force’, 2024, DY Begay’ın kendi dokuma pratiği ve kutsal mirasla ilişkisi. https://www.smithsonianmag.com/smithsonian-institution/how-an-indigenous-weavers-mastery-of-color-infuses-her-tapestries-with-a-life-force-180985280/
[17] Native Languages of the Americas, ‘Spider Grandmother (Koyangwuti/Kokyangwuti)’; Hopi anlatılarının Diné figüründen ayrı değerlendirilmesi için karşılaştırmalı kaynak. https://www.native-languages.org/spider-grandmother.htm
[18] ‘Grandmother Spider: Connecting All Things’, Preventing Chronic Disease 4/1 (2007), Hopi, Pueblo ve Diné örümcek figürlerine ilişkin genel kültürel karşılaştırma; farklı toplumları tekleştirmeden okunmalıdır. https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC1832128/
[19] Hopi Tribe, Hopi Cultural Preservation Office; geleneksel bilginin topluluk içinde ve yüz yüze aktarımına ilişkin açıklama. https://www.hopi-nsn.gov/tribal-services/department-natural-resources-2/hopi-cultural-preservation-office/
[20] Smithsonian National Museum of the American Indian, 1904 tarihli Diné dokumacı fotoğrafının arşiv kaydı; kullanım ve kültürel hassasiyet kısıtlamaları. https://americanindian.si.edu/collections-search/edan-record/ead_component:sova-nmai-ac-454-ref26