VARUNA
Eski Vedik ilahilerde Varuna yalnız dalgaların efendisi değildir: Güneşin yolunu, ayların ritmini, insanın sözünü ve yeminini gözeten bir egemen olarak anlatılır. Onun huzuruna çıkan şair, bir savaştan kurtulmayı değil, bilerek veya bilmeyerek işlediği hataların bağışlanmasını ister. Binlerce yıllık metinler, deniz tanrısına dönüştüğünü sandığımız bir figürün başlangıçta ahlaki ve kozmik düzenin merkezinde durduğunu gösteriyor.


COĞRAFYA HARİTASI — Rigveda’nın erken sözlü şiir geleneğinin genel kuzeybatı Güney Asya bağlamını gösteren şematik harita. Pencap, İndus havzası, Sarasvati/Ghaggar-Hakra tartışmalı coğrafyası ve daha geç Vedik kültür çevreleri birbirinden ayrılmalıdır. Bunlar Varuna’ya ait kesin tapınak veya ilk doğuş noktaları değildir.
Bir tanrıya dua ederken suçunu kabul eden insan
Rigveda’nın yedinci kitabındaki bir ilahide şair, Varuna’dan merhamet ister. Kendisini yalnız düşmana veya hastalığa karşı savunmasını talep etmez; hatasını bağışlamasını, öldürmemesini ve bağlarını çözmesini ister. Bu tür ifadeler, tanrının eski Hindistan inanç dünyasındaki yerini anlamamızı sağlayan en güçlü sahnelerdendir. Onun önünde duranın kaygısı yalnız fiziksel felaket değildir: Söylenen sözün doğruluğu, yerine getirilmeyen yükümlülük, bilinçli ya da bilinçsiz ihlal, varoluşun düzenini tehlikeye atabilecek ahlaki konulardır. Varuna, evrendeki ritmi gözeten bir hükümdar olarak bu korkuların adresidir. [1] [2]
Rigveda 7.89’da ona yöneltilen yakarışın etkisi, insanın suçunu itiraf eden iç sesiyle kutsal düzenin görkemini yan yana getirmesindedir. Bu metni modern bir mahkeme ifadesi veya günah çıkarma ritüeliyle doğrudan özdeşleştiremeyiz. Şair, kendi dinsel dünyasının sözcükleriyle konuşur; buna rağmen insanın kusurlu oluşunu ve affedilme isteğini anlattığı için bugün de çok anlaşılırdır. Dördüncü dizede suyun ortasında duyulan susuzluk imgesi, hem somut sıkıntıyı hem de ilahi güç karşısındaki çaresizliği güçlü biçimde anlatır. Metnin tam anlamı çevirilere göre değişebilse de bağışlanma temasının belirginliği tartışılmaz. [1]
Varuna kimdi: Bir ismin ardındaki geniş evren
Varuṇa, Sanskritçede adı sıkça Mitra ile birlikte geçen, Vedik ilahilerin önemli ilahi varlıklarından biridir. Adı bazen Sanskritçe ‘örtmek, kuşatmak, bağlamak’ anlam çevresiyle ilişkilendirilir; yine de bu tür etimolojileri tarihsel bir tanrının tam doğum belgesine dönüştürmemek gerekir. Vedik şiirde onun egemenliği, yıldızların, güneşin, suyun ve insanların doğru davranışlarının düzenli bir bütün oluşturmasıyla ilgilidir. Tanrının kimi anlatılarda bağıyla veya ilmeğiyle cezalandırması, yalnızca korkutucu bir güç olmaktan öte, söz ve yükümlülüğün kutsal denetimine işaret eder. [2] [3]
