←

Haber

DERGİ.social · AKIŞ

HOUTU

MÖ 113 yılında Han İmparatoru Wu, toprağın kutsal gücü Houtu için Fenyin’de yeni bir devlet töreni düzenledi. Kurban, giysiler, yönler ve tören mekânı hükümdarlığın gök ve yerle ilişkisini gösterecek kadar önemliydi. Fakat Çin’in eski kaynaklarında Houtu her zaman kadın değildi: Bazen toprağı düzenleyen efsanevi bir görevlinin adı, bazen yerin kutsal egemenliği, daha sonra ise bir ana tanrıçanın unvanıydı. Bin yılı aşkın süre sonra Pekin’de toprak sunağı gökten farklı olarak kare biçiminde kurulacaktı. Houtu’nun hikâyesi, insanların bastıkları toprağı nasıl devletin meşruiyetinin de temeli haline getirdiğini anlatıyor.

COĞRAFYA HARİTASI — Shanxi’de Fenyin/Wanrong, Han İmparatoru Wu’nun MÖ 113 çevresinde güçlendirdiği toprak sunusu bağlamını temsil eder. Chang’an Batı Han; Luoyang Tang tören ve seyahat anlatılarının tarihsel siyasal çevresidir. Pekin Ditan ise 1530 yılında oluşturulan Ming-Qing toprak sunağıdır. Taishan/Tai’an gök-yer ve hükümdar ritüellerinin geniş karşılaştırmalı çevresidir, Houtu’nun ilk doğduğu yer değildir.

Bir devlet neden ayağının altındaki toprağa kurban sunar?

Hükümdarın sarayında verilen kararlar kadar, o kararların uygulandığı yerin kutsal anlamı da önem taşıyabilir. Han hanedanının büyük imparatoru Wu döneminde devlet dini yalnız gökyüzündeki güçlerle konuşmuyordu. Toprağın varlığı ve bereketi, imparatorluğun varlığını sürdürebilmesi için bağımsız bir kutsal muhatap haline gelmişti. MÖ 113 çevresinde Shanxi’deki Fenyin’de Houtu’ya sunulacak törenin düzenlenmesi, o güne kadar yalnız köylülerin toprağa saygı göstermesinden fazlasıydı: hükümdarlığın kendi meşruiyetini evrenin yer katmanıyla ilişkilendiren bir kamusal hareketti. [1] [2]

Houtu’ya modern bir ‘toprak ana’ resmiyle yaklaşan okurun ilk karşılaşacağı şaşırtıcı durum, Han metinlerinde bu kutsal gücün henüz her durumda kadın olmamasıdır. Bir imparatorun toprak için devlet sunusu yapması, doğrudan saçlarından çiçekler çıkan kadın heykelinin karşısında diz çöktüğü anlamına gelmez. Erken kaynaklar Houtu’yu bazen görev veya ilahi hükümranlık olarak ifade eder; daha sonraki dini sanat ve halk anlatılarında ana tanrıçanın biçimi güçlenir. Aynı adı farklı yüzyıllarda görmemiz, kutsallığın cinsiyetinin ve rolünün değişmediğini göstermez. [2] [3]

Houtu ne demek: Tanrı adı mı, makam mı?

Çince 后土 veya 後土 biçiminde yazılan Houtu adının karakterleri, tarihsel kullanımına göre ‘yeryüzünün hükümranı’, ‘toprağın yöneticisi’ ya da toprağın kutsal gücü biçiminde yorumlanır. İlk karakter kimi okumalarda hükümdarlık ya da egemenlik çevresinde anlaşılır; ikinci karakter toprakla ilişkilidir. Ancak her metindeki anlamı bugünün tek sözcüklü ‘ana tanrıça’ karşılığıyla vermek doğru değil. Erken Çin tarih yazımında bir toprak görevlisinin unvanı, büyük devlet kültünde ilahi hedef, daha geç Daoist ve halk dini içinde kadınlaştırılmış bir koruyucu figür aynı ad çevresinde birleşebilir. [3]

Adların çeşitlenmesi işin tarihsel derinliğini gösterir. ‘Houtu’ ile ‘Huangdiqi’, yani kutsal/egemen yeryüzü gücü, veya daha geç ‘Houtu Niangniang’ ve ‘Houtu Huangdiqi’ türü hitaplar bazı geleneklerde birbirine yakınlaşsa da bunların hepsini tek bir çağın standart listesi gibi sunamayız. Yerel toprak ruhlarına yönelen ibadet de kimi zaman bu geniş toprak kutsallığıyla kesişebilir. Fakat yerel bir köyün koruyucusu ile bütün imparatorluk adına yapılan devlet töreninin aynı kurumsal yapıda çalıştığını peşinen varsayamayız. [2] [3]

Gonggong’un oğlu: Tanrı önce bir toprak memuru muydu?

