1. Uzayda gerçekten satranç oynandı
9 Haziran 1970’te Soyuz-9 uzay aracındaki kozmonotlar Andriyan Nikolayev ile Vitaly Sevastyanov, Dünya’da bulunan Viktor Gorbatko ve Nikolai Kamanin’e karşı bir satranç maçı oynadı. Oyun yaklaşık altı saat sürdü ve hamleler, uzay aracı Sovyetler Birliği üzerindeyken kurulan radyo bağlantıları sırasında karşılıklı olarak iletildi.
Maçın en ilginç taraflarından biri ise kullanılan satranç tahtasıydı. Yerçekimsiz ortamda normal taşlar kabinin içinde uçacağı için özel bir sistem geliştirilmişti. Mıknatıslı taşların uzay aracındaki cihazlarla etkileşme ihtimali bulunduğundan, taşların küçük oluklar içinde hareket ettiği özel bir tahta yapıldı. İnsanlığın uzaya çıktıktan sonra çözmek zorunda kaldığı mühendislik sorunlarından biri böylece “Piyonların kabinin içinde uçmasını nasıl önleriz?” oldu.
2. Bir adam gözlerini kapatıp 48 kişiyle aynı anda oynadı
Büyükusta Timur Gareyev, Aralık 2016’da Las Vegas’ta satranç hafızasının sınırlarını zorlayan bir gösteriye imza attı. Gareyev aynı anda 48 farklı rakiple oynadı ve bu oyunların hiçbirinde tahtalara bakmadı. Her konumu, yapılan her hamleyi ve her oyunun gidişatını zihninde takip etti.
Gösteri 19 saat 9 dakika sürdü. Gareyev 48 oyunun 35’ini kazandı, 7’sinde berabere kaldı ve yalnızca 6’sını kaybetti. Üstelik saatler süren etkinliğin önemli bir bölümünde egzersiz bisikletinin üzerinde pedal çeviriyordu. Çoğumuz iki odalı evde telefonu nereye bıraktığımızı hatırlamaya çalışırken, Gareyev zihninde 48 ayrı satranç tahtası taşıyordu.
3. Satrançtaki olasılıkların sayısı akıl almaz büyüklükte
Bilgi teorisinin kurucularından Claude Shannon, 1950’de satrançta ortaya çıkabilecek olası oyunların büyüklüğünü hesaplamaya çalıştı ve yaklaşık 10 üzeri 120 mertebesinde bir tahmine ulaştı. Bu, 1 rakamının arkasına 120 sıfır koymak anlamına geliyor.
Bu sayı bugün “Shannon sayısı” olarak anılıyor. Elbette oynanmış gerçek oyunların sayısını göstermiyor; satrancın olasılıklar ağının ne kadar devasa olduğunu anlatan kaba bir tahmin. Yalnızca 64 kareden oluşan bir tahtanın içinde, insan zihninin tamamını dolaşmasının pratik olarak imkânsız olduğu büyüklükte bir evren bulunuyor.
4. Daha iki hamle sonunda 400 farklı konuma ulaşmak mümkün
Satranç başlangıçta son derece düzenli görünür. Beyazın taşları bir tarafta, siyahın taşları diğer taraftadır ve bütün oyun tek bir standart dizilişten başlar. Fakat daha ilk hamlede bile beyazın 20 farklı yasal seçeneği vardır. Siyahın da bu hamlelerin her birine karşı yaklaşık 20 seçeneği bulunur.
Böylece beyaz bir kez, siyah da bir kez oynadığında teorik olarak 400 farklı konum ortaya çıkabilir. Daha birkaç hamle sonra bu sayı milyonlara ulaşır. Satrançtaki karmaşıklığın başlaması için uzun süre beklemek gerekmiyor; oyun daha “merhaba” derken dallanıp budaklanmaya başlıyor.
5. Vezir bir zamanlar tahtanın en zayıf taşlarından biriydi
Bugün vezir satranç tahtasının açık ara en güçlü taşıdır. Yatay, dikey ve çapraz istediği kadar ilerleyebilir ve oyunun gidişatını tek başına değiştirebilir. Fakat satrancın eski biçimlerinde durum bunun tam tersiydi.
Vezirin atası, Hint ve Pers satrancındaki kral danışmanıydı ve yalnızca bir kare çapraz hareket edebiliyordu. Satranç Avrupa’da değişirken bu taş da giderek güçlendi ve yaklaşık 15. ve 16. yüzyıllarda bugünkü hareket yeteneklerine kavuştu. Başka bir deyişle vezirin satranç tarihindeki kariyeri, sessiz bir saray danışmanlığından tahtanın en güçlü karakterine yükseliş hikâyesidir.