Varuna’nın ait olduğu Adityalar grubu, Aditi ile ilişkilendirilen ilahi varlıklardan oluşur. Bu grubun kesin üye sayısı ve özellikleri metinlere ve çağlara göre değişebilir. Onu sonraki gelenekte yalnız batı yönünün muhafızı veya deniz tanrısı diye tanımlamak, Rigveda’nın büyük egemenini küçültmek olur. Aynı şekilde ‘Varuna her çağda tanrıların tek kralıydı’ demek de doğru değildir: Vedik ilahilerde birden çok tanrı son derece üstün ve evrensel ifadelerle övülür. Şiirin övgü dili ile değişmez bir dinsel hiyerarşi aynı şey değildir. [2] [4]
Varuna ne zaman ortaya çıktı? Bir geleneğin tarih sorunu
Rigveda tek bir yazıcının bir yılda bitirdiği kitap değildir; uzun süre sözlü olarak korunan farklı şair ailelerinin ilahilerinden oluşur. En eski katmanların genel olarak MÖ ikinci binyılın ikinci yarısına uzandığı düşünülür, ancak her ilahi için kesin yazılış yılı belirlenemez. Dahası bir şiirin korunan en erken derleme katmanı, onu besleyen kutsal düşüncenin doğduğu tarih anlamına gelmez. Varuna adını ve özelliklerini bu metinlerde incelemek, tanrıyı ilk kez bir insanın hangi tarihte düşündüğünü öğrenmek değildir. Önceki Sümer ve Frig dosyalarındaki tarih ihtiyatı burada daha da önemlidir; çünkü kaynağın erken tarihi öncelikle sözlü geleneğe bağlıdır. [2] [5]
Rigveda’nın coğrafyası için modern haritaya bir nokta koymak da bu nedenle sorunludur. Şairlerin dünyası kuzeybatı Güney Asya’nın nehirleri, pastoral çevreleri ve hareketli topluluklarıyla bağlantılıydı; fakat tek bir modern kent ‘Varuna kültünün kuruluş merkezi’ sayılamaz. Pencap ve İndus çevresi başlangıç coğrafyasını düşünmekte yardımcı olur, Sarasvati gibi nehir adlarının kesin tarihsel karşılığı ise bilimsel tartışmalara açıktır. Daha sonraki Hint edebiyatında anılan kutsal şehirleri alıp bütün erken Rigvedik ilahilerin üretildiği tek mekân olarak göstermek yöntemsel hata olur. [2]
Ṛta: Evrenin sadece yasası değil, işlemesi
Varuna’nın merkezinde yer aldığı en önemli kavramlardan biri ṛta, çoğu çeviride kozmik düzen, doğruluk, uygun işleyiş veya gerçeklik düzeni anlamlarında karşılanan Vedik terimdir. Bu kelimeyi tek ve değişmez biçimde ‘ahlak yasası’ diye çevirmek yetersizdir; ritüelin doğru gerçekleştirilmesi, doğanın döngüsü, sözün güvenilirliği ve toplumun yükümlülükleri arasında ilişkiler kurar. Rigveda’nın şiirsel dünyasında güneşin her gün doğması ile verilen sözün tutulması birbirinden tümüyle ayrı kategorilere konmayabilir. Böylece tanrının yetkisi gökten insan davranışına uzanır. [2] [3]
Ṛta’yı modern fizik kanunlarının antik karşılığı saymak da anakroniktir. Vedik şairler gezegenlerin hareketlerini çağdaş anlamda denklemlerle açıklamıyordu. Ancak düzenliliğin kendisini dinsel bir sorun olarak düşünüyorlardı: Nehirlerin akması, mevsimlerin dönüşmesi, yıldızların görünmesi ve törendeki sözlerin doğru telaffuzu ilahi düzenin farklı yüzleri olarak ifade edilebilirdi. Varuna’nın tehlikeli gücü, yalnız kuralları koyması değil, düzenin ihlal edildiğini bilmesidir. [2] [6]
Kozmosun sırlarını kim gözetler?