Çin klasik metinlerinde Houtu adı, efsanevi Gonggong soyuyla ilişkili bir toprak görevlisi olarak da karşımıza çıkar. Hou Hanshu’nun kurban törenleri üzerine bölümünde korunan eski açıklamalarda Gonggong’un oğlu Goulong’un toprağı ve suları düzene soktuğu, bu nedenle yer ruhuna sunularla ilişkilendirildiği belirtilir. Bu, toplumun toprağın yönetimini ve arazinin düzenlenmesini bir atanın veya kamusal görevlinin başarısı olarak kutsallaştırabildiğini düşündürür. Bir kişinin ölümünden sonra yerel ya da daha büyük bir koruyucu güç olarak saygı görmesi, antik Çin ritüel düşüncesinde açıklanabilir bir örüntüdür. [4]

Ancak efsanevi Gonggong ile Goulong’un biyografisini modern devlet arşivindeki memur atama emri gibi okuyamayız. Metin, toprağın kurumlaşmasını geçmişin olağanüstü kişilikleri üzerinden açıklayan bir gelenek taşır. Ayrıca Goulong’un Houtu adıyla özdeşleştirilmesi ile Han İmparatoru Wu’nun Houtu adlı büyük toprak gücüne kurban sunması aynı kavram tarihinin farklı duraklarıdır. Aralarında ilişki kurulabilir; ama binlerce yıl önce bütün bölgelerde tam aynı resmi tanrıdan söz edildiğini varsaymak gerekmez. [3] [4]

Toprak kültü ne zaman doğdu?

Eski Çin toplumlarında arazinin ve tarımın kutsallaştırılması Han döneminden önce de var olmuştur. Toprak sunakları, atalar, yerel koruyucular ve hükümdarlık törenlerine ilişkin gelenekler daha eski kaynaklarda karşımıza çıkar. Fakat Houtu adını taşıyan büyük imparatorluk ritüelinin Han dönemindeki belirli düzenlenişini, bütün toprak kültlerinin ilk kez o tarihte doğduğu şeklinde anlatamayız. MÖ 113 gibi tarih, adı ve törenin devlet düzeyindeki belirli bir dönüşümünü gösterir; toprağı kutsal sayma fikrinin ilk kez insan zihninde belirdiği günü değil. [1] [2]

Han ve Tang arasındaki Houtu değişimini inceleyen Hanshin Kim’in araştırması bu ayrım için özellikle önemlidir. Çalışma, bölgesel toprak ruhlarıyla bütün yerin ilahi gücüne yönelen inançların tarihsel olarak birbirinden ayrılması gerektiğini, Han İmparatoru Wu’nun Fenyin’de devlet kültünü yeniden örgütlediğini ve daha sonraki cinsiyet değişiminin ayrı bir süreç olduğunu savunur. Böylece Houtu, tek bir mitolojik doğum öyküsü yerine yüzlerce yıl boyunca farklı devlet kararlarının ve dini yorumların oluşturduğu bir araştırma konusu haline gelir. [3]

113 MÖ: Beş sunak ve sarı buzağı

Han İmparatoru Wu döneminin tören tartışmalarında Houtu’ya hangi biçimde sunu verileceği ayrıntılı biçimde görüşüldü. Shiji’de korunan kayıtları inceleyen Haun Saussy ve ilgili tören araştırmalarında, dönemin yetkililerinin Houtu için ıslak bir alanda beş sunak düzenlemesini, sarı renkli kurbanlık hayvanları ve belirli törensel giysileri önerdiği anlatılır. Bunlar süslü ayrıntılar değildir; devlet töreninin görünür düzeni, hangi ilahi güce hitap edildiğini ve imparatorun hangi kozmik konumda durduğunu ifade eder. Rengin ve yönün dinsel anlamı, törenin siyasi etkisine eşlik eder. [1] [5]

Bununla birlikte tarihsel kaydın söylediğinden ileri gitmemeliyiz. Bir tören yönergesinde beş sunağın önerilmesi, bugün Fenyin’de o tarihten kalmış beş eksiksiz sunağın her birini kazıyla bulduğumuz anlamına gelmez. Yazılı ritüel normu, törenin gerçek uygulanışının her ayrıntısını ve mekanın bugünkü fiziksel görünüşünü aynı kesinlikle belgelemeyebilir. Ayrıca modern resimdeki kare sunağı doğrudan bu MÖ 113 düzenine yapıştırmak yanlış olur: farklı dönemlerdeki ritüel mimarileri ve kozmolojik geometriler birbirinden ayrılmalıdır. [1] [5]

Fenyin neden seçildi? Nehrin kıyısındaki kutsal siyaset

Fenyin, bugünkü Shanxi eyaletinin güneybatısında, Sarı Irmak’ın büyük kıvrımına yakın bir bölgedir. Bu coğrafya devlet töreni açısından anlamlıdır: Nehir, bereket, sınır ve ulaşımın gerçek maddi dünyasını imparatorluk ritüelinin merkezine taşır. Han İmparatoru Wu’nun Houtu sunusunun burada öne çıkması, bir yerdeki kutsal geleneğin bütün devlet adına önem kazanabileceğini gösterir. Ancak bu seçimin tek sebebinin tarih öncesi bir kadın heykelinin burada bulunması olduğuna dair açık kanıt yoktur. Yer, siyasi seyahat ve dini tavsiyelerin birleşimi olarak değerlendirilmelidir. [1] [3]

