Bir çocuğun önüne satranç tahtasını koyduğunuzda ondan yalnızca doğru taşı bulmasını istemezsiniz. Tahtanın tamamını görmesi gerekir. Kendi taşlarının yerini, karşısındaki oyuncunun seçeneklerini, birkaç farklı hamlenin nereye varabileceğini ve kendi planını aynı anda düşünür. Sonra bunların arasından birini seçer. Birkaç dakika sonra yeni bir durum oluşur ve aynı süreç yeniden başlar.
Bu nedenle satrançta asıl eğitim çoğu zaman taşı oynadığımız anda değil, taşı oynamadan hemen önce gerçekleşir.
İspanya’daki Girona Üniversitesi Satranç ve Eğitim Gözlemevi’nin 2025’te yayımladığı araştırma bunun iyi örneklerinden biri. Marc Baig, Carles Rostan ve Carme Saurina’nın “Effect of a Chess Training Program on the Development of the Executive Functions in Primary School” adlı çalışmasında 8–12 yaşındaki 40 çocuk dört ay boyunca izlendi. Çocukların yarısı yaklaşık 48 saatlik satranç atölyesine, diğer yarısı ise aynı süre boyunca okulun farklı eğitim atölyelerine katıldı.
Satranç derslerinin merkezinde son derece basit bir ilke vardı: “Observe, Think and Play” — “Bak, Düşün, Oyna.”
Çocuk önce çevresindeki durumu inceliyor, ardından önündeki seçenekleri değerlendiriyor ve sonra hamlesini yapıyordu. Program yalnızca oyun oynatmaktan oluşmuyordu. Taşların hareketleri üzerinden problem çözme, seçenek üretme, akıl yürütme ve farklı çözümleri karşılaştırmaya dayalı etkinlikler kullanılıyordu. Haftada üç saat uygulanan bu yöntem dört ay boyunca devam etti.
Araştırmacılar programın sonunda çocukların günlük yaşamda kullandıkları zihinsel becerileri öğretmen ve aile değerlendirmeleriyle yeniden ölçtü. Öğretmen değerlendirmelerinde satranç atölyesine katılan çocukların yürütücü işlevlerinin tamamında anlamlı gelişmeler görüldü. En belirgin değişimlerden biri bilişsel esneklikti.
Bilişsel esneklik, basitçe, tek bir düşünceye bağlı kalmadan yeni duruma göre zihinsel yön değiştirebilmek demek. Satranç bunun küçük örnekleriyle doludur. Çocuk bir plan yapar; karşısındaki oyuncu farklı bir hamle yapar ve tahta değişir. Çocuk yeni duruma bakar, yeni seçenekler üretir ve planını yeniden düzenler. Bir oyunda bu işlem defalarca tekrarlanabilir.
Aynı araştırmada inisiyatif alma, planlama ve organizasyon, çalışma belleği, görev takibi ve genel yürütücü işlevlerde de gelişim ölçüldü. Başka bir deyişle satranç tahtası çocuğa yalnızca “hangi taşı oynayayım?” sorusunu sordurmuyor. “Şu anda ne oluyor?”, “Hangi seçeneklerim var?”, “Biraz sonra ne olabilir?” ve “Buna göre ne yapmalıyım?” sorularını da tekrar tekrar sorduruyor.
Bu sonuç daha önceki araştırmalarla da örtüşüyor. Uruguay’daki Universidad de la República’dan Gonzalo Grau-Pérez ve Karen Moreira, çocuk satranç oyuncularını aynı yaş, cinsiyet ve benzer akıcı zekâ düzeyindeki çocuklarla karşılaştırdı. Çocuklara dünyada yaygın olarak kullanılan iki psikolojik test uygulandı: biri planlama, diğeri bilişsel esneklik üzerineydi. Satranç oynayan çocuklar planlama testinde daha yüksek performans gösterdi; bilişsel esneklik ölçümlerinde de satranç oyuncuları lehine farklılıklar ortaya çıktı.
Bir anne baba açısından bütün bu araştırmaların en anlaşılır tarafı belki de şu: Satrançta çocuk karar vermeyi yalnızca dinleyerek öğrenmiyor, uyguluyor. Önüne sürekli yeni durumlar geliyor. Her durumda yeniden bakıyor, düşünüyor, karşılaştırıyor ve seçim yapıyor.
Bu yüzden “hamle öncesi düşünmek” yalnızca iyi satranç oynamanın yolu değil. Çocuğun zihninde tekrar tekrar kurulan bir düşünme alışkanlığı. Satranç tahtasında başlayan üç kelimelik düzen, hayatın başka alanlarında da kullanılabilecek kadar basit:
Bak. Düşün. Oyna.
ÜÇ KELİMELİK SATRANÇ ALIŞKANLIĞI
BAK Şu anda önümde nasıl bir durum var?
DÜŞÜN Hangi seçeneklerim var? Her biri beni nereye götürebilir?
OYNA Seçeneklerini değerlendirdikten sonra kararını ver.
40 çocuk – 48 saat – 4 ay Girona Üniversitesi’nin 2025 araştırmasında satranç eğitimi bu yöntemle yürütüldü. Öğretmen değerlendirmelerinde çocukların yürütücü işlevlerinin tümünde gelişme görüldü; özellikle bilişsel esneklik öne çıktı.