Rigveda 1.25’te Varuna’nın kuşların havadaki yollarını, denizdeki gemileri, rüzgârın izlerini ve ayların düzenini bildiği anlatılır. Bu dizeleri, antik şairlerin deniz ticaretiyle astronomiyi tek bir tanrının gözetiminde düşünmesinin ilginç örneği olarak okuyabiliriz. Bilgi burada sıradan gözlem değildir; insanın göremeyeceği bütün yolların kutsal bir bakış tarafından bilindiği fikridir. Geminin yönünü kaybetmemesiyle kişinin doğru davranıştan sapmaması aynı söylem evrenine yerleşir. Varuna’nın geniş bilgi alanı, neden yalnız ‘su tanrısı’ etiketine sığmadığını açıklamaya yeter. [2]
Aynı ilahide tanrının görünmez gözetleyicileri ve altın zırhlı görünümü üzerine ifadeler bulunur. Bunları gerçek bir polis teşkilatının antik belgesi gibi anlatmak yanlış olur. Söz konusu olan, bir hükümdara özgü gözetim ve bilgeliğin kozmik düzeye taşındığı dinsel şiirdir. Toplumda sözün tutulmasının ve doğru davranışın desteklenmesi için ilahi bakış güçlü bir metafor haline gelir. Bir insanın yalnız başına yaptığı yanlışın da görülebileceğine inanılması, ahlakla dinsel otorite arasında karmaşık bir bağ yaratır. [2]
Yalan, söz ve bağ: Varuna neden insanların düğümünü çözüyor?
Rigveda 1.25’in sonunda Varuna’dan üstteki, ortadaki ve alttaki bağların çözülmesi istenir. Bu bağlar bazı yorumlarda hastalığı, günahı, ilahi cezayı ya da kısıtlayıcı gücü simgeler. Metin birden çok çeviri ve açıklamaya izin verdiği için ‘üç ipi aynı anda kesen rahibin özel töreni’ gibi ayrıntıları uyduramayız. Şiirin temel karşıtlığı açıktır: Bağlamak cezalandırmanın, çözmek merhametin imgesidir. İnsan yanlışının sonucu olan sıkıntı, tanrının iradesiyle ortadan kalkabilir. [2]
Yalanın ve bozulmuş yeminin dini sorun sayılması, Varuna’nın korkulan tarafını ortaya çıkarır. Bununla birlikte burada modern bir anayasa mahkemesi veya kanun önünde eşit yurttaşlar topluluğu yoktur. Vedik toplulukların statüleri, ritüel rolleri ve toplumsal eşitsizlikleri kendi dönemlerinde değerlendirilmelidir. Varuna’nın doğruluğu savunduğu söylenirken o toplumun çağdaş insan haklarını benimsediği iddia edilemez. Tanrının işlevini anlamak için dönemin dini kavramlarının gücünü kabul etmek, fakat onları bugünün kurumlarının birebir öncülü diye pazarlamamak gerekir. [2] [3]
Mitra ile Varuna neden birlikte anılıyordu?
Vedik şiirde Mitra ve Varuna sık sık bir çift olarak anılır. İki ad arasındaki ilişki sözleşme, dostluk, karşılıklılık, egemenlik ve düzen sorunları çerçevesinde araştırılmıştır. Ancak ‘Mitra yalnız gündüz, Varuna yalnız gece’ veya ‘biri iyi, biri kötü’ gibi kolay formüller her ilahinin ayrıntısını açıklamaz. Aynı tanrı çifti farklı bağlamlarda farklı özelliklerle övülebilir. Bu yüzden Mitra-Varuna birlikteliğini tek satırlık kişilik karşıtlığına çevirmek yerine, ortak anıldıkları metinlerde neler yaptıklarına bakmalıyız. [3] [6]
İran dünyasında Mithra adlı tanrının varlığı karşılaştırmayı daha da ilginç hale getirir. Vedik Mitra ile İran Mithra’sı arasında dilsel ve tarihsel bakımdan güçlü ilişkiler bulunur; ancak Varuna’nın doğrudan, kesin ve değişmez bir İran eşdeğeri bulunduğu iddiası çok daha tartışmalıdır. Ahura Mazda’yla Varuna arasında egemenlik ve düzen bakımından karşılaştırmalar yapılmıştır; bu ortak özellikler ‘Varuna sonradan Ahura Mazda oldu’ diye kesin bir dönüşüm zinciri kurmak için yeterli değildir. İran ve Hint kaynaklarını dönem ve metin düzeyinde eşleştirmek gerekir. [3] [5]
Varuna’nın denizi gerçekten ne zaman başladı?