Yüzyıllar sonra Fenyin’deki yapı ve törenin hatırlanması da önemlidir. Tang hanedanı kayıtları, Houtu tapınağındaki eski düzenin yeniden ele alındığını, hükümdarın seyahatleriyle ritüelin bağlantı kazandığını anlatır. Böyle bir tören mekânı aynı anda dini hatıra, siyasi prestij ve bölgesel ayrıcalık taşıyabilir. Fakat bir tapınağın daha sonraki yüzyıllarda yenilenmesi, bütün duvarlarının Han döneminden beri değişmeden kaldığının kanıtı değildir. Coğrafya süreklilik taşısa da yapı, ritüel ve siyasi anlam değişebilir. [6]

Taiyi ile Houtu: Gök ve yer neden birlikte düşünülür?

Han imparatorluğunda Houtu’nun büyük toprak sunusuyla Taiyi, yani Büyük Birlik veya Yüce Teklik adıyla ilişkilendirilen göksel kültün yükselişi aynı ritüel dönüşümün parçasıdır. Michael Loewe ve Çin dini tarihine ilişkin araştırmalar, İmparator Wu döneminin devlet törenlerinde gök ve yer güçlerine yönelmenin kozmolojik siyaset açısından merkezi olduğunu vurgular. Hükümdarın yalnız halkı yöneten kişi değil, evrenin doğru düzenini korumakla yükümlü aracı olarak görünmesi önem taşır. Böyle bir görev, din ile iktidarın niçin aynı takvimde birleştiğini açıklar. [1] [2]

Burada gök ve yerin yan yana düşünülmesi, tek bir baba tanrı ile tek bir anne tanrıçanın her çağda evli bir çift olarak tanımlandığı anlamına gelmez. Yin-yang veya gök-yer karşıtlıkları farklı metinlerde ve ritüel düzenlerde değişen anlamlar kazanır. Modern okurun beklediği gibi sabit bir tanrılar ailesi yerine yönler, sunaklar, renkler ve sembolik konumlarla kurulmuş bir kutsal hiyerarşiyle karşılaşabiliriz. Bu hiyerarşiyi ‘Houtu gök kralının eşi’ diyerek basitleştirmek, erken törenlerin kurumsal anlamını azaltır. [2] [3]

Bir hükümdar niçin toprağın kendisini onaylatmak ister?

Devlet, yalnız sarayda bulunan kişilerin toplamı değildir. Tarla, sulama kanalı, gıda üretimi, sınır, vergi ve yol, hükümranlığın maddi temelleridir. Toprağa sunu yapmak, bunların doğaüstü bir düzenle korunduğu düşüncesini güçlendirebilir. İmparator her hasadı tek başına üretmediği gibi seli ve kuraklığı da her an durduramaz; buna rağmen toplum karşısında bereketin sürdüğünü güvenceye alma sorumluluğu üstlenir. Houtu’nun devlet kültündeki ağırlığı, işte bu kırılgan tarım ekonomisinin kutsal siyasetle kesiştiği yerde belirir. [1] [2]

Ancak eski bir törenin düzenlenmesinden hareketle ‘imparator böylece iklimi kontrol edebiliyordu’ gibi fiziksel iddialar kurulamaz. Dini ritüel, insanların doğa karşısında nasıl bir güven ve meşruiyet ilişkisi tasarladığını gösterir. Bugün meteoroloji ve tarım bilimi su ve ürün koşullarını ayrı yöntemlerle inceler. Tarihçi için Houtu’nun önemini belirleyen, gerçekten toprağın hareketini yönetmiş olması değil, binlerce insanın ve devlet kurumunun bu kutsal adla nasıl ilişki kurduğudur. [2]

Toprak ve tahıl: Sheji neyi temsil ediyordu?

Çin’in siyasal dilinde 社稷, yani sheji, toprak ve tahıl sunaklarıyla ilişkili bir ifade olarak devletin, ülkenin ve hanedanın varlığını anlatmak için kullanılır. Toprak ruhuna yönelen she kültüyle tahılın korunmasını temsil eden ji kültünün birlikte anılması, yönetilen toprağın yalnız sınır çizgisi değil üretim alanı olduğunu hatırlatır. Bir hanedanın ‘toprak ve tahılı kaybetmesi’ siyasi egemenliğinin sona ermesi anlamına gelebilir. Bu güçlü ifade eski devletin kendi varoluşunu hangi maddi koşullara bağladığını gösterir. [4]

Fakat sheji geleneğindeki bütün yerel tanrıları otomatik olarak Houtu’nun alt görevlileri saymak veya Houtu’nun bütün devlet sunaklarının baştan beri tek adı olduğunu iddia etmek yanlış olur. Yerel toprak ruhu, hanedan atası, tahıl koruyucusu ve büyük kozmik yeryüzü gücü, farklı ritüel durumlarında ayrılabilen kategorilerdir. Bir toplumun aynı ‘toprak’ sözcüğünü kullanması, bütün kutsal varlıkların kimliğini eşitlemez. Houtu’nun tarihteki özgün rolünü anlamak için bu kavramların üst üste geldiği ve ayrıldığı dönemlere bakmak gerekir. [3] [4]

Wang Mang döneminde bir devlet kültü nasıl tartışma konusu oldu?

