Satrançta asıl kazanç çoğu zaman skor tabelasında değil, oyunun içinde yaşanıyor. Çocuk her karşılaşmada plan kuruyor, seçenekleri karşılaştırıyor, karşısındaki oyuncunun düşüncesini hesaba katıyor ve yeni durumlara uyum sağlıyor. Bu yüzden satranç, şampiyon yetiştirmekten önce düşünme biçimini geliştiren bir öğrenme alanı olarak değer taşıyor.
Satrançla yeni tanışan bir çocuk için en kolay ölçü oyunun sonucudur. Anne babalar da bazen aynı ölçüyü kullanır ve maçtan çıkan çocuğa ilk olarak “Kazandın mı?” diye sorar. Oysa gelişim açısından daha değerli sorular da vardır: Hangi planı kurdun, seni hangi hamle şaşırttı, bir kez daha oynasan neyi farklı yapardın? Bu sorular sonucu küçültmez; sonucu öğrenmenin bir parçasına dönüştürür.
Çocuk gelişimi araştırmaları, bu bakışın neden önemli olduğunu uzun zamandır gösteriyor. Columbia Üniversitesi’nden Claudia Mueller ve Carol Dweck’in Journal of Personality and Social Psychology’de yayımlanan araştırmasında beşinci sınıf öğrencileriyle altı ayrı deney yapıldı. Çocukların bir bölümü başarılarından sonra zekâları üzerinden, bir bölümü ise gösterdikleri çaba üzerinden övüldü. Çabası ve çalışma biçimi öne çıkarılan çocuklar, sonraki aşamalarda öğrenmeye yönelik hedefleri daha fazla benimsedi, daha zor görevlerle ilgilenmeye devam etti, yaptıkları işten daha fazla keyif aldı ve nasıl gelişebileceklerini öğrenmeye daha fazla ilgi gösterdi.
Bu bulgu satranç masasına doğrudan taşınabilir. “Sen çok yeteneklisin” ya da yalnızca “Kazandın, bravo” demek yerine çocuğun kullandığı sürece dikkat çekmek mümkündür: “Bu oyunda farklı seçenekler düşündün”, “Planını değiştirebilmen çok iyiydi”, “O konumda başka bir yol buldun.” Böyle bir geri bildirim, çocuğun başarısını yalnızca sonuçla değil, geliştirebildiği becerilerle ilişkilendirmesine yardımcı olur.
Üstelik bu ilişkinin günlük hayatta da görüldüğünü düşündüren uzun süreli veriler var. Chicago ve Stanford üniversitelerinden araştırmacıların Child Development dergisinde yayımlanan çalışmasında 53 çocuk, henüz 14–38 aylıkken aileleriyle günlük etkileşimleri sırasında gözlendi. Araştırmacılar ebeveynlerin çocuğun çabasını, stratejisini ve yaptığı işi öven “süreç odaklı” ifadelerini kaydetti. Aynı çocuklar 7–8 yaşına geldiklerinde yeniden değerlendirildi. Küçük yaşlarda daha fazla süreç odaklı övgü alan çocukların yıllar sonra becerilerin geliştirilebilir olduğuna daha fazla inandıkları, zorlayıcı görevleri daha olumlu karşıladıkları ve gelişmek için strateji üretmeye daha yatkın oldukları görüldü.
Satranç bu yaklaşım için çok uygun bir ortam sağlıyor, çünkü çocuk aynı oyun içinde defalarca düşünme sürecini yaşayabiliyor. Bir konumda plan kuruyor, başka bir konumda yeni bir seçenek keşfediyor, rakibinin hamlesiyle tahta değiştiğinde fikrini yeniden düzenliyor. Oyunun sonucu ne olursa olsun çocuk bu zihinsel işlemleri gerçekleştirmiş oluyor. Bir saatlik satranç karşılaşmasının değeri, son karede kimin şahının mat olduğundan çok daha geniş bir yerde yatıyor.
Bu nedenle anne babanın satrançtaki rolü, oynanan oyunun içindeki gelişimi görünür hale getirmek olabilir. Çocuk bir turnuvadan çıktığında “Kaçıncı oldun?” sorusu elbette sorulabilir; ama yanına “Bugün ne öğrendin?” sorusu eklendiğinde satrancın eğitim değeri büyür. Böylece çocuk, rakibini geçmeyi tek başarı ölçüsü olarak görmek yerine kendi oyununu dünden biraz daha iyi anlamaya başlar.
Satranç tarihinde Kasparovlar, Karpovlar ve Carlsenler çok azdır. Satranç oynayan milyonlarca çocuğun böyle bir hedefe ihtiyacı da yoktur. Çünkü 64 kare herkes için başka bir başarı sunabilir: daha dikkatli düşünmek, daha çok seçenek görmek, strateji geliştirmek, yeni bilgiye uyum sağlamak ve her oyundan biraz daha fazlasını bilerek kalkmak. Çocuğunuza satrancı şampiyon olsun diye değil, düşüncesini geliştirebileceği bir alanı olsun diye öğretmek, belki de oyunun ona verebileceği en büyük hediyedir.
MAÇTAN SONRA SORULABİLECEK 4 SORU
Bugün en çok hangi hamleni sevdin?
Seni en çok hangi hamle şaşırttı?
Hangi planın işe yaradığını düşündün?
Bir kez daha oynasan neyi farklı denemek isterdin?
Amaç, çocuğun kendi oyununu anlatmasını sağlamak. Çünkü satrançta gelişimin önemli bir bölümü, çocuk yaptığı şeyi düşünmeye başladığında görünür hale gelir.