Varuna’yı yalnız sonradan suyla ilişkilendiren anlatılar tarihsel açıdan eksik kalır. Rigveda 1.25’te bile onun gemileri ve deniz yollarını bildiği belirtilir; başka ilahiler suların içinden geçen egemen tanrı imgesini taşır. Demek ki su ile bağı eski Vedik şiirde de bulunur. Önemli değişim, zaman içinde suyun tanrının öteki görevlerinin önüne geçerek özellikle deniz, okyanus ve yön bekçiliği üzerinden belirginleşmesidir. Bu değişimi, ‘önce suyla hiç ilişkisi yoktu, sonra deniz tanrısı icat edildi’ biçiminde anlatmak iki metin dünyasını da yanlış okur. [2] [7]
Rigveda 7.49’da sular, koruyucu dişi güçler olarak övülürken Varuna onların içinde gerçek ile yanlışı ayırt eden hükümdar olarak anılır. Böylece suların temizleyici ve canlandırıcı niteliğiyle ahlaki düzen arasında erken bir bağ zaten vardır. Daha sonraki dönemlerde Varuna’nın ikonik olarak deniz canlılarıyla, su kabıyla ve ilmikle gösterilmesi bu eski ilişkinin bir sonraki aşaması olarak okunabilir, fakat aradaki bütün tarihsel değişimleri tek bir çizime sıkıştırmamak gerekir. [7]
Bir deniz yaratığının sırtında: Makara neden önemlidir?
Daha geç Hint sanatında Varuna’nın bindiği hayvan çoğunlukla makara diye adlandırılan fantastik su yaratığıdır. Onu ‘timsah’ diye çevirmek pratik görünür, fakat farklı dönemlerde balık, timsah, başka su canlıları veya birleşik hayvan özellikleriyle tasvir edilebilir. Makara’nın gerçek bir zoolojik tür gibi değerlendirilmesi yanlış olur. Varuna’nın suyla kurduğu ilişki, hayvanın eşiklerde ve mimaride taşıdığı koruyucu anlamlarla birleşir. Bu nedenle modern illüstrasyonlarda gösterdiğimiz makara, belirli bir Rigveda ilahisinde ayrıntıları verilen sabit yaratık değil, daha sonraki görsel geleneklerden gelen simgedir. [4] [8]
Los Angeles County Museum of Art’ın yaklaşık 1675–1700 tarihli ‘Varuna, God of Waters’ minyatürü bu geç tasvir dilinin çok somut örneğidir. Müze kaydına göre tanrı dört kolludur; su kabı ve yılan ilmik benzeri nitelikler taşır, bağış ve güvence veren el işaretleri yapar, makara üzerinde durur ve batı yönünün koruyucusu olarak betimlenir. Eser son derece değerli bir belge olmakla birlikte yaklaşık üç bin yıl önceki ilk Vedik şairin zihnindeki tanrı tasvirini doğrudan göstermez. Eserin tarihi, eski ilahiyle arasındaki uzun dönüşümü görünür kılar. [4]
İlginç bir ayrıntı: Batı yönünün bekçisi
Sonraki Hindu kozmolojisinde yön koruyucuları, yani dikpalalar arasında Varuna batıyla ilişkilendirilir. Bu rolün görsel ve yazılı kanıtları, onun kozmik düzenin tek hâkimi gibi övüldüğü erken Vedik şiirden çok farklı bir ilahi görev dağılımını gösterir. Bir tanrının önce çok geniş övgülerle anılıp sonra daha belirli ve sistematik bir pantheonda yön bekçisi olması, zorunlu olarak ‘gücünün tamamen yok olduğu’ anlamına gelmez. Dinsel dünyalar değiştikçe tanrılara yeni işlevler ve daha net sınıflandırmalar verilir. [4]
Bir tapınaktaki resimle bir ilahinin sözcükleri arasında bu nedenle keskin tarih farkı vardır. Varuna’nın elindeki ilmik, eski bağ çözme ve bağlama dilini çağrıştırabilir; bu yakınlık araştırmaya değerdir. Ancak her görsel ayrıntının Rigveda’nın belirli bir dizesinden doğduğunu ispatlamak ayrı çalışma ister. Tarihsel araştırma erken metin ile geç resim arasında süreklilik kadar dönüşüm de aramalıdır. [2] [4]
Vasiştha’nın Varuna’yla tekneye bindiği tuhaf ilahi