Han dönemindeki yeni toprak ritüelinin herkes tarafından aynı biçimde kabul edildiğini sanmamalıyız. Sonraki Konfüçyüsçü ritüel yorumlarında Fenyin’deki Houtu sunusunun geleneksel tören düzeniyle uyuşup uyuşmadığı tartışıldı. Hanshin Kim’in araştırması, Batı Han’ın sonlarında eleştirilerin güçlendiğini ve Wang Mang’ın siyasi iktidarı döneminde Fenyin’deki sununun kaldırıldığını anlatır. Böylece bir kutsal güç hakkında alınan devlet kararı, iktidar ve ritüel normları değiştiğinde yeniden değerlendirilebilmiştir. [3]

Bu durum bir hükümdarın Houtu’ya ‘inanmayı yasakladığı’ veya halkın bütün toprak inançlarının bir gecede yok olduğu anlamına gelmez. Sarayın bütçesiyle yürütülen bir törenin askıya alınması, yerel ritüellerin ve daha geniş halk dini pratiklerinin aynı anda ortadan kalktığını kanıtlamaz. Devlet diniyle toplumsal inanç birbirini etkileyebilir, ancak aynı kurum değildir. Bir imparatorun kararı kutsal bir figürün kamusal görünürlüğünü değiştirebilir; figürün halk arasında ne şekilde yaşamaya devam ettiğini anlamak için başka belgelere ihtiyaç vardır. [3]

Houtu ne zaman kadın olmaya başladı?

Houtu hakkındaki en şaşırtıcı tarihsel soru budur. Modern resimlerde ve halk inançlarında toprak anası olarak görülen figürün Han dönemindeki devlet kültünde her zaman kadın olduğunu gösteren tek bir sabit kanıt yoktur. Hanshin Kim’in Han’dan Tang’a uzanan araştırması, Houtu’ya açık kadın karakter yüklenmesinin özellikle erken Tang döneminde güçlenmeye başladığını, bu sürecin Wu Zetian devrinde daha görünür hale geldiğini ve Tang seçkinlerinin edebi üretiminin kadınlaştırılmış Houtu imgesini yaygınlaştırdığını ileri sürüyor. [3]

Bu değişim, ‘Çinliler MÖ 113’te bir erkek heykeli kırıp yerine kadın heykeli koydu’ gibi tek olaya indirgenemez. Dini figürlerin cinsiyetleri kimi zaman görev unvanları, resimler, halk anlatıları ve imparatorluk siyaseti içinde yeniden yorumlanır. Farklı toplulukların aynı adı aynı dönemde farklı biçimde düşünmesi bile mümkündür. Dolayısıyla erken ritüel metnindeki cinsiyet belirsizliği, daha geç geleneklerdeki ana tanrıça saygısının sahte olduğu anlamına gelmez. Bunlar tarihsel dönüşümün farklı katmanlarıdır. [3]

Wu Zetian: Kadın hükümdarla ana tanrıçanın kaderi birleşti mi?

Çin tarihinde kendi adıyla imparator sıfatını kullanmış kadın hükümdar Wu Zetian’ın siyasi yükselişi, Tang döneminde Houtu’nun kadınlaştırılmış görünümlerinin güçlenmesiyle karşılaştırılır. 2015 tarihli uzmanlık makalesi bu dönemde hükümdarın kamusal imgesiyle toprak kutsallığının cinsiyetli yorumlarının birbirini etkileyebildiğini öne sürer. Bu önemli bir tarihsel açıklamadır, ama ‘Wu Zetian Houtu’yu yarattı’ veya ‘kendini resmen Houtu ilan etti’ gibi geniş hükümler doğrudan buradan çıkarılamaz. [3]

Kadın siyasi otoritesinin kutsal anlatılarda yankı bulması, toplumdaki cinsiyet rollerinin tartışılmasına imkân verir. Ancak devletin başında bir kadın bulunması, bütün Tang toplumunda kadınların eşit haklara sahip olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde daha önce Houtu’nun dişi olarak tasvir edilmemesi, eski Çin toplumlarının toprağı hiçbir zaman ana olarak düşünmediğini kanıtlamaz. Houtu’yu yorumlarken devlet törenlerindeki adın, edebiyat figürünün ve halk koruyucusunun tarihlerini ayrı tutmak gerekir. [3]

Tang imparatoru neden eski bir sunağa geri döndü?