6. Kasparov’un bilgisayar rakibi saniyede yüz milyonlarca konum inceliyordu
1997’de IBM tarafından geliştirilen Deep Blue, dünya şampiyonu Garry Kasparov’u altı oyunluk maçta 3,5–2,5 yenerek teknoloji tarihinin sembolik anlarından birine imza attı. Bu yalnızca satranç dünyasında değil, yapay zekâ ve bilgisayar bilimi tarihinde de büyük yankı yarattı.
Deep Blue’nun gücü büyük ölçüde inanılmaz hesaplama kapasitesinden geliyordu. Sistem, konuma bağlı olarak saniyede yüz milyonlarca satranç pozisyonunu değerlendirebiliyordu. İnsan beyni bu kadar çok olasılığı tek tek hesaplayamaz; Kasparov’un silahı deneyim, sezgi, örüntü tanıma ve seçici hesaplamaydı. Deep Blue’nun silahı ise kaba kuvvetle devasa miktarda olasılığı taramaktı. Neyse ki Kasparov’un bir üstünlüğü hâlâ vardı: Deep Blue kahve içemiyordu.
7. Bir günde yedi milyondan fazla satranç oyunu oynandı
FIDE’nin kuruluşunun 100. yılı nedeniyle 20 Temmuz 2024’te dünya çapında dev bir satranç etkinliği düzenlendi. Çevrimiçi platformlarda ve gerçek tahtalarda oynanan oyunların toplamı 24 saat içinde 7.284.970’e ulaştı ve Guinness Dünya Rekoru kırıldı.
Bu sayıyı bir güne yaydığınızda dünyada ortalama olarak saniyede 80’den fazla oyun oynandığı anlamına geliyor. Yani siz bir paragrafı okuyana kadar dünyanın bir yerlerinde yüzlerce yeni satranç oyunu başlamış olabilir.
8. İnsan 12 yaşında büyükusta olabiliyor
Satrançta “Grandmaster”, yani büyükusta unvanı, dünyanın en zor ulaşılan spor ve zihin oyunu unvanlarından biri. Buna rağmen bazı çocuklar bu seviyeye daha ortaokul çağında ulaşabiliyor.
Arjantinli Faustino Oro, 2026’da büyükusta şartlarını 12 yaş 6 ay 26 günlükken tamamladı ve tarihin en genç ikinci büyükustası oldu. Rekor ise 2021’de 12 yıl 4 ay 25 günlükken büyükusta olan Abhimanyu Mishra’ya ait. Bu yaşlarda bazı çocukların en büyük problemi ertesi gün beden eğitimi dersi olup olmadığını hatırlamakken, bazıları dünyanın en güçlü satranççılarıyla aynı unvanı taşıyor. İkisi de çocukluk; yalnızca biri biraz daha sıra dışı.
9. Bir Dünya Şampiyonası oyunu neredeyse sekiz saat sürdü
Magnus Carlsen ile Ian Nepomniachtchi arasında oynanan 2021 Dünya Satranç Şampiyonası’nın altıncı oyunu, satranç tarihine yalnızca kalitesiyle değil uzunluğuyla da geçti. Karşılaşma 136 hamle sürdü ve yaklaşık 7 saat 47 dakika sonunda Carlsen’in galibiyetiyle bitti.
Bu oyun Dünya Satranç Şampiyonası tarihinin en uzun karşılaşması oldu. Oyuncular tek bir pozisyon üzerinde saatler boyunca hesap yaptı, plan değiştirdi, yeniden hesapladı ve mücadeleyi sürdürdü. Satrançta “Bir el atalım mı?” teklifinin bazen oldukça ciddi zaman yönetimi gerektirdiğinin kanıtıdır.
10. Bazen bütün oyun iki hamlede bitebilir
Satrançta bir oyun yüzlerce hamle sürebilir, ama teorik olarak beyaz oyuncu daha ikinci hamlesinde mat olabilir. “Fool’s Mate”, yani Çoban Matı olarak bilinen dizilişte beyaz şahının çevresini dikkatsizce açar ve siyah vezir çok kısa sürede mat pozisyonuna ulaşır.
İşin eğlenceli tarafı şu: Bir tarafta 10 üzeri 120 mertebesinde olasılık barındıran, saatlerce sürebilen son derece karmaşık bir oyun vardır; diğer tarafta ise iki kötü hamleyle her şey bitebilir. Satranç bazen evren kadar karmaşık, bazen de iki karar kadar basittir.
Satranç dünyasının cazibesi biraz da bu zıtlıklarda saklı. İnsanlar uzayda satranç oynayabiliyor, bir adam gözlerini kapatıp 48 ayrı tahtayı zihninde taşıyabiliyor, bilgisayar saniyede yüz milyonlarca konumu inceleyebiliyor ve bütün bunlara rağmen oyun hâlâ aynı 64 kare üzerinde oynanıyor. Satranç son derece ciddi bir oyun olabilir ama hikâyeleri, neyse ki, fazlasıyla eğlenceli.