Rigveda 7.88, Vasiştha ile Varuna arasındaki yakınlık üzerine olağanüstü bir sahne anlatır: Şair kendisini tanrıyla aynı tekneye binmiş ve su üzerinde birlikte ilerlemiş olarak betimler. Ardından eski dostluğun neden bozulduğu sorusunu sorar; tanrıyla şairin ilişkisinde merhamet, günah ve sevgi iç içe geçer. Bu anlatıyı gerçek bir sefer günlüğü gibi okumamak gerekir. Şiir, kutsal varlık ile ilahi ilham aldığını söyleyen kişinin hem yakınlığını hem mesafesini gösterir. Varuna’ya yakarış, yalnız korku değil kaybedilmiş bir yakınlık duygusuyla da ifade edilir. [9]
Bu duygusal dil, Vedik şiirin kimi zaman akademik özetlerde kaybolan insani derinliğini açığa çıkarır. Evrenin düzenini gözeten tanrı karşısında şair yalnız küçülen bir insan değildir; geçmişte kendisine ayrıcalıklı bir yakınlık tanınmış olduğunu da düşünür. Dostluğun yeniden kurulması ve bağın çözülmesi talebi, kutsal düzene geri dönme arzusunun şiirsel biçimi olur. Metinden belirli bir hükümdarın siyasi anlaşmazlığını veya Vasiştha’nın gerçekten denize açıldığı tarihi çıkarmaya çalışmak gereksiz kesinlik üretir. [9]
Tanrının gözcüleri bugünün gözetim devleti miydi?
Varuna’nın dünyanın farklı yerlerini bildiğini anlatan ifadeler, günümüzde bazen evrensel gözetim, hatta modern polis devleti gibi imgelerle karşılaştırılır. Bu benzetme kısa bir düşünce deneyi olarak ilginçtir, fakat eski Vedik toplulukların bugünkü veri toplama kurumlarını icat ettiğini söylemek anakronizm olur. Dinsel gözetim, ritüel ve ahlaki sorumluluğun kozmik düzeye taşınmasıdır. Tanrı her şeyi biliyorsa insanın yalnızken yaptığı eylemler bile görünür kabul edilir. Bu düşüncenin toplumsal sonuçları vardır; fakat bunlar modern teknolojik gözetim sistemlerinin aynısı değildir. [2]
Varuna’nın ‘yemin polisi’ diye sunulması da aynı tehlikeyi taşır. İlahilerin dilinde sözün doğruluğu ve düzenin korunması önemlidir; ancak elimizde onun adına kurulmuş tek biçimli bir mahkeme teşkilatını belgeleyen resmi bir yönetmelik yoktur. Kutsal yaptırım ile tarihsel devlet kurumu başka şeylerdir. Bir ilahinin ahlaki önemini göstermek için onu günümüzdeki anayasal kurumların sahibi ilan etmemiz gerekmez. [2] [3]
Varuna ile Uranos aynı tanrı mı?
Varuna adı kulağa Yunanca Uranos’u hatırlatabildiği için popüler karşılaştırmalarda sık sık doğrudan özdeşleştirme yapılır. Bu tür eşitlikler dilbilimsel açıdan tartışmalı ve tek bir ses benzerliğinden çıkarılamayacak kadar karmaşıktır. İki figürün gökle, kozmik egemenlikle veya evrenin genişliğiyle ilişkili olması, aralarında doğrudan bir ad aktarımı bulunduğu anlamına gelmez. Ayrıca Uranos’un Yunan mitolojisindeki soy anlatısı ile Varuna’nın Vedik ilahilerdeki ritüel-ahlaki işlevi farklı bağlamlara aittir. Yüzeysel ses ve görev benzerliğinden kesin kimlik kurmak, atlasın karşılaştırma kurallarına aykırıdır. [3] [5]
Daha sağlam karşılaştırmalar, ortak Hint-İran dil ve inanç tarihinin belgeli yakınlıklarına dayanır. Varuna’nın Mitra ile birlikte anılması ve İran Mithra’sı ile Vedik Mitra arasındaki bağlantı, araştırılması mümkün tarihsel çerçeveler sunar. Buna karşılık Mezopotamya’nın Şamaş’ı, Mısır’ın Maat’ı veya Yunan Themis’iyle doğruluk ve düzen bakımından yapılacak eşleştirmeler çoğunlukla işlev benzerliği düzeyindedir. Bu figürlerin hepsini ‘aslında Varuna’ diye tanımlamak, farklı kültürlerin kendi tarihini ortadan kaldırır. [3]
Yanlış bilinenler: Dört kolay cümle neden yanlış?