Eski Tang Tarihi’nin ritüeller bölümünde Tang Xuanzong’un Fenyin’deki Houtu sunusunu yeniden canlandırması anlatılır. Metinde hükümdarın seyahati, sununun zamanı, hazırlıklar ve sonrasında verilen ödüller gibi somut ayrıntılar bulunur. 722–723 yılları dolayındaki bu gelişme, Han döneminde önemli hale gelen bir kült merkezinin yeni hanedan tarafından eski geleneğin mirası olarak kullanılabildiğini gösterir. İmparatorluk törenlerinin tarihsel meşruiyeti, yalnız güncel ilahi yardıma değil geçmiş hükümdarların izlediği yolu sürdürmeye de dayanabilir. [6]

Ancak Tang kaydını okurken metnin saray kroniği olduğunu unutmamalıyız. Sunudan sonra birkaç yıl iyi hasat alınmış olduğu veya dileklerin kabul gördüğü yönündeki ifadeler dönemin siyasi-dini yorumunun parçasıdır; modern bilimsel bir neden-sonuç deneyi değildir. Hükümdarın gelmesi tapınağın prestijini artırmış olabilir; bunun sonucunda halkın tam olarak hangi ritüelleri sürdürdüğünü ayrı kaynaklarla öğrenmek gerekir. Devlet kayıtları çok ayrıntılı tören prosedürü verebilir, fakat sıradan ailelerin bütün dini davranışlarını kapsamaz. [6]

Bir tanrı nasıl resmi törenden halkın koruyucusuna dönüşür?

Hanshin Kim, geç Tang dönemine doğru Houtu’nun saray merkezli ilahi güç olarak anlaşılmasının yanında yerel ve halk dini bağlamında, tehlikelerden koruyan kadın figürü olarak genişlediğini savunur. Bunun anlamı, devletin eski toprağa sunu töreninin bütünüyle unutulması değildir. Sadece aynı adın başka toplumsal kaygılara cevap verecek şekilde kullanılmasıdır. Bir imparator toprağın düzeni için devlet töreni yaparken sıradan bir kişi kişisel tehlikeden korunmak için Houtu’ya seslenebilir; bunlar farklı ritüel çevrelerinin tarihidir. [3]

Halk dininin esnekliği, farklı köylerdeki ritüellerin her zaman aynı olduğu sonucuna da götürmemeli. Özellikle Houtu Niangniang gibi daha geç hitapların altında birbirinden farklı yerel öyküler ve koruma beklentileri bulunabilir. Bir tarihçi için bu çeşitlilik zenginliktir; tek bir ‘doğru mitoloji’ arayışının eksikliği değil. Bir zamanlar Han imparatorluğunun resmi töreninde adı geçen kutsal güç, başka çağda aile ve yerel ibadet çevresine de girebilir. Bu değişimi ancak her tanıklığın tarihini ayrı kaydedersek anlatabiliriz. [3]

Pekin’de bir kare: Yeryüzünün geometrisi

Ming Hanedanı’nın Jiajing döneminde 1530 yılında Pekin’de kurulan Ditan, yani Toprak Sunağı, Houtu çevresindeki büyük yeryüzü kutsallığı düşüncesini anlamak için son derece somut bir yapıdır. Pekin Belediyesi Kültür Varlıkları İdaresi’nin açıklamasına göre Ditan, Ming ve Qing imparatorlarının yeryüzünün egemen kutsal gücüne yaz gündönümünde sunu yaptığı büyük törensel alandı. Geometrisinin en dikkat çekici özelliği kare olmasıdır. Bu biçim geleneksel ‘gök yuvarlak, yer kare’ kozmolojik düşüncesiyle ilişkilidir. [7] [8]

Burada toprağın varlığı resimdeki kadın yüzüyle değil mimarinin kendisiyle temsil edilir. Kare platform, çevre duvarları, özel kurban hazırlık mekanları ve hükümdarın ritüel güzergâhı, kutsal yeryüzünün fiziksel olarak düzenlenmesidir. Bir inancın yalnız heykel veya mit olmadığını; taş, yön, ölçü ve takvim üzerinden de yaşadığını gösterir. Ancak Pekin’deki 1530 düzenini iki bin yıl önceki Fenyin töreninin aynı şekilde korunan arkeolojik kalıntısı sayamayız. Farklı hanedanların farklı başkentlerde geliştirdiği dini mimariler kendi tarihleri içinde değerlendirilmelidir. [7] [8]

Gök daire, yer kare: Bu gerçekten antik bilim miydi?

Kozmoloji, insanların evreni nasıl düzenlediğini ve bu düzeni siyasi-dini yapılara nasıl aktardığını anlamamıza yardım eder. Kare yeryüzü ve yuvarlak gök modeli, Çin’in çeşitli dönemlerindeki ritüel yorumlarda önemli bir biçim dili sağlar. Fakat modern coğrafyanın ve jeofiziğin yeryüzünü küresel olarak açıklamasıyla eski tören geometrisini aynı düzlemde yarıştırmak verimsizdir. Bir sunağın kare biçiminde yapılması, o çağdaki bütün düşünürlerin yeryüzünün gerçek biçimini aynı fiziksel kuramla açıkladığını kanıtlamaz. [8]

Burada geometri bilimin deneysel iddiasından çok kozmik ve siyasi uygunluğu ifade eden sembolik bir dildir. Gök ve yer için farklı sunaklar yapılması, hükümdarın iki farklı kutsal alanla düzenli ilişki kurduğu düşüncesini görünür kılar. Din tarihi açısından önemli olan, kare taşların fizik kanununa karşı çıkması değil, siyasi bir otoritenin kendi yerini ölçülerle ve yönlerle kutsallaştırmasıdır. Bu görüntü Houtu’nun modern illüstrasyonda bir dev ana tanrıçaya dönüşmesinden çok farklı ama en az o kadar etkileyici bir tarihsel gerçektir. [8]

Yaz ve kış gündönümleri neden ayrıydı?

Pekin’in Ming-Qing tören çevresinde göğe yönelen sunularla yeryüzüne yönelen sunular farklı ritüel takvimleriyle düzenlenmişti. Pekin kültür varlıkları kurumu, Ditan’daki törenin yaz gündönümüyle ilişkisini açıkça belirtir; gök sunağı ise kış gündönümü ritüelleriyle tanınır. Böylece mevsimlerin dönüşümü yalnız tarımın ve halk takviminin değil hükümdarın kamusal faaliyetinin de ölçüsüne dönüşür. Yeryüzünün ürün verme kapasitesi ve göksel düzenin sürekliliği, ritüel takvim aracılığıyla devletin merkezine bağlanır. [7] [9]

Törenin belirli mevsimde yapılması, her yıl aynı iklim koşullarının oluştuğunu garanti etmez. Ama mevsimsel tekrar, toplumun belirsizlik karşısında düzenlilik arayışına cevap verir. Han döneminde önerilen beş sunak ile Ming dönemindeki kare meydanın aynı olmadığı halde iki ritüelin de çevresel düzenle siyasi gücü bağlaması özellikle öğreticidir. Aynı kutsal konu farklı yüzyıllarda yeni mekân ve mimariler kazanabilir. [1] [8]

Houtu’yu Nuwa, Gaia ve Kibele’yle aynı sayabilir miyiz?

Çin’in Nuwa adlı kutsal figürü, bazı anlatılarda insanın yaratılışı veya göğün onarılmasıyla ilişkilidir. Houtu’nun ise kaynaklarında toprak görevlisi, yeryüzünün devlet kültü ve daha geç ana tanrıça biçimleri ön plandadır. İki figürün kadın ve yeryüzüyle ilişkilendirilebilmesi onları tarih boyunca aynı kişi yapmaz. Nuwa’nın görevleri, kaynakları ve sanatsal tanıklıkları ayrıca incelenmelidir. Bir toplumun toprak veya yaratılışla ilgili birden fazla kutsal varlığı bulunabilir; onları tek bir ‘toprak ana’ içine sıkıştırmamalıyız. [3] [4]

Yunan Gaia, Frig Kibele, Slav Mokoş veya Andlar’ın Pachamama’sı da yeryüzü ve bereketle bağlantılı figürlerdir. Ancak aralarında tarihsel özdeşlik kurmak için doğrudan ad aktarımı, eski bir eşleştirme veya kanıtlanabilir kültürel bağlantı gerekir. ‘Hepsi toprağı koruyor, o halde hepsi aynı tanrıçadır’ düşüncesi karşılaştırma metodolojisinde yalnız işlev benzerliğinin çok ötesine atlar. Houtu’nun özgünlüğü başka ‘toprak ana’ figürlerinde bulunmayan devlet ritüeli ve siyasi geometri tarihinin belirginliğindedir. [3]

Houtu’nun eşi gök müydü, kendisi sadece toprak mıydı?

Gökyüzü ve yeryüzünün karşıt iki kutsal alan olarak düşünülmesi, Houtu’nun her dönemde insan biçiminde bir eşle evli olduğunu göstermez. Han törenlerindeki gök-yer ilişkisi, imparatorun kozmik düzen içindeki yerini belirlemeye yönelik kurumsal bir çerçevedir. Daoist ve halk dini geleneklerinde kutsal adların aile benzeri ilişkilerle anlatılması mümkün olsa da bunları erken Han dönemi devlet kayıtlarına doğrudan yerleştirmemeliyiz. Bir kutsal görev, bir insan biyografisindeki aile bağı gibi çalışmak zorunda değildir. [2] [3]