Birincisi, ‘Varuna başlangıçtan beri yalnız deniz tanrısıydı’ ifadesidir. Erken Vedik metinler onu yemin, kozmik düzen, gözetim ve bağışlanmayla birlikte anar. İkincisi, ‘Varuna’nın yazdığı ilk hukuk kitabı bulundu’ iddiasıdır. Rigveda ilahileri dinsel şiirlerdir; modern anlamda kanun metni değildir. Üçüncüsü, ‘Varuna her zaman makara adlı timsaha binerdi’ iddiasıdır. Bu biçim, tarihlenebilir geç ikonografide güçlüdür ama en eski ilahileri resimleyen kesin bir arkeolojik kayıt sayılamaz. Dördüncüsü, ‘Varuna Yunan Uranos’un aynısıdır’ savıdır; bu iddia bağımsız ve güçlü dilsel-tarihsel kanıt gerektirir. [2] [3] [4]
Beşinci yanlış, onun affedici yanını görmezden gelip sadece cezalandırıcı bir tanrı diye anlatmaktır. Rigveda 7.86–89’daki yakarışlar, insanın merhamet talebini ve bağların çözülmesini açıkça içerir. Altıncı yanlış, Varuna’nın sonradan bütünüyle ‘unutulduğu’ iddiasıdır. Daha geç Hindu geleneklerinde adı, yön bekçiliği, suyla ilgili temsilleri ve ritüel kullanım alanları yaşamaya devam eder. Görev ve görünürlük değişimini kültün bütün biçimleriyle ortadan kalkması diye anlatmamak gerekir. [1] [4] [9]
Ritüel, dua ve günah kavramını nasıl ayıracağız?
Vedik ilahiler, bir adak ve övgü ortamının parçası olarak korunmuş metinlerdir. Dolayısıyla bugün okuduğumuz Varuna sözlerini yalnız bireysel vicdan günlükleri diye değerlendirmemeliyiz. Bunlar aynı zamanda şairlerin dini otoriteyi kurduğu, söz söyleme sanatının kutsal değer taşıdığı ritüel şiirlerdir. Buna rağmen tanrıya hata itirafında bulunma ve merhamet isteme temasını taşıdıkları için kişisel deneyim duygusu da içerirler. Bu iki yön birbirini dışlamaz; antik toplumda bireysel korku, kamusal törenin dilinden geçerek dile getirilebilir. [1] [2]
Buradaki ‘günah’ sözcüğünü modern dinlerden birinin bütün ahlak teolojisiyle özdeşleştirmek ihtiyat gerektirir. Dönemin Sanskritçe kavramları, törensel ve toplumsal yükümlülüklere ilişkin kendi anlam alanlarına sahiptir. İlahinin güçlü yanı, bugünün dini kavramlarını tarihe taşımadan da anlaşılabilmesidir: İnsan yanlış yapar, bazen yanlışının farkında bile olmaz, gücünün üstünde bir otoriteden koruma ister. Varuna bu temel insani durumun antik Vedik dünyadaki güçlü ifadesidir. [1] [2]
Bir kozmik hükümdar nasıl yön bekçisine dönüştü?