Aynı uyarı Houtu’nun erkek mi kadın mı olduğu sorusunda önemlidir. Erken klasiklerin efsanevi toprak görevlisini erkek soy içinde göstermesi, sonraki kadın kutsal figürün tarihsel olarak gerçek olmadığına hükmetmez. Tersinden daha sonraki kadın tasvirinin popülerliği de erken metni değiştirmez. Eski ve yeni kaynakları aynı anda kullanabiliriz; tek koşul, her birini ait olduğu tarihsel bağlama yerleştirmemizdir. Böylece tanrının hikâyesi modern okura yanlış bir kesinlik değil gerçek bir dönüşüm sunar. [3] [4]

Toprağa sununun ekonomik tarafı

Toprak kültüne devlet bütçesinden hayvan, yiyecek, kıyafet ve emek ayrılması, ritüelin maddi maliyeti olduğunu gösterir. Hükümdarın resmi kutsal törene katılması, görevlilerin çalışması, sunakların hazırlanması ve takvimin yönetilmesi bir kurum gerektirir. Bu kurum yalnız dini bir sahne değil, insan, ürün ve zanaat akışını yöneten bir ekonomik olaydır. Bir devletin hangi kutsal güce ne kadar kaynak ayırdığı, siyasi öncelikleri hakkında da ipucu verir. Ancak elimizde her törenin bütçesini gösteren eksiksiz bir mali kayıt olmadığında toplam masrafı uyduramayız. [1] [2]

Aynı şekilde eski Çin’in bütün kırsal halkının Houtu adına aynı kurbanlığı getirdiğini varsayamayız. Saray töreninde kullanılan değerli hayvan ve giysiyle yerel köyün kutsal ritüeli farklı koşullara sahip olabilir. Sheji sunakları, yerel toprak ruhlarına yapılan adaklar ve büyük Houtu kültü zaman içinde birbirini etkilemiş olsa bile ekonomik ölçekleri aynı değildir. Bu ayrımı korumak, toprağa yönelen kutsal saygıyı sadece imparatorun bir defalık masrafı gibi değil, farklı toplumsal katmanların ihtiyaçları ve kurumları içinde değerlendirmemizi sağlar. [3] [4]

Bir kutsal figür imparatorluk sona erince kaybolur mu?

Çin’de hanedanlar değiştikçe devlet törenleri de yeniden düzenlenmiştir. Fenyin’de öne çıkan Houtu sunusunun sonraki dönemlerde askıya alınması, başka hanedanlarla yeniden canlanması ve Pekin’de farklı biçimde sürmesi, yalnız sürekli tekrar edilen tek tip bir tören olmadığını gösterir. Kurumlar değişebilir ama yeryüzünün kutsallığına ilişkin düşünce yeni biçimlerde yaşamaya devam edebilir. Tapınağın bir yerde yıkılmasıyla bir kutsal adın ortadan kalkması arasında zorunlu eşitlik bulunmaz. [3] [6]

Günümüzde Houtu adı Daoist kutsal evren, halk dini, tapınak anlatıları ve kültürel hafıza içinde varlığını sürdürür. Ancak bütün çağdaş uygulamaları doğrudan MÖ 113 töreninin kesintisiz aynı biçimi sayamayız. Modern bir tapınağın heykeli, Tang döneminin kadın tanrıça yorumu ve Han imparatorunun Fenyin sunusu ayrı tarihsel katmanlardır. Sürdürülen adın altında değişen pratikleri görmek, figürü daha az ‘antik’ yapmaz; tam tersine uzun toplumsal ömrünü anlaşılır hale getirir. [3]

Yanlış bilinenler: Yedi yanıltıcı kolaylık

Birinci yanlış, Houtu’nun başlangıçtan beri kesin biçimde kadın bir ana tanrıça olduğudur. İkinci yanlış, Gonggong’un oğlu Goulong anlatısını Han devletinin toprak töreninden ayrı bir kaynak katmanı olarak görmemektir. Üçüncü yanlış, Han Wu’nun MÖ 113 töreninden bugün arkeolojik olarak beş özgün sunağın eksiksiz korunduğunu sanmaktır. Dördüncü yanlış, Pekin Ditan’ın MÖ 113’te kurulmuş aynı tapınak olduğunu düşünmektir; bugünkü anıtsal alan Ming dönemindendir. [1] [3] [4] [7]

Beşinci yanlış, Houtu ile bütün köy toprak tanrılarını tarihin bütün dönemleri için eşitlemektir. Altıncı yanlış, Çin’in Nuwa’sı veya başka uygarlıkların toprağa bağlı kadın figürlerini Houtu’nun tek ve kesin eşdeğeri ilan etmektir. Yedinci yanlış, kare yer sunağını eski Çin’in modern coğrafyaya karşı bütünleşmiş bilimsel tezinin tek kanıtı saymaktır. Bu kestirmeler, farklı metin ve ritüel türlerini tek evrensel ‘toprak ana’ hikâyesinde birleştirir. Oysa Houtu’nun tarihteki şaşırtıcı özelliği, bu kadar uzun ve kurumsal bir dönüşüm geçirmiş olmasıdır. [3] [8]

Sonuç: Devletin son dayanağı neden topraktı?

Houtu’nun tarihini Fenyin’deki bir sunuyla açıp Pekin’in kare toprağıyla kapattığımızda, yaklaşık iki bin yıllık geniş bir kurum ve inanç dönüşümü görürüz. Aynı ad kimi kaynakta toprağı düzenleyen efsanevi görevli, kiminde imparatorun kutsal muhatabı, kiminde bir ana tanrıça ve halk koruyucusudur. Bir tanrıçanın insan yüzüne benzeyen güncel görüntüsü bütün bu dönemin tek tarihsel portresi değildir. En önemli ortak nokta, insanların üzerinde yaşadığı, ektiği, yürüdüğü ve sınır çizdiği yerin sıradan maddeyle sınırlı görülmemesidir. [1] [3]

Bir hükümdarın gökle konuşması şaşırtıcı olmayabilir; ama devletin meşruiyetini ayağının altındaki topraktan da istemesi üzerinde durmaya değer bir hikâyedir. Toprak ürün verir, fakat ürün vermeyebilir; sınırları taşır, fakat sınırları tartışılır; devletin temelidir, fakat devletin kendisi gibi el değiştirebilir. Houtu tam da bu kırılganlığın kutsal dili oldu. İnsanlık tarihinde tanrıların yalnız gökyüzünde değil, dünyanın en maddi alanı olan toprakta da iktidar, korku ve umutla karşılaştığını hatırlatan olağanüstü bir örnektir. [2] [3]

Araştırma notları ve kaynaklar

[1] Christine Moll-Murata ve Michael Loewe vd., ‘Early Chinese Religion: Shang through Han’, Handbook of Oriental Studies, Brill, 2009, Han İmparatoru Wu’nun MÖ 113 dönemindeki Taiyi ve Houtu Fenyin törenleri. Açık metin kopyası: https://ndl.ethernet.edu.et/bitstream/123456789/73035/1/16.pdf.pdf

[2] Michael Loewe, Çin Han dini ve imparatorluk tören düzenine dair çalışmalar; gök-yer sunularının siyasi meşruiyetle ilişkisi için temel bibliyografik arka plan. İlgili tartışma [1] ile birlikte değerlendirilmiştir.

[3] Hanshin Kim, ‘The Historical Transition of the Houtu Cult between the Han Dynasty and the Tang Dynasty’, Historical Studies of Ancient and Medieval China 37 (2015), s.237–264, DOI:10.15840/amch.2015..37.007; devlet kültü, Wang Mang, Tang kadınlaştırma ve halk dini evreleri. https://www.kci.go.kr/kciportal/ci/sereArticleSearch/ciSereArtiView.kci?sereArticleSearchBean.artiId=ART002026164

[4] Hou Hanshu, ‘Rites of Sacrifice: Lower Section’, Chinese Text Project; Goulong/Houtu, Gonggong, she ve ji kültünün açıklamaları. https://ctext.org/text.pl?if=en&node=78162&show=parallel

[5] Dorothee Schaab-Hanke, ‘The Power of an Alleged Tradition’, Bulletin of the Museum of Far Eastern Antiquities 74 (2002); Han Wu dönemi MÖ 113 beş sunak, sarı buzağı ve tören tasarımı üzerine Shiji temelli inceleme. https://www.schaab-hanke.de/publikationen/Schaab-Hanke_2002_BMFEA_74_The_Power_of_an_Alleged_Tradition.pdf

[6] Jiu Tangshu (Eski Tang Tarihi), cilt 24, törenler bölümü; Tang Xuanzong’un Fenyin Houtu sunusunu canlandırması ve törenin siyasi anlamı. https://ctext.org/wiki.pl?chapter=419925&if=gb&remap=gb

[7] Pekin Kültür Varlıkları İdaresi, ‘Ditan’, Ming Jiajing 9 (1530), yaz gündönümü ritüelleri ve alanın tarihi. https://wwj.beijing.gov.cn/bjww/wwjzzcslm/1737418/1738088/1742737/523421/index.html

[8] Visit Beijing, ‘Five Altars | The Temple of Earth (Ditan)’, 2023; kare yeryüzü kozmolojisi ve mimari düzen. https://english.visitbeijing.com.cn/article/48ALehLyEE7

[9] Pekin Belediyesi, ‘Ditan’, başkentteki Ming-Qing toprak sunağı ve yeryüzü kutsallığı. https://www.beijing.gov.cn/renwen/rwzyd/qgzdwwbhdw/dt/202210/t20221027_2846021.html

[10] Pekin Turizm Bürosu, ‘Five Altars in Beijing’, toprak ve gök sunaklarının karşılaştırmalı konumu, gök sunağında kış gündönümü ve toprak sunağı geometrisi. https://english.visitbeijing.com.cn/article/47ONHEEWavF

‹ DİĞER YÜZ