Vedik şiirde çok yüksek otoriteye sahip bir figürün daha geç dinsel sistemlerde su ve batı yönüyle yakından tanımlanması, tek bir darbeyle gerçekleşmiş bir düşüş değildir. Farklı metinler farklı dönemlerin ritüel ve dinsel önceliklerini taşır. İndra’nın savaşçı başarısı veya başka tanrıların gelişen kültleriyle ilgili karşılaştırmalar yapılabilse de ‘İndra Varuna’yı bir savaşta yenip denize sürdü’ biçiminde genel kabul gören bir tarih anlatısı yaratamayız. Mitolojik kişilerin sıralaması ile kurumsal kült tarihini ayırmalıyız. [3] [4]
Bugün Varuna, Hindu görsel sanatında okyanusla ve batı yönüyle özdeşleştirilen tanrı olarak tanınabilir. Ancak Rigveda 1.25’te insanın gizli eylemlerini, gök cisimlerinin yollarını ve gemilerin seyirlerini bilen hükümdarı okumak, bu kimliğin derinliğini geri getirir. Dini figürler yalnız görev listeleri değildir; toplumların neyi tehlike, neyi düzen, neyi doğruluk saydıklarını yansıtan tarihsel göstergelerdir. Varuna’nın dönüşümünü anlamak, bir tanrının eski görevini yitirmesinden çok, kutsal dünyanın yeni sınıflandırmalar altında yeniden düzenlenmesini izlemektir. [2] [4]
Sonuç: Denizlerden önce insanın sözünü yöneten tanrı
Varuna’nın hikâyesi, antik bir halkın evreni nasıl düşündüğüyle insanların birbirine karşı sorumluluklarını aynı çerçevede bir araya getirir. Bir şiirde gökteki güneşin yolunu bilir; başka bir şiirde insanın hatasını görür ve affedebilir; daha sonraki sanat eserinde makara üzerinde batıya hükmeden su tanrısıdır. Bu kimlikleri birbirine ezerek tek karakter oluşturmak yerine tarih boyunca yer değiştirerek yan yana geldiklerini göstermek, Vedik din tarihini daha gerçek ve şaşırtıcı kılar. En çarpıcı soru yine insanla ilgilidir: Doğanın düzeni ile doğru söz arasında neden kutsal bir bağlantı kurma ihtiyacı duyduk? Varuna’nın antik ilahileri, bu sorunun yazılı tarihteki en etkileyici cevaplarından bazılarını taşıyor.
Araştırma notları ve kaynaklar
[1] Rigveda 7.89, Vasiştha geleneğinde Varuna’ya yakarış ve bağışlanma dileği; Ralph T. H. Griffith çevirisi, 1896. https://original.sacred-texts.com/hin/rigveda/rv07089.htm
[2] Rigveda 1.25, Varuna’nın düzen, gemiler, aylar, gözetim ve bağları çözme konularındaki övgüleri; Griffith çevirisi. https://original.sacred-texts.com/hin/rigveda/rv01025.htm
[3] Jan Gonda, The Vedic God Mitra, Brill, 1972; Mitra-Varuna ve Vedik terimlerin karşılaştırmalı tarihi için başvuru çalışması (eser künyesi; burada tam metin karşılaştırması yapılmadı).
[4] Los Angeles County Museum of Art, “Varuna, God of Waters”, M.72.4.2, yaklaşık 1675–1700; geç dönem ikonografisi, makara ve batı yönünün koruyuculuğu. https://collections.lacma.org/object/29827
[5] Stephanie W. Jamison ve Joel P. Brereton, The Rigveda: The Earliest Religious Poetry of India, Oxford University Press, 2014; erken Vedik şiirin dili ve tarihsel bağlamı için temel eleştirel çeviri (künye; tüm ciltler satır satır incelenmedi).
[6] Rigveda 7.87, Varuna’nın güneş, nehirler, rüzgâr ve gözetimle ilişkilendirilmesi, Griffith çevirisi. https://original.sacred-texts.com/hin/rigveda/rv07087.htm
[7] Rigveda 7.49, Sular İlahisi; Varuna’nın sular arasında hakikat ve yanlışlıkla ilişkilendirilmesi, Griffith çevirisi. https://original.sacred-texts.com/hin/rigveda/rv07049.htm
[8] A. K. Coomaraswamy ve diğerleri, Studies in the Cult of the Mother Goddess in Ancient India içinde makara ve Varuna’nın ikonografik ilişkisine dair tarihsel değerlendirmeler. https://ignca.gov.in/Asi_data/56276.pdf
[9] Rigveda 7.88, Varuna ile Vasiştha’nın tekne sahnesi, geçmiş dostluk ve bağışlanma; Griffith çevirisi. https://original.sacred-texts.com/hin/rigveda/rv07088.htm